İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Orta Doğu ve çevresindeki dengeleri temelinden sarsacak, “Altıgen İttifak” adını verdiği yeni bir bölgesel doktrini kamuoyuna duyurdu. 22 Şubat’ta gerçekleşen kabine toplantısında diplomasi masasına yeni bir harita seren Netanyahu, Hindistan’dan Yunanistan’a, Güney Kıbrıs’tan Afrika ve Körfez ülkelerine uzanan bütüncül bir güvenlik ve ekonomi sistemi kurmayı hedeflediklerini belirtti. Bu yeni yapılanma, sadece askeri bir iş birliği değil, aynı zamanda küresel ticaret rotalarını yeniden çizecek bir jeopolitik blok niteliği taşıyor.
Bölgesel Güç Dengelerinde Yeni Perde: Altıgen İttifak
Netanyahu’nun “altıgen” olarak tanımladığı bu sistem, Hindistan’ın devasa pazarını, Orta Doğu’nun enerji kaynaklarını ve Akdeniz’in stratejik kapılarını bir araya getirmeyi amaçlıyor. Doğu Akdeniz’in jeopolitik önemi, son yıllarda keşfedilen hidrokarbon rezervleri ve deniz yetki alanları tartışmalarıyla zirveye ulaşmış durumda. Coğrafi olarak üç kıtanın kesişim noktasında bulunan bu bölge, küresel ticaretin %12’sinin geçtiği Süveyş Kanalı’na alternatif rotalar geliştirilmesi açısından kritik bir öneme sahip. İsrail yönetimi, bu ittifak aracılığıyla Ankara’nın bölgedeki artan ağırlığını dengelemeyi ve IMEC (Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru) projesini hayata geçirmeyi planlıyor.
Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin İsrail ziyareti öncesinde konuşan Netanyahu, tarihsel bir iddiayı da gündeme taşıdı. Birinci Dünya Savaşı döneminde Osmanlı Devleti’ni “işgalci” olarak nitelendiren İsrail Başbakanı, İngiliz ordusu saflarında savaşan Hintli askerlerin İsrail’in kuruluş sürecine katkı sağladığını öne sürdü. Diplomatik süreçlerde tarihsel anlatıların yeniden inşası, genellikle mevcut ittifakları meşrulaştırmak ve toplumsal hafızada ortak düşman algısı yaratmak için kullanılan bir yöntemdir. Türkiye’de ve dünyada diplomasi, bu tür iddiaların ardından genellikle arşiv belgeleri ve uluslararası hukuk normları çerçevesinde uzun soluklu bir inceleme sürecine girer.
Ankara’nın Stratejik Etkisi ve Küresel Savunma Rekabeti
İsrail basını, özellikle Yedioth Ahronot ve Daily New Post gibi mecralar aracılığıyla, bu ittifakın doğrudan Türkiye’nin bölgesel etkisine karşı kurulduğunu açıkça dile getiriyor. Ankara’nın Pakistan ve Bangladeş ile geliştirdiği savunma sanayii iş birlikleri, Yeni Delhi yönetiminde ciddi bir rahatsızlık uyandırmış durumda. Türkiye, bugün İHA ve SİHA teknolojileri başta olmak üzere küresel savunma pazarında oyun değiştirici bir aktör konumunda bulunuyor. Bu durum, Washington’daki dengelerden Orta Asya’daki güç denklemine kadar geniş bir alanı etkiliyor.
Uluslararası ilişkilerde bu tür bloklaşmalar, genellikle çok taraflı antlaşmalar ve savunma paktları ile resmiyet kazanır. Türkiye’nin bölgesel barışı koruma vizyonu ve insani diplomasi odaklı dış politikası, bu tür “karşı ittifak” girişimlerinin önündeki en büyük engel olarak görülüyor. Uzmanlar, İsrail’in bu hamlesinin henüz bir hükümet kararına dönüşmediğini ancak Savunma Bakanlığı nezdinde ön değerlendirmelerin sürdüğünü belirtiyor. Sonuç olarak, Altıgen İttifak planı, Orta Doğu’nun karmaşık denklemini daha da derinleştirecek ve küresel güçlerin bölgedeki satranç hamlelerini hızlandıracaktır.






