MENÜ
08 Haziran 2026 Pazartesi
DOLAR 46,0880 ▲ %0,09
EURO 53,1516 ▲ %0,04
ALTIN 6.415,19 ▲ %0,09

Netanyahu Zırhı Kuşandı: Yolsuzluk Davası Durdu

Adalet Değil Siyaset Kazandı

Hukuk, güçlülerin elinde esneyen bir oyun hamuruna dönüştüğünde, o ülkede demokrasiden bahsetmek sadece bir avuntudur. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, hakkındaki ağır yolsuzluk suçlamalarından kurtulmak için her türlü manevrayı yapmaya devam ediyor. Kudüs Bölge Mahkemesi’nin son kararı, yargının siyasi baskılara ne denli boyun eğebileceğinin en taze örneği oldu. Savcılığın sert itirazına rağmen, “güvenlik ve siyasi” kalkanının arkasına sığınan Netanyahu, bu hafta vermesi gereken ifadeyi bir kez daha erteletmeyi başardı.

Aslında bu sürpriz değil. Netanyahu yıllardır yargı sürecini bir yıpratma savaşına çevirdi. Mahkeme salonunda hesap vermek yerine, dosya numaralarının arasında kaybolmayı tercih ediyor. Yarın yapılması gereken duruşmada Netanyahu yerine başka bir tanık dinlenecek, Salı günkü oturum ise tamamen silindi. Bu, adaletin tecelli etmesi değil, suçlamaların zamana yayılarak unutturulmaya çalışılmasıdır. Halkın gözünün içine baka baka hukukun etrafından dolaşmak, sadece İsrail için değil, küresel adalet anlayışı için de bir utanç tablosudur.

Yolsuzluk Dosyalarının Karanlık İçeriği

Netanyahu’nun kaçtığı o dosyalar sıradan iddialar içermiyor. Kamuoyunda 1000, 2000 ve 4000 olarak bilinen bu dosyalar, bir devlet adamının yetkilerini nasıl kişisel çıkarı için kullanabileceğinin anatomisidir. Rüşvet, dolandırıcılık ve görevi kötüye kullanma suçlamalarıyla örülü bu davalarda, Netanyahu’nun medya patronlarıyla yaptığı gizli pazarlıklardan, aldığı fahiş değerdeki hediyelere kadar her şey dökülmüş durumda. Bu kadar ağır ithamların ortasında bir liderin hâlâ koltuğunda oturup yargıyı manipüle edebilmesi, sistemin ne kadar çürüdüğünü kanıtlıyor.

Dosya 4000, bunların içinde en ağırı olarak görülüyor. Bir telekomünikasyon devine sağlanan milyarlarca dolarlık imtiyazlar karşılığında alınan haber desteği, modern siyasetin en kirli alışverişlerinden biri. Ancak görünen o ki, İsrail yargısı bu ağır yükü taşımakta zorlanıyor. Netanyahu’nun her fırsatta öne sürdüğü “güvenlik” gerekçesi, artık hukuk devletinin önündeki en büyük engel haline gelmiş vaziyette. Adalet, güvenlik bahanesiyle her ertelendiğinde biraz daha ölüyor.

Trump ve Af Denklemi: Hukukun Sonu Mu?

Oyunun bir de uluslararası boyutu var ki bu durum meselenin sadece hukuk olmadığını kanıtlıyor. Donald Trump’ın Kasım 2025’te İsrail Cumhurbaşkanı Herzog’a gönderdiği o mektup, adaletin üzerine düşen en büyük gölgelerden biriydi. Bir başka ülkenin liderinin, yargı süreci devam eden bir siyasetçi için “af” talep etmesi, hukukun evrensel ilkelerine vurulmuş bir darbedir. Netanyahu, daha önce asla af istemeyeceğini defalarca söylemesine rağmen, köşeye sıkışınca Kasım 2025 sonunda bu talebe sarılmaktan çekinmedi. Bu ikiyüzlülük, iktidarı koruma hırsının her şeyin önünde olduğunu gösteriyor.

Peki, vatandaş için bu ne anlama geliyor? Eğer bir başbakan, yargıdan bu kadar kolay kaçabiliyorsa, sokaktaki insanın hukuk güvenliği kalmamış demektir. Netanyahu davası artık sadece kişisel bir yargılama değil; İsrail’in bir hukuk devleti mi yoksa kişiye özel yasaların işlediği bir yapı mı olduğunun sınavıdır. Mahkemenin her erteleme kararı, bu sınavdan bir kez daha kalındığını gösteriyor. Adalet yerini bulmadıkça, bu tiyatro daha çok perde açmaya devam edecektir.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir