Savaş Kabinesinden Sanık Sandalyesine
İsrail’in en çok tartışılan ismi Binyamin Netanyahu, aylardır süren sessizliğini ve ‘savaş’ mazeretini bir kenara bırakarak bugün hakim karşısına çıktı. Sokaktaki vatandaşın gözü kulağı cepheden gelecek haberlerdeyken, ülkenin bir numaralı ismi yolsuzluk, rüşvet ve görevi kötüye kullanma suçlamalarıyla dolu o meşhur duruşma salonuna giriş yaptı. Tam iki aydır adliye koridorlarından uzak duran, ‘devletin bekası’ diyerek duruşmaları erteleten Netanyahu için çember daralıyor mu? İsrail basınına göre bu dönüş, sadece hukuki bir zorunluluk değil, aynı zamanda siyasi bir krizin de fitilini ateşlemek üzere.
İran Saldırıları Sonrası İlk Durak Adliye
Hatırlarsınız, 28 Şubat’ta bölge adeta bir ateş topuna dönmüştü. ABD ile koordineli şekilde İran’a yönelik gerçekleştirilen o büyük operasyonlar silsilesi, Netanyahu’nun mahkeme takvimini de altüst etmişti. O günden bu yana ‘güvenlik’ gerekçesiyle mahkemeden uzak kalan Bibi, bugün ilk kez o soğuk sandalyeye oturdu. Sokakta konuşulan ise bambaşka: İnsanlar, ‘Savaş bitti mi ki Netanyahu yolsuzluk konuşmaya vakit buldu?’ diye soruyor. Ama işin aslı şu; yargı süreci, savaşın gölgesinde kalsa da durmuyor. Savcıların elindeki dosyalar tozlanmadı, aksine yeni tanıklarla daha da şişti.
Puro, Şampanya ve Medya Pazarlıkları
Netanyahu’nun başını ağrıtan o meşhur dosyalar aslında hepimizin bildiği ama unutmaya çalıştığı cinsten. Case 1000, Case 2000 ve Case 4000… İsimler kod gibi görünse de içerikleri çok net. Milyarder dostlardan gelen pahalı hediyeler, lüks purolar ve özel şampanyalar… Diğer yanda ise medya patronlarıyla yapılan ‘sen beni öv, ben senin önünü açayım’ pazarlıkları. Sokaktaki adam bugün geçim derdiyle boğuşurken, liderinin bu tarz şahsi menfaat suçlamalarıyla yargılanması İsrail içinde büyük bir öfke dalgasına neden oluyor. ‘Biz cephede can verirken, sen neyin pazarlığını yaptın?’ sorusu artık daha yüksek sesle soruluyor.
Siyasetin Geleceği Bu Odada Yazılıyor
Bugünkü duruşma sadece geçmişin bir hesabı değil, aynı zamanda İsrail’in geleceğinin bir fragmanı. Eğer mahkemeden Netanyahu aleyhine sert bir karar çıkarsa, savaşın gidişatı bile değişebilir. Muhalefet zaten pusuda bekliyor; sokaktaki protestocular ise ellerinde bayraklarla adliye önünü çoktan mesken tutmuş durumda. Netanyahu ise her zamanki dik duruşunu bozmamaya çalışıyor, bu davaların kendisine kurulmuş bir ‘siyasi kumpas’ olduğunu iddia etmeye devam ediyor. Ancak hakimlerin yüzündeki o sert ifade, bu sefer işinin her zamankinden zor olduğunu kanıtlar nitelikte. Bakalım, ‘siyasetin cambazı’ lakaplı lider, bu hukuk labirentinden çıkış yolunu bulabilecek mi?






