Ege’de Sular Isınıyor: Macron’dan Açık Çek
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Atina sokaklarında esen rüzgarı arkasına alarak Ege ve Akdeniz denklemini kökünden sarsacak açıklamalara imza attı. Yunanistan Başbakanı Miçotakis ile bir araya gelen Macron, diplomatik nezaket kurallarını bir kenara bırakıp doğrudan ‘egemenlik’ vurgusu yaptı. Avrupa Birliği’nin artık bir kağıttan kaplan olmaması gerektiğini savunan Fransız lider, bölgedeki dengeleri değiştirecek o meşhur soruyu yanıtladı: Ege’de bir kriz çıkarsa Fransa ne yapacak?
‘Yatağa Girdiğinde Dostunun Ne Yapacağını Bilirsin’
Macron’un cevabı, bölgedeki tansiyonu düşürmek yerine daha da körükleyecek cinsten. ‘Burada olacağız’ diyen Macron, 2021 yazında Doğu Akdeniz’de yaşanan o gerilimli günleri hatırlatarak, Fransa’nın askeri varlığını bir kez daha masaya sürdü. İttifakı bir ‘yatağa girme’ benzetmesiyle tanımlayan Macron, Yunanistan’ın egemenliğine yönelik herhangi bir meydan okumada Paris’in tereddüt etmeden harekete geçeceğinin sinyalini verdi. Bu sadece bir dostluk mesajı değil, aynı zamanda bölgedeki tüm aktörlere yönelik açık bir gövde gösterisi olarak kayıtlara geçti.
Milyarlarca Euroluk Savunma Faturası Kimin Cebinden Çıkıyor?
Siyasetçiler lüks salonlarda el sıkışırken, halkın gündemi her zamanki gibi görmezden geliniyor. Miçotakis, 2021’de imzalanan savunma işbirliği anlaşmasını yenileyeceklerini müjdeledi. Ancak bu ‘müjde’nin arkasında, halkın sırtına binen devasa bir savunma faturası yatıyor. ‘Daha akıllıca harcama’ kılıfı altında alınan Rafale jetleri ve fırkateynler, aslında ekonomik krizle boğuşan vatandaşın cebinden çıkan vergilerle finanse ediliyor. Kentlerin altyapısı çökerken, ulaşım sorunları çığ gibi büyürken, milyarlarca euronun silaha yatırılması, editör masasında bizim sinir uçlarımıza dokunan asıl mesele haline geliyor.
Avrupa Kendi Ordusunu mu Kuruyor?
Macron’un ‘öz güvenli Avrupa’ ve ‘kendi gündemini oluşturma’ söylemleri, aslında NATO’dan bağımsız bir Avrupa savunma mekanizmasının ayak sesleri. Paris, Washington’ın gölgesinden kurtulup Akdeniz’de kendi hegemonyasını kurmanın peşinde. Bu stratejik oyunun içinde Yunanistan bir ileri karakol görevi görürken, halk ise bitmek bilmeyen bu jeopolitik gerilimin gölgesinde yaşamaya mahkum ediliyor. Sokaktaki vatandaş için egemenlik sadece sınırlarla değil, aynı zamanda refah seviyesi ve huzurla ölçülür. Ancak bugün Atina ve Paris hattında konuşulanlar, huzurdan çok barutu andırıyor.
Diplomatik masalarda atılan imzalar ve verilen ‘buradayız’ sözleri, Ege’nin mavi sularını ısıtmaya devam edecek. Biz ise kentlerin gerçek sorunlarını, ulaşımı, pahalılığı ve bu devasa askeri harcamaların halka olan maliyetini sormaya devam edeceğiz. Macron ve Miçotakis yarın el sıkışıp anlaşmayı yenilerken, arka planda ödenen bedellerin hesabını kimin vereceği hala büyük bir soru işareti.






