Lefkoşa’dan Brüksel’e Tarihi Rest
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başbakanı Ünal Üstel, Avrupa Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesi’nin kabul ettiği son Türkiye raporuna karşı adeta ateş püskürdü. Başbakan Üstel, raporun içeriğinin sadece bir metinden ibaret olmadığını, aynı zamanda Kıbrıs Türk halkının özgür iradesine yönelik haksız bir saldırı niteliği taşıdığını belirtti. Raporda yer alan ifadelerin büyük bir hayret ve esefle karşılandığını dile getiren Üstel, Brüksel’in adadaki mevcut gerçekleri görmezden gelme konusundaki ısrarını sert bir dille eleştirdi.
Müdahale İddiaları ve Milli İrade Vurgusu
Raporda en çok tepki çeken kısımlardan biri, Türkiye Cumhuriyeti’nin Kıbrıs Türklerinin iradesine müdahale ettiği yönündeki üstü kapalı imalar oldu. Başbakan Üstel, bu yaklaşımın ne tarihi gerçeklerle ne de sahadaki demokratik işleyişle bağdaşmadığını hatırlattı. Kıbrıs Türk halkının kendi devletine ve demokratik kurumlarına sahip, seçimlerini özgürce yapan bir halk olduğunun altını çizen Üstel, Türkiye’nin desteğinin bir müdahale değil, garantörlükten doğan tarihi bir sorumluluk olduğunu ifade etti. Üstel’e göre, Kıbrıs Türklerini sadece bir ‘topluluk’ olarak gören zihniyet, çözümün önündeki en büyük engel olarak duruyor.
Müzakere Masası ve İki Devletli Çözüm
Avrupa Parlamentosu’nun raporunda, çözüm müzakerelerinin eski defterler üzerinden, yani kaldığı yerden devam ettirilmesi yönündeki çağrılar da Lefkoşa cephesinde karşılık bulmadı. Başbakan Üstel, artık yeni bir sayfanın açıldığını ve egemen eşitlik temelinde bir statü kazanılmadan masaya oturmanın bir anlamı kalmadığını vurguladı. BM Barış Gücü’nün yetkileri ve ara bölge tartışmalarına da değinen Üstel, tek taraflı anlatımların rapora yansıtılmasının tarafsızlık ilkesini yerle bir ettiğini belirtti. Özellikle ‘işgal’ söylemi üzerinden asker çekme çağrılarının yapılmasını, 1963 yılından bu yana halkın yaşadığı acıları ve güvenlik ihtiyacını yok sayan büyük bir vicdansızlık olarak niteledi.
AB’ye Adalet ve Gerçeklik Çağrısı
Başbakan Ünal Üstel, açıklamasının son bölümünde Avrupa Birliği kurumlarını şapkayı önüne koyup düşünmeye davet etti. Kıbrıs meselesinde daha adil, dengeli ve en önemlisi gerçekçi bir perspektif benimsenmesi gerektiğini kaydeden Üstel, Kıbrıs Türk halkının iradesini yok sayan hiçbir raporun geçerliliği olmayacağını net bir şekilde ortaya koydu. Lefkoşa’nın bu kararlı duruşu, önümüzdeki dönemde Doğu Akdeniz dengelerinde ve Türkiye-AB ilişkilerinde KKTC’nin ‘eşit statü’ talebinden taviz vermeyeceğinin en güçlü kanıtı olarak kayıtlara geçti. Rum tarafının tek yanlı iddialarını raporlaştıran anlayışın, adada sürdürülebilir bir barışa hizmet etmeyeceği bir kez daha tescillenmiş oldu.






