Kentin damarlarından biri koptu, nefes borusu tıkandı! Ortadoğu’nun en yüksek, Tahran ile Kerec’i birbirine bağlayan o devasa B1 Köprüsü, gökyüzünden yağan dehşetle paramparça oldu. Bu sadece bir köprü yıkımı değil, bu bir kent operasyonu, milyonlarca insanın günlük yaşamına indirilen alçakça bir darbe! Düşmanlık, siyasi hesaplaşmalar derken, sıradan vatandaşın altyapısı, ulaşım özgürlüğü, hatta can güvenliği hedef tahtasına kondu. Artık Tahran’ın o zaten kilitlenmeye yüz tutmuş trafiği, bir enkaz yığınının eteklerinde boğulacak. Kuzeye giden yollar çıkmaza girecek, ticaret sekteye uğrayacak. Peki kimin umrunda?
Hedef Sivil Halkın Can Damarıydı
Düşman bir kez vurdu, yetmedi. O çelik ve beton yığını çökerken can veren iki masum insan toprağa düşmüştü ki, insani yardım ekipleri enkaz başında can kurtarmaya çalışırken ikinci darbe geldi. Evet, yanlış duymadınız! Kurtarma ekiplerinin üzerine, Tabiat Günü kutlaması yapan sivillerin arasına ikinci bir saldırı düzenlendi. Elburz Valiliği’nin açıklamasıyla kanımız dondu: Köprü yakınlarında seyahat eden yolcular, çevrede vakit geçiren aileler… Tam 8 masum can yitirildi, 95 kişi yaralandı. Bu, sivil altyapıya, sivil hayata yapılan organize bir suikasttır. Bu, “savaş” adı altında masum insanların yaşam alanlarına göz göre göre saldırıdır.
Tahran’ın Akciğerleri Söküldü
B1 Köprüsü, sadece bir geçiş noktası değildi. Yaklaşık bin metre uzunluğuyla, Tahran’ın o boğucu trafik yükünü hafifletmek, Kerec ile başkent arasındaki nefes alışverişini hızlandırmak, kuzey illerine erişimi kolaylaştırmak için adeta bir soluk borusu gibi inşa ediliyordu. Geleceğin Tahran’ının en önemli ulaşım damarlarından biri olacaktı. Şimdi ne oldu? Beton yığınına dönen bu stratejik yapı, şehrin zaten gerilmiş sinir uçlarını tamamen felç etti. Milyonlarca insan için işe gidiş gelişler kâbusa dönecek, ürünler raflara ulaşmakta zorlanacak, acil durum araçları zamanla yarışırken enkazdan çıkan molozlarla boğuşacak. Bu, sadece bugünü değil, yarınları da rehin alan bir yıkım.
Misilleme Listesi: Bölge Köprüler Mezarlığına mı Dönüşecek?
İran’ın tepkisi gecikmedi. Tahran yönetimi, sadece kendi köprülerinin değil, tüm bölgedeki kritik geçiş noktalarının bulunduğu bir “misilleme listesi” yayımladı. Kuveyt’teki Şeyh Jaber Al-Ahmad Al-Sabah Deniz Köprüsü’nden, Suudi Arabistan ile Bahreyn’i bağlayan Kral Fahd Köprüsü’ne, Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki Şeyh Zayed ve Şeyh Khalifa köprülerinden, Ürdün’deki Kral Hüseyin, Damia ve Abdoun köprülerine kadar uzanan bu liste, bölgenin altyapısının topyekûn bir yıkıma sürüklenebileceğinin habercisi. Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi’nin “Sivil yapıların hedef alınması İranlıları teslim olmaya zorlamaz” sözleri, bu kanlı döngünün durmayacağını, aksine daha da hızlanacağını gösteriyor. ABD’nin zarar gören itibarından bahsederken, yıkılan o köprülerin altında ezilen canlar, kopan aileler kimin vicdanını sızlatacak?
Gerilimin Bedelini Kentler ve Vatandaşlar Ödüyor
28 Şubat’ta başlayan bu kanlı kapışma, bölgeyi bir cehenneme çevirdi. O günden bu yana 1340’tan fazla insan hayatını kaybetti. Yüksek Lider’in bile adı geçiyor! İran, İsrail’i, Ürdün’ü, Irak’ı ve ABD askeri varlıklarına ev sahipliği yapan Körfez ülkelerini insansız hava aracı ve füze saldırılarıyla hedef aldı. Bu yıkıcı tırmanışın faturasını, her seferinde o kentlerin kaldırımlarında yürüyen, köprülerinden geçen, evlerinde uyuyan masum vatandaşlar ödüyor. Altyapı çöküyor, ekonomiler kan kaybediyor, canlar yitip gidiyor. Bu kanlı oyunun sonu neresi? Kentlerimizi enkaz yığınına çevirmeden bu dehşet duracak mı?






