Savaşın Görünmeyen Faturası Masada
Hani bir tabir vardır; ‘Ayağını yorganına göre uzat’ diye. Netanyahu hükümeti bu kadim kuralı belli ki çoktan unutmuş. Ekim 2023’ten bu yana devam eden çatışmaların askeri bilançosu bir yana, asıl büyük deprem İsrail’in kasasında yaşanıyor. Savunma harcamalarını dizginlemek yerine orduya ucu açık bir alışveriş listesi sunan Tel Aviv yönetimi, ülkeyi 95 milyar dolarlık devasa bir borç sarmalına itmiş durumda. Bu sadece bir rakam değil; bir halkın geleceğinin, vergi yükünün ve refahının nasıl bir kara deliğe süpürüldüğünün belgesidir.
Netanyahu’nun ‘Ucu Açık’ Alışveriş Listesi
Yedioth Ahronoth gazetesinin sızdırdığı gizli belgeler, durumun vahametini gözler önüne seriyor. Netanyahu’nun ‘2025–2026 Doktrin ve Politika Kılavuzları’ başlıklı o çok gizli dosyasında, orduya adeta ‘Ne istersen al, fatura önemli değil’ denilmiş. İlk başta 216 milyar doları bulan astronomik talepler, Maliye Bakanlığı ile yapılan sıkı pazarlıklar sonucunda 10 yıl için 95 milyar dolara kadar ‘çekilebilmiş’. Ancak bu sözde indirim bile İsrail ekonomisinin sırtındaki kamburu hafifletmeye yetmiyor. Yeni hava filoları, mühimmat stokları ve çok cepheli savunma sistemleri derken, İsrail halkı önümüzdeki on yılları ipotek altına alınmış şekilde karşılayacak.
Vatandaşın Cebindeki Yangın Büyüyor
Ekonominin başındaki isimler, özellikle İsrail Merkez Bankası Başkanı Amir Yaron, tehlike çanlarını çalmaktan yoruldu. Borç veren uluslararası kuruluşların gözünde İsrail, artık ‘riskli ve borç batağına saplanmış’ bir ülke imajı çiziyor. Mevcut projeksiyonlar, borcun gayrisafi yurt içi hasılaya oranının 2035 yılına kadar yüzde 83’e fırlayacağını gösteriyor. Bu ne demek biliyor musunuz? Daha yüksek vergiler, kesilen sosyal yardımlar ve alım gücünün yerle bir olması demek. Üstelik bu tahminler, her şeyin yarın düzeleceği gibi aşırı iyimser bir varsayıma dayanıyor. Sahadaki gerçekler ise bu iyimserliği her gün biraz daha yerle bir ediyor.
Psikolojik Yıkım ve Ekonomik Çöküş El Ele
Olay sadece tank, tüfek ya da uçak maliyeti de değil. Binlerce yedek askerin iş gücünden çekilmesi, üretimin aksaması ve kamu maliyesindeki tahribat, halkın yaşam kalitesini kelimenin tam anlamıyla kemiriyor. Savaşın uzaması demek, sadece can kayıpları demek değil; aynı zamanda çocukların geleceğinden, eğitimden ve sağlıktan çalınan milyarlarca dolar demek. Netanyahu hükümeti silahlanma hırsıyla kasayı boşaltırken, sokaktaki vatandaşın sofrasındaki ekmeğin her geçen gün küçüldüğü gerçeğini kimse gizleyemez. Bu faturayı eninde sonunda ordu değil, vergisini ödeyen sıradan İsrail vatandaşı ödeyecek.






