21 Saatlik Maratonun Görünmeyen Ekonomik Faturası
İslamabad’da 11 yıl aradan sonra kurulan o büyük masa, 21 saatlik uykusuzluğun ve gergin pazarlıkların ardından ne yazık ki barış değil, devasa bir belirsizlik üretti. Bizim gibi enerjide dışa bağımlı ülkeler için bu sadece uzak bir coğrafyadaki ‘siyasi bir restleşme’ değil; bizzat mutfaktaki tüpün, depodaki mazotun ve çarşıdaki ekmeğin fiyatını belirleyen kritik bir kırılma anıdır. ABD heyetinin başındaki JD Vance ile İranlı Muhammed Kalibaf arasındaki o soğuk hava, aslında küresel piyasaların şah damarına basıyor. Masadan bir imza çıkmaması, piyasalarda ‘fırtına öncesi sessizlik’ olarak yorumlanıyor.
Hürmüz Boğazı: Küresel Ekonominin Şah Damarı Kilitli
Gelelim fasulyenin faydalarına; bu krizin bizim cebimize dokunan en somut tarafı Hürmüz Boğazı. Dünyadaki deniz yoluyla taşınan petrolün neredeyse beşte biri bu daracık su yolundan geçiyor. Müzakerelerde İran tarafı ‘önce barış, sonra boğazı açarız’ derken; ABD tarafı ‘önce boğazı açın, sonra bakarız’ resti çekti. Bu kördüğüm çözülmediği sürece küresel petrol arzı üzerindeki baskı kalkmayacak. Eğer Hürmüz trafiğe tam kapasite açılmazsa, önümüzdeki günlerde akaryakıt tabelalarında göreceğimiz rakamlar hepimizi terletebilir. Enerji maliyetlerindeki her artış, nakliyeden üretime kadar her kalem malın üzerine ‘gizli zam’ olarak eklenecek.
27 Milyar Dolarlık Kördüğüm ve Nükleer İnat
Pazarlık masasında sadece tüfeklerin susması konuşulmadı; masada tam 27 milyar dolarlık devasa bir para duruyor. İran, yurt dışında dondurulan petrol gelirlerinin serbest bırakılmasını şart koşuyor. Öte yandan 400 kilogramlık zenginleştirilmiş uranyumun akıbeti, Trump yönetiminin nükleer takıntısına takılmış durumda. Trump’ın ‘Nükleer dışındaki her şey teferruattır’ çıkışı, diplomasinin alanını daraltırken, ekonomik risk primlerini tırmandırıyor. Bu kadar büyük bir paranın ve nükleer gücün pazarlık konusu olduğu bir ortamda, yatırımcı önünü göremiyor. Yatırımcının önünü göremediği her saniye, gelişmekte olan piyasalar için sermaye çıkışı ve kur baskısı anlamına geliyor.
Trump’ın Tehditleri: Piyasa Bu Dili Sevmez
Diplomasi trafiği sonuçsuz kalınca, Donald Trump yine bildiğimiz o sert üslubuna geri döndü. ‘İran’ı bir saatte yok ederim’ veya ‘su arıtma tesislerini vururum’ gibi çıkışlar, sadece askeri bir tehdit değil, küresel emtia piyasalarına atılmış bir el bombasıdır. Bu tür söylemler, petrol fiyatlarındaki spekülasyonu azdırır, altın fiyatlarını yukarı çeker ve güvenli liman arayışını hızlandırır. 21 Nisan’a kadar süreceği söylenen o kırılgan ateşkesin pamuk ipliğine bağlı olduğunu biliyoruz. Eğer o ip koparsa, küresel ekonominin 2026 yılını büyük bir durgunlukla kapatması işten bile değil. Vatandaşın anlayacağı dille söylemek gerekirse; büyüklerin bu inatlaşması, yine küçük esnafın ve dar gelirlinin sırtına binecek bir enflasyon dalgası hazırlıyor.






