Diplomasi Masasında Barış Sahada Savaş
Bir yanda milyarlarca dolarlık gizli pazarlıklar, diğer yanda Basra Körfezi’ni aydınlatan füze rampaları; Washington ve Tahran hattında diplomasi artık namlunun ucunda yürütülüyor. Ateşkesi 60 gün daha uzatmayı öngören mutabakat zaptı üzerindeki mürekkep kurumadan, ABD ordusunun İran’ın güneyini bombalaması küresel piyasalarda ve diplomatik koridorlarda şok etkisi yarattı. Pentagon’un meşru müdafaa olarak sunduğu, Tahran’ın ise açık bir ateşkes ihlali olarak tanımladığı bu hamle, barışın aslında ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğunu gösteriyor.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), operasyonun Hürmüz Boğazı’na mayın döşemeye çalışan Devrim Muhafızları unsurlarını durdurmak için yapıldığını açıkladı. İran ise Bender Abbas yakınlarındaki füze mevzileriyle bu hamleye karşılık verdi. Ancak bu askeri gerilim, kapalı kapılar ardında süren büyük pazarlığı gölgelemeye yetmiyor. Çünkü her iki taraf da ekonomik ve askeri sınırlarının sonuna gelmiş durumda.
Hürmüz Geçişi ve Zenginleştirilmiş Uranyum Formülü
İran, dünya petrol ticaretinin şah damarı olan Hürmüz Boğazı üzerindeki baskısını hafifletmek için şaşırtıcı bir geri adım attı. Tahran yönetimi, boğazdan geçen gemilerden “geçiş ücreti” değil, “çevre vergisi” adı altında operasyonel ücret tahsil edileceğini duyurarak uluslararası hukuka uygun bir kılıf hazırladı. Bu esneklik, Trump cephesinde de karşılık buldu. Donald Trump, zenginleştirilmiş uranyum stoklarının doğrudan ABD’ye teslim edilmesi dayatmasından vazgeçerek, uluslararası denetçilerin gözetiminde yerinde imha veya Çin gibi üçüncü bir ülkeye devredilmesini içeren daha yumuşak seçenekleri masaya getirdi.
Doha’da Milyar Dolarlık Pazarlık
Katar’ın başkenti Doha’da yürütülen gizli diplomaside ise asıl düğüm para üzerinde kopuyor. İran heyeti, yaptırımlar nedeniyle yurt dışında dondurulan 24 milyar dolarlık fonun yarısının anlaşmanın ilan edildiği an, kalan kısmının ise 60 gün içinde serbest bırakılmasını şart koşuyor. Bu finansal can simidi, ekonomik krizle boğuşan Tahran için hayati önem taşıyor. Ancak bu talebin Washington tarafından tam olarak nasıl karşılanacağı henüz belirsizliğini koruyor.
Trump’ın Ortadoğu Planına Riyad ve İslamabad’dan Ağır Darbe
Washington’ın İran’ı tamamen kuşatma ve İsrail’in elini rahatlatma stratejisi ise sert bir duvara çarptı. Trump’ın, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ı İbrahim Anlaşmaları’na dahil etme planına İslamabad ve Riyad’dan jet hızıyla ret yanıtı geldi. Pakistan tarafı, temel ideolojileriyle uyuşmayan ve güvenilmez aktörlerle aynı masaya oturmayacaklarını sert bir dille ilan ederken; Suudi Arabistan, bağımsız bir Filistin devleti kurulmasını öngören net bir yol haritası olmadan hiçbir normalleşme adımını atmayacağını yineledi. Bu durum, ABD’nin bölgedeki tek taraflı dayatmalarının artık kolayca kabul görmeyeceğini açıkça kanıtlıyor.
Kaynak: Hürriyet






