MENÜ
BIST 100 14.070,98 %0,06
DOLAR 47,2080 %0,06
EURO 53,9507 %0,04
ALTIN 6.155,45 %1,26
FAİZ 41,71 %0,53
BITCOIN 3.093.309 %2,23

İran Ürdün’deki ABD Üslerini Vurdu: İki Amerikan Askeri Öldü

haber 1784612046

Muwaffaq Salti Hava Üssü Saldırısında ABD Askerleri Hayatını Kaybetti

Amerika Birleşik Devletleri ve İran arasındaki askeri ve siyasi gerilim tırmanırken, çatışmaların coğrafi odağı Ürdün’e kaydı. Tahran yönetiminin, Ürdün sınırları içinde konuşlu Amerikan askeri tesislerine yönelik füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarını yoğunlaştırdığı belirtildi. Washington’ın Orta Doğu’daki stratejik planlamalarını doğrudan etkileyen bu hamlelerin arkasındaki askeri ve siyasi hesaplar uluslararası kamuoyunda tartışılıyor.

Geçtiğimiz hafta sonu İran unsurları tarafından gerçekleştirilen füze harekatında, Ürdün’de yer alan Muwaffaq Salti Hava Üssü doğrudan hedef alındı. Düzenlenen saldırı sonucunda iki ABD askerinin yaşamını yitirdiği, bir askerin ise kaybolduğu açıklandı. Bu can kayıpları, iki aktör arasında daha önce yürürlüğe giren fakat daha sonra geçerliliğini yitiren ateşkes döneminden bu yana İran kaynaklı saldırılarda yaşanan ilk Amerikan askeri kayıpları olarak kayıtlara geçti.

Saldırının hemen ardından Amerika Birleşik Devletleri bölgedeki askeri teyakkuz seviyesini yükseltti. Pentagon yetkilileri, gerçekleştirilen bu eylemin yanıtsız kalmayacağını net bir dille ifade etti. Ancak Muwaffaq Salti Hava Üssü’ne yapılan bu harekatın, Tahran’ın Ürdün’deki Amerikan varlığına yönelik tek girişimi olmadığı belirtiliyor. Wall Street Journal gazetesinin yayımladığı rapora göre, Tahran son dönemde Ürdün’deki farklı Amerikan üslerini de hedef tahtasına koydu. Bu saldırılarla hem Washington yönetimine doğrudan mesaj iletilmesi hem de ABD ile yakın müttefiklik ilişkisi yürüten Amman hükümeti üzerinde baskı oluşturulması hedefleniyor.

Saldırıların Arkasındaki Siyasi ve Askeri Sebepler

İran’ın Ürdün’yi hedef alan askeri operasyonlarının temelinde yalnızca ABD askeri tesislerinin varlığı bulunmuyor; Amman yönetiminin Washington ile kurduğu derin stratejik ortaklık da bu süreçte kritik rol oynuyor. Amerikalı askeri yetkililer, Tahran’ın Ürdün’ü ABD’nin bölgesel politikalarındaki en önemli destek üslerinden biri olarak konumlandırdığını ifade ediyor.

Son olarak İran güçlerinin, Amerikan askerlerinin görev yaptığı Kral Faysal Hava Üssü’nü hedef alan bir saldırı gerçekleştirdiği bildirildi. Bununla birlikte, Ürdün’deki bir diğer askeri havalimanının daha vurulduğu ve buradaki ABD Kara Kuvvetleri’ne ait bazı Black Hawk tipi askeri helikopterlerin hasar gördüğü belirtildi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), saldırılarda meydana gelen hasarın boyutuna ilişkin detaylı veri paylaşmaktan kaçınırken, Pentagon kaynakları durum değerlendirmesinin sürdüğünü ve bölgedeki birlikler için yeni güvenlik tedbirlerinin devreye alındığını aktardı.

Tahran Savaşın Çeperini Genişletmeyi mi Hedefliyor?

İran’ın Ürdün’deki Amerikan üslerine saldırması, Washington’a yönelik sınırlı bir gözdağı verme eylemi mi yoksa bölgesel bir savaşın öncü adımı mı? İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) uzmanı Dr. Çağatay Balcı, konuya ilişkin değerlendirmesinde, bu hamlelerin yalnızca ABD’ye yönelik sembolik bir mesaj olarak yorumlanmaması gerektiğini savunuyor.

Dr. Balcı, İran’ın Körfez bölgesinde yer alan ABD üslerini de doğrudan vurabilecek kapasiteye ulaştığına dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Ürdün’e yönelik saldırılarla ABD’ye sembolik bir uyarı verilmesi amaçlanmıyor. İran, bu hamleleriyle askeri baskının artması durumunda savaşı tüm bölgeye yayacağını ve daha önce söylem düzeyinde kalan stratejisini sahada uygulamaya geçireceğini ilan etmiş oluyor.”

Ürdün’ün Bölgesel Konumu ve Savunma Kapasitesi

Yaklaşık beş aydır süren askeri hareketlilikte Ürdün, ABD’nin bölgedeki operasyonel kabiliyeti için hayati bir merkez haline geldi. Amman yönetimi, uzun yıllardır Washington ile askeri, istihbari ve güvenlik alanlarında güçlü bir entegrasyon yürütüyor. Orta Doğu Enstitüsü araştırmacısı ve eski Amerikalı diplomat Alan Eyre, İran’ın Ürdün’ü hedef seçmesinde coğrafi ve siyasi faktörlerin bir arada rol oynadığını belirtiyor.

Eyre, Ürdün’ün ABD’nin bölge politikalarıyla tam uyum gösterdiğini ve ekonomik açıdan Washington’a bağımlı olduğunu dile getirdi. Eski diplomat, İran’ın bu misilleme stratejisine yönelmesine kadar Ürdün’deki Amerikan askeri varlığının güvenli bir liman olarak görüldüğünü ancak son gelişmelerle birlikte bu tablonun değiştiğini ifade etti. Bu bağlamda, Ürdün’ün ABD ile ortaklığının Amman’ın güvenlik politikalarını nasıl etkileyeceği sorusuna yanıt veren Dr. Çağatay Balcı, Ürdün yönetiminin Körfez ülkelerine benzer şekilde hareket edeceğini ve ABD’ye sağladığı askeri desteği artırmanın ötesinde radikal bir politika değişikliğine gitmeyeceğini öngörüyor.

Washington Bölgeye Gelişmiş Savaş Uçakları Sevk Ediyor

İran’ın Ürdün’deki saldırıları, Trump yönetiminin İran içindeki askeri noktalara, altyapı tesislerine ve köprülere yönelik hava operasyonlarını yoğunlaştırdığı bir döneme rastladı. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, Amerikan askerlerinin hayatını kaybetmesinin Washington’ın bölgedeki kararlılığını pekiştireceğini vurguladı. Bu açıklamanın ardından ABD, Orta Doğu’daki askeri gücünü pekiştirmek için yeni savaş uçakları ve destek birimlerini yola çıkardı.

Wall Street Journal’ın haberine göre, Almanya’da bulunan Spangdahlem Hava Üssü’nden kalkan F-16 savaş uçakları ile İngiltere’deki Lakenheath Hava Üssü’nden havalanan gelişmiş F-35 savaş uçakları bölgeye konuşlandırıldı. Uzun menzilli operasyonları desteklemek üzere havadan yakıt ikmal uçakları da bölgeye sevk edildi. Pentagon bu uçakların tam olarak hangi üslere konuşlandırılacağını gizli tutarken, askeri analistler Ürdün ve İsrail’in bu harekat planında merkezi rol oynayacağını belirtiyor.

Körfez’de Amfibi Harekat İhtimali ve İsrail Detayı

ABD’nin yaptığı askeri yığınakların tırmanışı önleyip önlemeyeceği tartışılırken, Dr. Çağatay Balcı ilerleyen dönemde Hürmüz-Basra Körfezi merkezli bir amfibi askeri harekat beklediğini ifade etti. Balcı, ABD’nin son operasyonel adımlarının kıyı şeridini ve adaları kapsayacak bir kara-deniz harekatının ön hazırlığı niteliğinde olduğunu, ancak bunun ABD için oldukça maliyetli ve belirsiz bir süreç olacağını kaydetti.

Ürdün’ün coğrafi konumu, Körfez ülkelerine kıyasla İran’ın füze menzilinden daha uzak olması nedeniyle ABD için bir avantaj sağlasa da ülkenin sınırlı askeri kapasitesi uzun vadeli bir gerilimde ciddi riskler barındırıyor. İran’ın doğrudan İsrail’deki ABD unsurları yerine Ürdün’deki üslere yönelmesi de bu kapasite farkından kaynaklanıyor. İsrail Savunma Bakanı Israel Katz’ın olası bir balistik füze saldırısına en sert şekilde yanıt verileceğini açıklaması, İran’ın daha düşük riskli bir hedef olarak gördüğü Ürdün’deki Amerikan mevzilerine odaklanmasına neden oluyor.

Kaynak: Hürriyet

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bölge Gündemi

Mobil uygulamamızı indirin, yerel haberleri kaçırmayın!

Gizliliğe genel bakış

Bölge Gündemi olarak, ziyaretçilerimizin kullanıcı deneyimini iyileştirmek ve sitemizin performansını ölçmek amacıyla çerezler (cookies) kullanıyoruz. Bu panel üzerinden, sitemizde kullanılan çerezlerin kapsamını görebilir ve tercihlerinizi kişiselleştirebilirsiniz.

Kesinlikle gerekli olan çerezler, web sitemizin temel fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için her zaman aktif durumdadır. Diğer çerez gruplarını ise aşağıda yer alan sekmelerden yönetebilirsiniz.