ABD’nin İran’a yönelik deniz baskısını hafifletmesini fırsat bilen Tahran yönetiminin, Asya merkezli alıcılarla hızla temasa geçerek büyük ölçekli ham petrol sevkiyatlarına başladığı belirtildi. Washington ile Tahran arasında haziran ayında sağlanan geçici uzlaşmanın ardından harekete geçen İran tankerlerinin, küresel yaptırımları aşarak uluslararası sularda yoğun bir hareketlilik başlattığı bildirildi.
Wall Street Journal gazetesinin aktardığı verilere göre, haziran ayının son günlerinden itibaren yaklaşık 20 İran petrol tankeri, ham petrol yükleriyle birlikte Malezya’nın doğu kıyısı açıklarındaki uluslararası sularda toplanmaya başladı. Deniz trafiği izleme kayıtlarında, bu hareketlilikte rol oynayan ilk gemilerin Diona, Hero II ve Sonia 1 olduğu, 13 Temmuz tarihinde ise Stream isimli tankerin bölgeye ulaştığı görüldü. Enerji sektörü analistleri, yüklü miktarda petrol taşıyan bu gemilerin rotasının büyük oranda Çin olduğunu ifade ediyor.
Bir Ayda 70 Milyon Varil İhracat İddiası
Nükleer Karşıtı İran Koalisyonu (UANI) ve bağımsız enerji uzmanlarının hazırladığı raporlara göre, ablukanın gevşetildiği haziran ortası ile temmuz ortası arasındaki bir aylık zaman diliminde İran, yaklaşık 70 milyon varil ham petrol ihraç etmeyi başardı. Uzmanlar, elde edilen bu kritik finansal kaynağın, ABD’nin ileride Hürmüz Boğazı üzerinden uygulaması muhtemel yeni yaptırımlara karşı Tahran için güçlü bir mali kalkan işlevi göreceğini vurguluyor. Uzun süredir uluslararası finansal sistemden dışlanan ve enerji gelirleri daralan İran ekonomisi için bu satışların hayati önem taşıdığı kaydediliyor.
“Tahran’ın Masadaki Elini Güçlendiren Hamle”
İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) bünyesinde çalışmalarını sürdüren uzman Oral Toğa, sağlanan bu gelirin Tahran rejimi açısından stratejik bir kazanım olduğunu belirtti. Toğa, devlet memurlarının maaşlarının ödenmesi, temel ithalat kalemlerinin sürdürülmesi ve bölgesel askeri faaliyetlerin finanse edilmesinin bu kaynağa bağlı olduğunu ifade etti. Kasasında döviz rezervi biriken bir yönetimin diplomatik müzakerelerde kolay kolay taviz vermeyeceğini dile getiren Toğa, ABD’nin liman ablukasını gelecekteki müzakerelerde en son koz olarak kullanmak isteyeceğini öngörüyor.
Malezya Açıklarında Gizli Transfer Yöntemi
İran’ın bu ihracat sürecinde kullandığı yöntemlerin, geçmiş yıllarda yaptırımları delmek için uygulanan taktiklerle birebir örtüştüğü gözleniyor. Tankerlerini doğrudan hedef ülkelere göndermeyen Tahran, gemilerini Malezya kara sularının hemen dışındaki güvenli bölgede bekletiyor. Burada, “gemiden gemiye transfer” (STS) adı verilen yöntemle, devasa borular aracılığıyla petrol farklı ülkelere ait veya farklı bayraklar taşıyan tankerlere aktarılıyor. Bu işlem tamamlandıktan sonra yeni gemiler rotalarını Çin’e çeviriyor. Yaptırım riskinden kaçınan Çinli küçük özel rafineriler, piyasa fiyatının oldukça altında satılan bu petrolün en büyük alıcısı konumunda bulunuyor.
2018’den Bu Yana Kurulan Yerleşik Sistem
Uygulanan bu yöntemlerin yeni olmadığını vurgulayan İRAM uzmanı Oral Toğa, 2018 yılından bu yana devam eden ABD baskısının İran’a bu lojistik ağı kurması için yeterli zamanı kazandırdığını belirtti. Günümüzde konum koordinatlarını kapatan hayalet tankerler, paravan şirketler ve Amerikan doları dışındaki para birimleriyle işleyen finansal kanallardan oluşan köklü bir mekanizma bulunuyor. Ancak Toğa, bu ablukayı kırmanın küresel bir maliyeti olduğuna da işaret ederek, petrol fiyatlarının yükseldiğini, üçüncü ülkelere ait gemilerin sürece dahil olduğunu ve Çin merkezli alıcılar sebebiyle Washington ile Pekin’in karşı karşıya geldiğini söylüyor.
İran Depoladığı Stokları Hızla Piyasaya Sürdü
ABD ile İran arasında 17 Haziran’da gerçekleşen geçici mutabakatın hemen ardından Çabahar Limanı’ndaki yüklü tankerlerin hızla Asya yönüne hareket ettiği görüldü. Haziran ayının ikinci yarısında Çin’e yaklaşık 50 milyon varil petrol ulaştırıldığı tahmin ediliyor. Singapur merkezli UANI analisti Charlie Brown, ablukanın kalkmasıyla birlikte İran’ın daha önce depoladığı devasa stokları hızla devreye soktuğunu ve bu sayede güçlü bir mali tampon oluşturduğunu ifade etti. Brown, bu gelirlerin önümüzdeki aylarda Tahran’ın ekonomik hareket kabiliyetini artıracağını öngörüyor.
Çin’in Enerji Politikası ve İran’ın Bağımlılığı
Atlantik Konseyi Orta Doğu uzmanı Jonathan Panikoff de İran ekonomisinin tarihi bir darboğazdan geçtiğini ve elde edilen her bir doların Tahran yönetimi için kritik önemde olduğunu vurguladı. Analizlere göre Çin, İran’ın ihraç ettiği petrolün yaklaşık yüzde 90’ını tek başına satın alıyor. Uzman Oral Toğa, Pekin’in Washington’ın yaptırım baskılarına rağmen bu alımları sürdürerek kendi enerji güvenliğini ön planda tuttuğunu belirtiyor. Ancak Çin’in bu süreci resmi devlet şirketleri yerine bağımsız özel rafineriler üzerinden ve ciddi indirimlerle yürütmesi, İran’ı fiyat belirleme gücünden yoksun bırakarak Pekin’e bağımlı hale getiriyor.
Kaynak: Hürriyet






