MENÜ
12 Haziran 2026 Cuma
DOLAR 46,2707 ▲ %0,15
EURO 53,6050 ▼ %0,10
ALTIN 6.274,33 ▲ %0,27

İran Okul Saldırısı: ABD Sorumluluğu ve Hedeflemede Yapay Zeka Tartışmaları

Ortadoğu’da Artan Gerilim ve Sivil Kayıplar

28 Şubat tarihinde başlayan ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları, bölgedeki tansiyonu yeni bir seviyeye taşırken, ne yazık ki yüzlerce sivilin yaşamına mal oldu. Bu saldırılar zincirinde, İran lideri Ali Hamaney, Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi ve Devrim Muhafızları Ordusu Kara Kuvvetleri Komutanı Muhammed Pakpur gibi üst düzey askeri ve siyasi figürlerin de hayatını kaybettiği bildirildi. Ancak uluslararası kamuoyunun dikkatini en çok çeken ve büyük bir infiale yol açan olay, Hürmüzgan eyaletine bağlı Minab şehrindeki Şecere-i Tayyibe Kız İlkokulu’nun hedef alınması ve yaklaşık 180 öğrenci ile öğretmenin yaşamını yitirmesi oldu.

Saldırının ilk günlerinde meydana gelen bu trajik olay, dünya gündemine bomba gibi düşerken, Birleşmiş Milletler (BM) ve UNESCO gibi uluslararası kuruluşlardan sert kınamalar yükseldi. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ise olayın uluslararası savaş suçu kapsamında soruşturulması için acil çağrıda bulundu. ABD Başkanı Donald Trump, gazetecilerin okul saldırısına ilişkin ısrarlı soruları üzerine, ‘Bence, gördüklerime göre, saldırı İran tarafından yapıldı. Biliyorsunuz, mühimmatları son derece isabetsiz. Hedefe ulaşma oranları çok düşük. Saldırı İran tarafından yapıldı’ şeklinde bir açıklama yapmıştı. Ancak bu iddiasına herhangi bir kanıt sunamaması ve ABD ordusu sözcülerinin bu söylemi doğrulamak yerine sadece olayın soruşturulduğunu belirtmekle yetinmeleri, Amerikan tarafının pozisyonunu zayıflatmıştır.

Okul Saldırısının Ardındaki Kanıtlar ve Kuşkular

Olayın ardından yapılan incelemeler ve saha araştırmaları, saldırıda kullanılan mühimmatın türü ve saldırının niteliği hakkında şüpheleri derinleştirdi. Okulun bir Tomahawk füzesiyle vurulduğunun ortaya çıkması, İran’ın envanterinde bu tür bir füzenin bulunmadığı bilgisiyle birleştiğinde, saldırının sorumluluğuna dair ciddi soruları beraberinde getirdi. Sahadan elde edilen bilgiler ve görsel analizler, okulu vuran tarafın ABD olabileceğine işaret etmekle kalmadı, aynı zamanda ABD’nin hedef belirleme süreçlerinde kullandığı yapay zeka sistemindeki bir hatadan dolayı okulun ‘yanlışlıkla’ vurulduğu iddialarını da gündeme taşıdı. Bu iddiaların ışığında, okula yönelik saldırıdan ABD’nin sorumlu olduğuna dair ortaya çıkan kanıtlar ve Pentagon’daki yetkililerin yapay zeka kullanımı hakkındaki açıklamaları titizlikle incelenmektedir.

Şecere-i Tayyibe Kız İlkokulu’nun Stratejik Konumu

Şecere-i Tayyibe Kız İlkokulu, Devrim Muhafızları Ordusu’nun deniz kışlası ve destek tesislerinin bulunduğu yerleşkenin hemen bitişiğinde konumlanmaktaydı. Guardian gazetesinin olay yerinden alınan videoları uydu görüntüleriyle karşılaştırarak yaptığı doğrulama çalışmaları, okul binasının geçmişte Devrim Muhafızları Ordusu’na ait kompleksin bir parçası olduğunu ortaya koymuştur. Ancak bina, 2015 yılında kışladan ayrılarak sivil bir eğitim kurumuna dönüştürülmüş ve 2017 yılına ait uydu görüntülerinde dahi okulun oyun bahçesi net bir şekilde görülmekteydi. Uzmanlar, okulun askeri bir birliğin içinde dahi olsa, uluslararası hukuka göre meşru bir askeri hedef olarak kabul edilemeyeceğini belirtmektedir. Okul duvarlarındaki renkli resimler, küçük spor alanları gibi belirgin görsel işaretler, binanın sivil bir eğitim tesisi olduğunu açıkça göstermekteydi. Saldırı anında okulun askeri bir amaçla kullanıldığına dair herhangi bir veri bulunmazken, askeri tesisle olan yakın konumu, ABD veya İsrail’in bölgedeki hedefleri seçme stratejilerinde bir faktör olarak değerlendirilmektedir.

Olayın Hemen Ardından Çekilen Videoların Ortaya Çıkardıkları

Okul saldırısının hemen akabinde olay yerinde çekilen ve İran sosyal medyasında hızla yayılan çok sayıda video, yaşanan trajedinin boyutlarını gözler önüne sermiştir. Bu videoların en az dördü, aynı bölgeyi farklı açılardan göstererek, okulun renkli duvarları gibi özgün motiflerini belgelemektedir. Özellikle bir videoda, yıkılan okulun enkazı ile birlikte, çitlerin üzerinden Devrim Muhafızları Ordusu’nun kışlası yönünde yükselen yoğun bir dumanın görülmesi, ilk yorumlara göre okula isabet eden bombanın, bitişikteki Devrim Muhafızları kışlasını da hedef alan geniş çaplı bir dizi saldırının parçası olabileceğine dair önemli bir işaret olarak kabul edilmektedir.

Tomahawk Füzesi Tespiti ve Menşei

İran’ın yarı resmi haber ajansı Mehr tarafından 8 Mart’ta yayınlanan bir video, Minab’a düşen bir füzenin görüntülerini içermekteydi. Bellingcat isimli bağımsız araştırma grubu, videodaki binaları, reklam panolarını, tabelaları ve coğrafi şekilleri, alandan doğrulanmış uydu görüntüleriyle karşılaştırarak videonun çekildiği yeri teyit etti. Bellingcat’in analizi, videodaki yapıları ve doğal unsurları Minab bölgesinin uydu görüntüleriyle eşleştirerek, videonun hangi açıdan çekildiğini ve füzenin nereye düştüğünü belirlemiştir. Bu analizler, füzenin okulun yanındaki Devrim Muhafızları Ordusu yerleşkesine isabet ettiğini göstermektedir. Ayrıca, videoda görünen Tomahawk füzesi, mühimmat uzmanları tarafından da doğrulanmıştır. Hükümetlere ve sivil toplum kuruluşlarına mühimmat analizi hizmeti veren Armament Araştırma Hizmetleri direktörü NR Jenzen-Jones, ‘Savaşan taraflar ve İsrail’in Tomahawk füzesi olmadığı bilgisi göz önüne alındığında, bunun bir ABD saldırısı olduğu görülüyor’ açıklamasını yapmıştır. İran savaşına dahil olan taraflar arasında Tomahawk füzesine sahip tek ülke ABD’dir. Jenzen-Jones, söz konusu füzenin İran’ın Soumar füzesi olmadığının da açıkça altını çizmiştir.

Enkazdan Çıkan Amerikan Füze Parçaları

İran devlet medyasının 10 Mart’ta yayımladığı görüntüler, okul saldırısı bölgesinden toplandığı belirtilen füze parçalarını içermekteydi. Bu parçalar üzerinde, Amerikan savunma sanayii şirketlerinin logoları açıkça seçilebilmekte ve ‘Amerika’da üretilmiştir’ yazısı okunabilmekteydi. New York Times’ın yaptığı analizlere göre, parçalar üzerindeki seri numaraları ve diğer etiketler, ABD Savunma Bakanlığı ve tedarikçilerinin mühimmat etiketleme biçimiyle tamamen tutarlılık göstermektedir. Bu bulgular, saldırının Amerikan menşeli bir mühimmatla gerçekleştirildiğine dair somut deliller sunmaktadır.

ABD’nin Saldırı Düzenlediği Noktaların Haritası ve Minab Bağlantısı

ABD, okula ve bitişiğindeki askeri tesislere doğrudan saldırıyı henüz kabul etmese de, bölgeye saldırılar düzenlediğini açıklamıştır. Savunma Bakanı Pete Hegseth’in 4 Mart’ta düzenlediği basın toplantısında, ABD ordusunun ‘Destansı Öfke’ operasyonunda hangi noktalara saldırdığına dair bir grafik kamuoyuyla paylaşılmıştır. Grafikte Minab doğrudan işaretlenmese de, ABD-İsrail saldırısının gerçekleştiği yer olarak belirtilen noktalardan birinin Minab’ın bulunduğu bölgeye denk gelmesi dikkat çekicidir. Ayrıca, aynı grafikte İran’ın saldırı düzenlediği yerler de işaretlenmiş olup, bu noktalar arasında Minab yer almamıştır. Bu durum, Minab’daki saldırının Amerikan operasyonları bağlamında değerlendirilmesi gerektiği yönündeki iddiaları güçlendirmektedir.

Hedef Belirlemede Yapay Zeka’nın Rolü ve Tartışmalar

Washington Post’ta kısa süre önce yer alan bir haber, okul saldırısında Amerikan veya İsrail ordusunun hedefleri belirlemede yapay zekadan destek alıp almadığı meselesini gündeme getirmiştir. Haberde, okulun askeri tesisle karıştırılarak ‘yanlışlıkla’ hedef listesine alınma ihtimali bulunduğu ve bunda yapay zeka sistemlerinin payı olabileceği aktarılmıştır. İran operasyonunda yapay zekanın rolü de olmak üzere saldırılar hakkında bilgi sahibi olan birçok yetkiliyle görüşülerek hazırlanan Washington Post haberinde, konunun hassasiyetinden ötürü bilgi veren yetkililerin hiçbiri ismen açıklanmamıştır. Söz konusu yetkililerden biri, binanın bir fabrika olarak belirlendiğini ve onaylanmış hedefler listesinde yer aldığını belirtmiştir. Bir diğer yetkili ise bölgede bir silah deposu hedefi bulunduğunu ifade ederek, ABD’nin okulu yanlışlıkla mı vurduğunu yoksa hatalı bir istihbarat alıp binayı silah deposu sanıp sanmadığını bilmediğini dile getirmiştir. Üçüncü bir yetkili ise, ‘Başlangıçta neden hedef listesinde olduğu konusunda bazı karışıklıklar vardı’ şeklinde konuşmuştur.

Pentagon’un ön soruşturmasında, saldırının ardında ‘eski bir veri’ olabileceği bilgisi yer almıştır. ABD ve İsrail, toplu istihbaratı işleme ve potansiyel hedefleri belirleme amacıyla yapay zeka teknolojilerini yoğun bir şekilde kullanmaktadır. Bu durum, iki ülkenin, süregelen operasyonlarda sadece birkaç gün içinde binlerce noktayı vurabilmesini mümkün kılmıştır. Konuyla ilişkili kişilerden edinilen bilgilere göre, hem İsrail hem de ABD orduları, operasyon düzenlemek için Palantir’in muharebe istihbarat platformu Maven’i kullanmaktadır. ABD versiyonu kısmen Anthropic’in Claude modeli tarafından desteklenmektedir.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Brad Cooper, kısa süre önce yaptığı açıklamada, ABD’nin saldırı düzenlemek için ‘çeşitli gelişmiş yapay zeka araçları’ kullandığını kaydetmiştir. Cooper, bu sistemlerin büyük miktarda veriyi saniyeler içinde eleyerek liderlerin, bilgi kirliliğini aşarak, düşmanları tepki vermeden önce hızlıca daha akıllı kararlar almasına yardımcı olduğunu ifade etmiştir. Ancak, nerelerin ne zaman vurulacağı ya da vurulmayacağı konusunda nihai kararı daima insanların alacağını da eklemiştir. Savunma Bakanı Hegseth’in ekibi, okul saldırısında yapay zekanın rolü ile ilgili soruları CENTCOM’a yönlendirmiş, CENTCOM ise halihazırda yürütülen soruşturmaya işaret ederek soruları yanıtlamayı reddetmiştir. Bir ABD Savunma Bakanlığı yetkilisi, istihbarat analiz ekiplerinin yıllar öncesine dayanan potansiyel askeri hedeflere ilişkin büyük veri tabanları üzerinde çalıştığının altını çizerek, sahada değişen koşulların fark edilmemiş veya belgelenmemiş olabileceğine vurgu yapmıştır. Öte yandan, İsrail okul saldırısına dahil olmadığını ileri sürmekte, ancak hedeflerin belirlenmesinde İsrail’in ABD’ye sunduğu istihbaratın bir parçası olup olmadığı ise henüz aydınlanmamıştır.

Uluslararası Hukuk ve Muhtemel Yargı Süreci

Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın, ABD’nin itham edildiği okul saldırısının uluslararası hukuk açısından açık ve net bir şekilde insanlığa karşı suç olarak nitelendirilebileceğini belirtmiştir. Caşın’a göre, modern ve anlık istihbarat yeteneklerine sahip bir ordunun, bir okulun içinde çocukların olup olmadığını teyit edememesi mümkün değildir. ABD’nin hem uydularla bölgeyi 7/24 takip ettiğini hem de savaş öncesinde Amerikan istihbaratı ve hava kuvvetleri tarafından bilgilerin teyit edildiğini aktaran Caşın, ‘Bu kadar modern olduğunu iddia eden bir ordunun okulun içinde çocukların olup olmadığını bilmemesi mümkün değil. O zaman burada kast unsuru aranması gerekir. Bu da Uluslararası Ceza Mahkemesi açısından ABD’yi son derece zor bir duruma sokuyor. ABD Genelkurmay Başkanı Dan Caine ile Hava Kuvvetleri Komutanı David W. Allvin ve ABD Başkanı Trump’ın gelecekte yargılanması söz konusu olabilir. Bu olayda aksini ispat etmek ABD’ye düşüyor’ değerlendirmesinde bulunmuştur.

Prof. Dr. Caşın, Tomahawk füzesinin yapay zekayla önceden belirlenen hedeflere yaklaşan ve yüzde 96 ila yüzde 100 arasında netlikle hedefi vurabilen bir füze olduğunu anımsatarak, ‘O halde, ABD basınında yer aldığı gibi bu binanın daha önce askeri maksatla kullanılması onun okul olarak hedef listesinden çıkarılmamasını mazur kılmaz’ ifadelerini kullanmıştır. Ayrıca, okullar, hastaneler, ibadethaneler ve insanlığa mal olmuş kültürel mirasların vurulamayacağına dikkat çeken Mesut Hakkı Caşın, bu faaliyetlerin Lahey ve Cenevre sözleşmelerinde savaş suçu olarak kabul edildiğini vurgulamıştır. Saldırıda askeri hedeflerin dışında sivil hedeflerin vurulması ve mağdurların birden fazla olması — bu olayda 200’e yakın çocuktan bahsedilmesi — suçu ağırlaştıran bir faktördür. ‘200’e yakın çocuğun öldürülmesi kabul edilebilecek bir şey değil. Bu çok ciddi bir suç ve ABD’nin başını Vietnam’daki gibi ağrıtacak’ diyen Caşın, her ne kadar ABD, Lahey ve Cenevre sözleşmelerine taraf olmasa da, uluslararası harp hukukunun geçerli olduğunu ve bu olayın bir saldırı suçu teşkil ettiğini belirtmiştir. İran’ın, savaşın sonunda saldırı suçu gerekçesiyle ABD’yi dava edebileceği ihtimalini de dile getirmiştir.

Olayda yapay zeka kullanıldığı meselesine ilişkin olarak ise Prof. Dr. Caşın, ‘Harekatın son kararını veren kişi komutandır, sorumluluğu yapay zekaya yükleyemeyiz. Komutan orada çocukların olup olmadığını bilmekle mükelleftir. Emri veren komutandan sonra devlet başkanı sorumludur’ ifadelerini kullanmıştır. Amerikan ordusunun ve hava kuvvetlerinin yürüttüğü soruşturmanın önemine dikkat çeken Caşın, ABD’nin kendi iç hukukunda cezalandırma yoluna gitse de gitmese de, ‘devletin kusursuz sorumluluğu’ ilkesinden dolayı devlet olarak hukuken sorumlu olduğunu vurgulamıştır. Bir saldırı düzenleniyorsa, sivil ve askeri hedeflerin ayrıştırılması gerektiğini, aksi takdirde sonuçlarına katlanılması gerektiğini belirtmiştir.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir