MENÜ
18 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 46,4497 ▲ %0,18
EURO 53,2412 ▼ %0,48
ALTIN 6.311,40 ▼ %0,52

İran Gerilimi: ABD ve İsrail’den Potansiyel Müdahale ve Farklı Hedefler

Netanyahu’nun Açıklamaları ve İlk Tepkiler

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun önceki akşam yaptığı “rejimin değişmesi için kara müdahalesi gerekir” yönündeki açıklamaları, uluslararası kamuoyunda ‘ABD ve İsrail, İran’a asker mi indirecek?’ sorusunu tekrar gündeme getirdi. Bu tür bir senaryonun bölgedeki mevcut gerilimi ne denli artırabileceği yönündeki endişeler kısa sürede yükselişe geçti. Ancak, ABD’nin Asya Pasifik bölgesinden donanma piyade birliklerini İran’a sevk ettiği yönündeki medya haberlerine karşılık, Amerikan basınına konuşan yetkililer Washington’ın olası operasyonlarının yalnızca Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğini istikrara kavuşturmayı hedeflediğini vurguladı. Wall Street Journal’ın haberlerine göre, Amerikan donanması Apache helikopterleri ve alçak irtifada uçan savaş uçakları ile bölgedeki İran saldırılarını önlemeye çalışmaktadır.

Bölgedeki Askeri Durum ve ABD’nin Misyonu

ABD askeri yetkilileri, şimdiye kadar 120’den fazla İran deniz unsurunun etkisiz hale getirildiğini açıklarken, İran’ın halen gizlenmiş bot ve füze kapasitesinin bulunduğu değerlendirilmektedir. Deniz yolunun tamamen güvenli hale gelmesinin haftalar sürebileceği belirtiliyor. Bu süreçte, ABD’nin bölgeye daha fazla asker ve amfibi gemiler gönderdiği yönündeki bilgiler, Washington’ın bir kara harekâtını değerlendirdiği iddialarını güçlendirmiştir. USS Tripoli amfibi hücum gemisinin yanı sıra Boxer Amfibi Hazır Görev Grubu ile 11’inci Deniz Piyade Seferi Birliği’nin bölgeye sevk edildiği, toplamda 6 amfibi gemiyle yaklaşık 8 bin askeri personelin bölgede görev yapmak üzere konuşlandırıldığı belirtilmektedir. Ancak, bu deniz piyadelerinin hedefinin rejim değişikliği değil, bölgesel istikrarı sağlamak olduğu ifade edilmektedir.

ABD ve İsrail Arasındaki Stratejik Yaklaşım Farklılıkları

ABD ve İsrail arasında yakın askeri iş birliği devam etse de stratejik hedeflerinin tam olarak örtüşmediği gözlemlenmektedir. CNN’in haberlerine göre, Donald Trump yönetimi İran’ın füze ve askeri kapasitesini zayıflatmaya odaklanırken, İsrail daha çok İran liderliğini ve rejim yapısını hedeflemektedir. İsrail’in İran’daki büyük enerji tesislerine yönelik bazı saldırılarının Washington’da sürpriz ve rahatsızlık yarattığı bilinmektedir. Trump yönetimi, çatışmanın kontrolsüz biçimde büyümesinden ve bölgesel bir enerji krizine veya ABD’nin daha derin bir savaşa sürüklenmesine yol açmasından endişe duymaktadır. Bu durum, iki müttefik arasında operasyonların kapsamı ve nihai amaç konusunda gerilim ve koordinasyon sorunlarının varlığını ortaya koymaktadır.

Hark Adası Üzerine Potansiyel Operasyon Senaryoları

Axios’un raporlarına göre, ABD’nin Tahran yönetimini Hürmüz Boğazı’nı yeniden uluslararası deniz trafiğine açmaya zorlamak amacıyla İran’a ait stratejik öneme sahip Hark Adası’na yönelik askeri bir operasyon seçeneğini değerlendirdiği belirtilmektedir. Plan kapsamında, ABD’nin önce Hürmüz çevresindeki İran askeri kapasitesini bir ay sürecek hava saldırılarıyla zayıflatması, ardından adayı ele geçirerek müzakere baskısı oluşturması öngörülmektedir. ABD yönetiminde, adayı ele geçirmek yerine deniz ablukası uygulayarak tankerlerin Hark’a ulaşmasını engelleme seçeneği de tartışılmaktadır. CBS News’e konuşan Beyaz Saray’dan bir yetkili, ABD ordusunun Hark Adası’nı ‘her an yok edebileceğini’ ve Başkan Trump’ın ‘tüm seçenekleri değerlendirdiğini’ ifade etmiştir.

Riskler, İran’ın Tepkisi ve Kamuoyu Algısı

Basra Körfezi’nde, İran kıyılarına yaklaşık 24 kilometre mesafede bulunan Hark Adası, ülkenin ham petrol ihracatının yüzde 90’ının gerçekleştirildiği ana terminal konumundadır. Adanın kontrol altına alınmasının, diplomatik müzakerelerde önemli bir baskı unsuru olarak kullanılabileceği düşünülmektedir. Ancak uzmanlar, Hark Adası’nın ele geçirilmesinin, İran’ı geri adım atmaya zorlamak yerine çatışmayı genişletebileceği ve ABD güçlerini doğrudan bir bölgesel savaşın içine çekebileceği uyarısında bulunmaktadır. Nitekim, İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Hatemül Enbiya Merkez Karargâhı Sözcüsü Albay Zülfikari, İran’ın bölgedeki ABD deniz piyadelerine yönelik ‘sürprizleri’ olduğunu öne sürmüştür. Öte yandan, Reuters/Ipsos tarafından yapılan son ankete göre, Amerikalıların yüzde 65’i Başkan Donald Trump’ın İran’a karşı büyük ölçekli bir kara harekâtı emri vereceğini düşünürken, böyle bir operasyonu destekleyenlerin oranı sadece yüzde 7 seviyesinde kalmıştır. Bu durum, olası bir müdahalenin ABD iç kamuoyunda geniş bir desteğe sahip olmadığını göstermektedir.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir