MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9789 ▲ %0,02
EURO 53,5324 ▲ %0,31
ALTIN 6.613,72 ▲ %0,91

Hizbullah’tan Meydan Okuma: Silahlar Teslim Edilmeyecek, Fedakarlık Kapıda

Orta Doğu’nun bitmek bilmeyen gerilim hattında Lübnan, bir kez daha kritik bir yol ayrımına sürükleniyor. Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım’ın son açıklamaları, sadece örgütün askeri stratejisini değil, aynı zamanda bölgedeki jeopolitik dengelerin ne denli kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Kasım, örgütün elindeki silah envanterinin bir ‘müzakere unsuru’ olmadığını vurgulayarak, bölgedeki aktörlere sert bir mesaj gönderdi. Bu çıkış, İsrail ile Lübnan arasındaki sınır hattında tansiyonun zirve yaptığı bir dönemde, direniş doktrininin sarsılmaz bir şekilde devam edeceğinin ilanı niteliğini taşıyor.

Lübnan Ordusu ve Egemenlik Tartışmaları

Kasım’ın konuşmasındaki en çarpıcı noktalardan biri, Lübnan ordusuna yönelik uluslararası yardımların arkasındaki niyet sorgulamasıydı. Batılı güçlerin Lübnan ordusunu silahlandırma çabasını, orduyu İsrail yerine Hizbullah ile karşı karşıya getirme stratejisi olarak niteleyen Kasım, bu durumun Lübnan’ın iç huzuru için büyük bir risk oluşturduğunu savundu. ‘Lübnan ordusuna olabilecek herhangi bir destek, Lübnan’ın karar alma bağımsızlığı için olmalı, büyük güçlerin ve İsrail’in çıkarlarına hizmet etmemelidir’ diyen Kasım, ulusal egemenlik vurgusu yaparak ordu üzerinden oynanan siyasi satranca dikkat çekti. Analistlere göre bu ifadeler, Lübnan içindeki siyasi kutuplaşmanın ordu üzerinden derinleşebileceği endişesini de beraberinde getiriyor. Uzman görüşleri, ordunun bir ‘iç güvenlik’ aygıtı olarak konumlandırılmak istenmesinin, Lübnan’ın kırılgan toplumsal yapısında yeni fay hatları oluşturabileceği yönünde birleşiyor.

Bölgesel İstikrar ve Direniş Ekseni’nin Geleceği

Hizbullah liderinin silah bırakmayı reddetmesi, İsrail’in bölgedeki olası geniş çaplı operasyonlarına karşı bir ‘caydırıcılık kalkanı’ olarak sunuluyor. Kasım, savaş tehditlerinin kendilerini teslim alamayacağını belirterek, Gazze ve Lübnan’da yaşananların bölge genelinde bir domino etkisi yaratabileceğine işaret etti. Özellikle ABD’nin İran’a yönelik tehditleri karşısında ‘fedakarlığa hazırız’ beyanı, Hizbullah’ın bölgesel bir çatışma senaryosunda Tahran ile eşgüdümlü hareket etme kararlılığını gösteriyor. Bu durum, Orta Doğu’daki vekalet savaşlarının doğrudan bir bölgesel savaşa evrilme potansiyelini artırırken, uluslararası toplumun ‘sükunet’ çağrılarının sahadaki karşılığını zayıflatıyor. Sonuç olarak, Naim Kasım’ın bu manifestosu, bölgede çözümden ziyade yeni bir direnç ve çatışma döneminin kapılarını aralıyor. Silahların gölgesinde yapılan bu siyasi açıklamalar, diplomatik kanalların daraldığı ve askeri caydırıcılığın tek dil haline geldiği bir Orta Doğu tablosunu bir kez daha tescilliyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir