MENÜ
20 Haziran 2026 Cumartesi
DOLAR 46,4792 ▼ %0,02
EURO 53,3552 ▲ %0,15
ALTIN 6.205,50 ▼ %1,30

Hakan Fidan Masayı Dağıttı: İsrail Planı Deşifre Oldu!

Orta Doğu’da Kartlar Yeniden Karılıyor

Diplomasi masasında nezaket cümleleri bitti; artık sahada kurulan kirli ittifakların ve namlunun ucundaki coğrafyaların gerçekleri konuşuluyor. Antalya Diplomasi Forumu’nda kürsüye çıkan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, alışılmış diplomatik ağzı bir kenara bırakarak bölgedeki ateş çemberinin perde arkasını tek tek deşifre etti. Mesele sadece bir forum toplantısı değil; mesele, Türkiye’nin başını çektiği yeni bir bölgesel blokun, İsrail’in bölgedeki yayılmacı emellerine karşı ördüğü duvarın ta kendisidir.

Hakan Fidan’ın ‘Biz İsrail gibi değiliz’ çıkışı, sadece bir ahlaki üstünlük vurgusu değil, aynı zamanda jeopolitik bir resttir. İsrail’in Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile kurduğu şer eksenine karşı; Türkiye, Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan dörtlüsüyle bir karşı güç merkezi inşa ediliyor. Bu dörtlü yapı, bölgenin kendi sorunlarını dışarıdan kurtarıcı beklemeden çözme iradesinin somut bir yansımasıdır. Eğer bölge ülkeleri bu işbirliğini hayata geçiremezse, sömürgeci aklın ‘böl ve yönet’ taktikleri altında ezilmeye devam edecektir.

İran-ABD Hattında Kritik Eşik: Pakistan Devrede

Dünyanın nefesini tutarak izlediği İran ve ABD arasındaki gerilimde arabuluculuk rolünü Pakistan üstlenmiş durumda. Ancak bu süreçte Türkiye’nin lojistik ve diplomatik desteği, müzakerelerin ana omurgasını oluşturuyor. Bakan Fidan, görüşmelerde kritik bir aşamaya gelindiğini açıkça ilan etti. Müzakerelerin büyük ölçüde tamamlanmış olması, küresel piyasaların ve savaş yorgunu halkların beklediği o ‘rahatlama’ sinyalini veriyor. Fakat hala masada duran 1-2 pürüz, her an her şeyi tersine çevirebilecek kadar hassas.

Burada asıl dikkat çekici nokta, savaşın durmasının sadece insani bir talep değil, ekonomik bir zorunluluk haline gelmiş olmasıdır. Birçok ülkenin bütçesi bu gerilimin yarattığı enerji ve güvenlik maliyetlerini daha fazla taşıyamaz hale geldi. Fidan’ın ‘ateşkes uzatılmalı’ çağrısı, aslında küresel bir ekonomik çöküşün önüne geçme çabasıdır. Ankara, bölgedeki tansiyonu düşürerek kalkınma ve refahı önceleyen bir dış politika paternini dayatıyor.

Lübnan ve İsrail’in ‘Fırsatçılık’ Stratejisi

Görünürde Gazze’ye odaklanmış olan dünya kamuoyu, Lübnan’da yaşanan sessiz işgali gözden kaçırıyor olabilir ancak Türkiye kaçırmıyor. İsrail’in Gazze’de uyguladığı insansızlaştırma ve sürgün politikasını Lübnan’a taşıma çabası, bölge istikrarı için pimi çekilmiş bir bombadır. 1 milyondan fazla insanın yerinden edilmesi bir ‘güvenlik önlemi’ değil, apaçık bir işgal stratejisidir. İsrail, Gazze’deki kaosu bir sis perdesi olarak kullanarak Lübnan’da bir ‘oldu-bitti’ yaratmaya çalışıyor.

Türkiye’nin buradaki duruşu net: Bu yayılmacılık sadece bir ülkenin sorunu değil, tüm dünyanın sorunudur. Fidan’ın vurguladığı gibi, İsrail’in asıl niyeti bölgeyi Müslüman devletlerden arındırmak ve kendi güvenlik doktrinini başkalarının yıkımı üzerine inşa etmektir. Uluslararası toplumun bu noktadaki sessizliği, aslında bu işgalin suç ortaklığıdır. Ancak Türkiye, bu kirli ittifakların ruhunu ve İsrail Başbakanı’nın kapalı kapılar ardındaki beyanlarını biliyor ve buna göre gardını alıyor. Diplomasi artık sadece konuşmak değil, bu karanlık planları bozma sanatıdır.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir