Golan Tepeleri, on yıllardır süregelen diplomatik ve askeri bir düğümün merkezinde yer alırken, İsrail hükümetinden gelen son hamle bu düğümü daha da kördüğüm hale getirecek nitelikte. İşgal altındaki Suriye toprağı olarak kabul edilen bu stratejik bölgede, yasa dışı yerleşimlerin hem genişletilmesi hem de canlandırılması amacıyla hazırlanan 5 yıllık dev yatırım planı resmi olarak onaylandı. Bu kararın mali büyüklüğü ise dudak uçuklatıyor: Yaklaşık 1 milyar İsrail şekeli, yani güncel kurlarla yaklaşık 335 milyon dolarlık devasa bir kaynak bölgeye akıtılacak.
Golan Tepeleri’nde Milyar Şekellik Yeni Dönem
İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in sosyal medya platformu X üzerinden adeta bir gövde gösterisi eşliğinde duyurduğu bu paket, sadece bir bayındırlık projesi değil, bölgedeki varlığı perçinleme stratejisinin en somut halkası. Smotrich, söz konusu bütçenin altyapı yatırımlarından yüksek öğrenime, istihdam projelerinden yeni yaşam alanlarına kadar çok geniş bir sahada kullanılacağını belirtti. Özellikle Katzrin yerleşimi merkeze alınarak hazırlanan bu projeksiyon, Golan’ın sadece askeri bir tampon bölge değil, kalıcı ve cazip bir sivil yerleşim merkezi haline getirilme arzusunu simgeliyor.
3 Bin Yeni Aile ve Değişen Demografik Gerçeklik
Planın en can alıcı noktalarından biri, bölgeye kısa süre içinde 3 bin yeni ailenin yerleştirilmesinin hedeflenmesi. Bu sadece bir istatistiksel hedef değil; uluslararası toplumun büyük bir kısmının ‘işgal’ olarak tanımladığı topraklarda geri dönülemez bir fiili durum yaratma çabasıdır. Modern şehircilik vaatleriyle ambalajlanan bu yatırım, eğitim imkanlarının artırılması ve bölgeye özel teşviklerin getirilmesiyle genç nüfusu bu tartışmalı coğrafyaya çekmeyi amaçlıyor. Smotrich, bu hamleyle bölgenin çehresini değiştirmeyi hedeflerken, bu durumun bölgedeki barış umutlarını nasıl etkileyeceği sorusu ise askıda kalmaya devam ediyor.
‘Lübnan’ı Yerle Bir Ediyoruz’ Çıkışının Anatomisi
Ancak bu yatırım planının teknik ve ekonomik detaylarından ziyade, aşırı sağcı bakan Smotrich’in kurduğu o ürpertici cümle dünya gündemine bomba gibi düştü. ‘Lübnan’ı yerle bir ediyor ve Kuzey’i güçlendiriyoruz’ ifadesi, bölgedeki gerilimin hangi karanlık boyuta ulaştığının en çıplak kanıtı oldu. Bir yanda modern konutlar ve üniversite binaları için ayrılan milyonlarca dolar, diğer yanda komşu bir ülkenin yıkımı üzerine inşa edilen bir güvenlik paradigması. Smotrich’in bu sözleri, diplomatik nezaket kurallarının çoktan rafa kalktığını ve bölgedeki siyasi iklimin ‘ya hep ya hiç’ mantığına hapsolduğunu gösteriyor. Bu yaklaşım, sadece sınırın iki yanındaki insanları değil, tüm Ortadoğu dengelerini sarsacak bir potansiyel taşıyor.





