Washington’da diplomatik kulislerin en sıcak gündemi, Orta Doğu’nun geleceğini yeniden şekillendirecek olan Gazze Barış Kurulu’nun ilk toplantısı oldu. Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu kurucu üyelerin öncülüğünde, Donald Trump’ın başkanlığında gerçekleştirilen bu tarihi zirve, bölgedeki dengeleri değiştirmeye aday. Toplantıdan çıkan mesajlar, sadece bir insani yardım paketinden öte, bölgenin siyasi, ekonomik ve güvenlik mimarisinin baştan aşağı restore edileceğine işaret ediyor. Diplomatik çevreler, bu hamleyi bölgedeki ‘statüko’nun yıkılması ve yeni bir inşa sürecinin başlangıcı olarak nitelendiriyor.
Milyar Dolarlık Taahhütler ve Dijital Devlet Vizyonu
Zirvenin en somut çıktılarından biri, Arap dünyasının Gazze’nin yeniden inşası için ortaya koyduğu devasa mali irade oldu. Birleşik Arap Emirlikleri 1,2 milyar dolarlık bir fonla liderliği çekerken, Suudi Arabistan ve Katar birer milyar dolarlık taahhütlerle bu sürece dahil oldu. Ancak bu yardımlar sadece beton ve demirden ibaret değil. Bahreyn Kralı Hamed bin İsa Al Halife’nin vurguladığı ‘dijital devlet hizmetleri’ vizyonu, Gazze’nin gelecekte modern ve teknolojik bir altyapıya kavuşturulması hedefini ortaya koyuyor. Suudi Arabistan’ın 2002 yılındaki Arap Barış Girişimi’ne yaptığı atıf ise, Riyad’ın kalıcı bir barış için tarihsel tezlerinden vazgeçmediğini, aksine bu yeni planı mevcut barış vizyonuna entegre etmeye çalıştığını gösteriyor.
Güvenlik Koridoru ve Bölgesel İstikrarın Yeni Mimarisi
Haberin en çarpıcı detaylarından biri ise Fas’ın önerisiyle gündeme geldi. Fas Dışişleri Bakanı Nasır Burita, Gazze’de sadece bir sahra hastanesi kurmakla kalmayıp, bölgede güvenliği sağlamak adına polis ve üst düzey subaylardan oluşan bir güvenlik gücü konuşlandırmaya hazır olduklarını belirtti. Bu durum, Gazze’nin güvenliğinin uluslararası bir konsorsiyum tarafından sağlanabileceği senaryosunu güçlendiriyor. Mısır ise sürecin en kritik aktörü olarak, Filistinlilerin kendi kaderini tayin hakkını savunurken, Trump’ın Batı Şeria’nın ilhakına karşı duruşunu takdirle karşıladığını belirterek ‘birlikte yaşam’ vurgusu yaptı. Uzmanlara göre bu geniş mutabakat, bölgedeki radikal unsurların etkisini kırmayı ve halkın yaşam kalitesini artırarak barışı tabana yaymayı amaçlıyor. Trump’ın 20 maddelik planının gecikmeksizin uygulanması kararlılığı, Washington’un bu kez masadan sonuç almadan kalkmayacağının en net kanıtı olarak görülüyor.






