Erivan’da Milliyetçi Öfke Sokağa Taştı
Erivan sokaklarında yanan sadece bir bez parçası değil, bölgede yıllardır iğneyle kuyu kazılarak inşa edilmeye çalışılan barış umutlarıydı. Diaspora güdümündeki Daşnak Partisi’nin organize ettiği meşaleli yürüyüş, başkentte tansiyonu hiç olmadığı kadar yükseltti. 1915 olaylarını anma adı altında toplanan kalabalık, Türk bayrağını ateşe vererek aslında kendi hükümetlerine ve Nikol Paşinyan’ın izlediği normalleşme politikasına meydan okudu. Sokaklarda yankılanan “Paşinyan Türklere satıldı” sloganları, Ermenistan içerisindeki derin çatlağın en somut kanıtı olarak kayda geçti.
Diaspora ve Realite Arasındaki Savaş
Bu olay, basit bir protestodan çok daha fazlasını ifade ediyor. İkinci Karabağ Savaşı’nın ağır yenilgisiyle sarsılan Ermeni toplumu, şimdi de tarihin yükü ile coğrafyanın gerçekleri arasında sıkışmış durumda. Bir yanda Avrupa ve Amerika’nın konforlu lobilerinden radikalizmi körükleyen diaspora, diğer yanda ise Azerbaycan ve Türkiye ile sınırları açıp nefes almak zorunda olan bir yönetim var. Bayrak yakma eylemi, aslında Ermenistan’ın kendi içindeki bu varoluşsal kavgasının bir yansımasıdır. Paşinyan yönetimi, komşu ülkelerle ilişkileri düzeltmeye çalıştıkça, radikal kanat milli davaya ihanet söylemiyle sokakları hareketlendiriyor.
Hükümetten Sert Tepki: Provokasyon Uyarısı
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ve hükümet sözcüsü Nazali Bagdasaryan, yaşanan rezaletin ardından vakit kaybetmeden kınama mesajları yayımladı. Hükümet kanadı, bu tür eylemlerin Ermenistan’ın uluslararası imajına zarar verdiğini ve barış sürecini baltalamayı hedefleyen birer sabotaj olduğunu açıkça dile getirdi. Resmi açıklamada, Türk bayrağının yakılmasının sorumsuz bir davranış olduğu vurgulanırken, bu durumun provokasyon amacı taşıdığı belirtildi. Ancak bu kınama, sokaktaki radikal grupları dindirmeye yetecek mi, yoksa uçurumu daha da mı derinleştirecek, bunu zaman gösterecek.
Türkiye-Ermenistan İlişkileri Nasıl Etkilenir?
Bölgesel istikrar arayışının sürdüğü bir dönemde Ankara’nın bu görüntülere sessiz kalması beklenemez. Normalleşme sürecinde atılan her adımda güven inşası en kritik unsurken, bir devletin bayrağının başkent meydanında yakılması, diplomatik masadaki zemini kayganlaştırıyor. Türkiye ve Ermenistan arasındaki özel temsilciler aracılığıyla yürütülen müzakereler, bu tür ırkçı ve nefret dolu eylemlerle sürekli test ediliyor. Eğer Paşinyan yönetimi, radikal grupların bu tür şovlarına karşı somut adımlar atmazsa, Kafkasya’da kalıcı barış hayali bir kez daha başka bahara kalabilir. Bu olay, aslında Erivan’ın kendi içindeki radikallerle hesaplaşma vaktinin geldiğini gösteren en net sinyaldir.






