Küresel Felaket Riski: Reaktörler Hedefte Mi?
Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom’un Genel Müdürü Aleksey Likhachev tarafından yapılan son açıklamalar, küresel kamuoyunda büyük bir endişeye yol açtı. Zaporijya Nükleer Güç Santrali’ne yönelik gerçekleştirilen saldırıların tesadüfi olmadığını vurgulayan Likhachev, bu durumu doğrudan bir nükleer sabotaj girişimi olarak nitelendirdi. Saldırıyı gerçekleştirenlerin, mermileri ve dronları nereye yönlendireceklerini çok iyi bildiklerini belirten Likhachev, askeri uzmanların da bu konuda hemfikir olduğunu dile getirdi.
Likhachev’in açıklamalarına göre, nükleer tesise yönelik bu tür müdahaleler sadece teknik bir arızaya yol açmakla kalmıyor, aynı zamanda kontrolü imkansız bir süreci tetikleyebiliyor. Rus devlet televizyonu Perviy Kanal’da konuşan üst düzey yetkili, nükleer güvenliğin en üst düzeyde tehdit altında olduğu bir dönemden geçildiğini net bir dille ifade etti. Yapılan değerlendirmeler, saldırıların stratejik noktalara odaklandığını gösteriyor.
Zaporijya Nükleer Güç Santrali’nde meydana gelebilecek en ufak bir patlama veya yangının sonuçları sadece bölgeyle sınırlı kalmayacak. Likhachev, reaktör bloklarında yaşanacak bir enerji veya su tedariki kaybının doğrudan bir nükleer vaka başlangıcı olduğunu hatırlattı. Bu durum, radyoaktif sızıntı riskini zirveye taşıyarak Avrupa genelinde telafisi mümkün olmayan çevre felaketlerine kapı aralayabilir. Vatandaşlar için bu, sınırları aşan bir radyasyon tehdidi ve gıda güvenliğinin çökmesi anlamına geliyor.
30 Mayıs tarihinde santralin güç ünitesine isabet eden insansız hava aracı saldırısı, gerilimi tırmandıran son olay oldu. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Başkanı Rafael Mariano Grossi ile konuyu detaylı bir şekilde görüşeceğini belirten Likhachev, uluslararası toplumun bu duruma acilen müdahale etmesi gerektiğini savundu. Avrupa’nın en büyük nükleer tesisi olma özelliğini taşıyan Zaporijya, 2022 yılının Mart ayından bu yana Rusya’nın kontrolünde bulunuyor. Bölgedeki askeri hareketlilik, küresel enerji güvenliği ve sivil yaşam açısından en kritik gündem maddesi olmaya devam ediyor.
Kaynak: Hürriyet






