ABD Yönetiminin Askeri Tahminleri Sorgulanıyor
İran ordusunun Ürdün topraklarında konuşlu Muwaffaq Salti Hava Üssü’ne gerçekleştirdiği ve üç Amerikan askerinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan operasyon, Beyaz Saray’ın bölgedeki askeri analizlerini yeniden tartışmaya açtı. Güvenlik uzmanları, saldırı sırasında savunma sistemlerini aşmak üzere özel olarak tasarlanmış olan, katı yakıtlı ve yaklaşık 1450 kilometre menzilli gelişmiş Hayber Şekan balistik füze sisteminin kullanılmış olabileceğine işaret ediyor.
ABD Başkanı Donald Trump geçmiş dönemde yaptığı açıklamalarda, yürütülen operasyonlar neticesinde İran ordusunun askeri kabiliyetinin tamamen yok edildiğini iddia etmişti. Benzer şekilde ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth de Tahran’ın füze envanteri ile fırlatma rampalarının büyük ölçüde etkisiz hale getirildiğini savunmuştu. Ancak son askeri hareketlilik, ülkenin uzun menzilli balistik sistemler ve insansız hava araçlarından oluşan operasyonel gücünü koruduğunu gösterdi.
Envanter Törpülense de Tehdit Devam Ediyor
Konuyu değerlendiren İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) uzmanı Oral Toğa, ABD’nin iddiaları ile sahadaki pratik sonuçlar arasında net bir uyumsuzluk olduğunu belirtti. Washington ve müttefiklerinin hava operasyonlarıyla fırlatıcıların yarısından fazlasını devre dışı bıraktığını belirten Toğa, buna karşın başlangıç envanterinin çok geniş olması sebebiyle İran’ın elinde hala binlerce orta ve kısa menzilli füze bulunduğunu kaydetti.
Ürdün ordusunun saldırı esnasında 10 füzeyi engellemeyi başardığını ancak üssün yine de isabet aldığını hatırlatan Toğa, uydu görüntülerindeki hasar tespitlerinin, azalan askeri mühimmatın çok daha yüksek bir verimlilikle sevk edildiğini kanıtladığını ifade etti. Uzmana göre asıl mesaj, niceliksel boyuttan ziyade hedefi vurma iradesinde saklı duruyor.
Savaş Doktrininde Karma Salvo Yöntemi
Operasyonun icra ediliş biçimi, askeri stratejiler açısından yeni unsurlar barındırıyor. Hava savunma radarlarını yanıltmak amacıyla kamikaze insansız hava araçlarının öncü güç olarak kullanıldığı, hemen ardından ise manevra yeteneğine sahip balistik füzelerin hedefe yönlendirildiği karma sistemin devreye sokulduğu belirtiliyor. Uzmanlar, bu yöntemin savunma tarafındaki maliyet dengesini ciddi şekilde bozduğunu vurguluyor.
Yer Altı Füze Şehirleri Yeniden Devrede
Savaşın başlangıcından bu yana yoğun bombardımana maruz kalan ve kamuoyunda yer altı füze şehirleri olarak bilinen dağ içindeki askeri tesislerin, sivil mühendislik faaliyetleriyle hızla restore edildiği saptandı. Eski CIA analisti Jim Lamson, bu tünel altyapısının uzun vadeli kuşatmalara dayanıklı inşa edildiğini, hava saldırılarıyla tamamen yok edilmesinin mümkün olmadığını, sadece geçici olarak durdurulabildiğini belirtti.
İsrailli jeoanalist Ben Tzion Macales tarafından incelenen ticari uydu verileri de bu tespitleri destekler nitelikte. Özellikle Kirmanşah bölgesindeki büyük askeri tesislerde ağır iş makineleriyle yapılan çalışmalar sonucunda, çöken tünel girişlerinin temizlendiği ve yolların yeniden kullanıma açıldığı görüntülendi. Ayrıca taktiksel açıdan sivil araç görünümü verilen mobil fırlatıcılar, hedef tespitini zorlaştıran en büyük etkenler arasında yer alıyor.
Senato Kürsüsünde Sert Soruşturma
Ortaya çıkan yeni askeri tablo, ABD Senatosu’nda da hareketli saatlerin yaşanmasına neden oldu. Demokrat Senatör Jon Ossoff, Savunma Bakanı Pete Hegseth’e yönelik olarak geçmiş dönemdeki iyimser açıklamaları hatırlatarak askeri analizlerin tutarlılığını sorguladı. Bakan Hegseth ise savunmasında, tehdidin tamamen sıfırlandığını hiçbir zaman iddia etmediklerini, asıl önemli olanın saldırıların genel ölçeği olduğunu ifade etti.
Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS) uzmanı Tom Karako’nun da dahil olduğu askeri analistler grubu, Tahran yönetiminin uzun yıllardır Amerikan savunma konseptlerini yakından inceleyerek buna uygun asimetrik çözümler ürettiği görüşünde birleşiyor. Ürdün’deki askeri üssün vurulması, gerilimin kısa vadede düşmeyeceğini bir kez daha ortaya koydu.
Kaynak: Hürriyet






