Lojistik Koridorunda Büyük Çatlak
Uluslararası savunma sanayii trafiğindeki veriler, Avrupa’nın göbeğinde sessiz ama derinden bir sızıntının olduğunu gösteriyordu. İşte tam da bu noktada, Belçika’nın Liege Havalimanı’nda gerçekleşen operasyon, sadece iki kargonun durdurulması değil, yıllardır süregelen bir tedarik zinciri oyununun ifşası anlamına geliyor. İngiltere’den yola çıkıp İsrail’e ulaşması planlanan askeri bileşenler, Belçika gümrük duvarına tosladı. Bu, bölgedeki ambargo kararlılığının kağıt üstünde kalmadığının somut bir kanıtı olarak karşımızda duruyor.
Beyan Edilmeyen Parçalar ve Sistem Açığı
Operasyonun detaylarına baktığımızda, meselenin sadece ‘evrak eksikliği’ olmadığını net bir şekilde görüyoruz. 23 Mart tarihinde İngiltere’den havalanan kargolar, 24 Mart’ta Liege Havalimanı’nda mercek altına alındı. Yapılan fiziksel incelemelerde, sevkiyatın içeriğinde ‘ateş kontrol sistemleri’ ve ‘askeri uçaklara ait kritik yedek parçalar’ olduğu tespit edildi. Ancak asıl skandal burada başlıyor: Bu parçaların hiçbiri resmi belgelerde askeri malzeme olarak beyan edilmemişti. Veri setindeki bu tutarsızlık, lojistik operasyonun neden gizlilik içinde yürütülmek istendiğini de açıkça ortaya koyuyor. Şirketler, gümrük denetimlerini ‘sivil malzeme’ maskesi altında aşmaya çalışırken, Belçika’nın 23 Ocak’ta yürürlüğe koyduğu ambargo kalkanına takıldı.
ABD’li Havacılık Devinin İzleri
İstatistikler ve saha raporları, bu trafiğin arkasında dev aktörlerin olduğunu fısıldıyordu. Valon Bölgesi hükümetinin yaptığı açıklama ise bu şüpheleri doğruladı. Sevkiyatla doğrudan bağlantılı olduğu belirlenen şirketlerden biri, ABD merkezli havacılık devi Moog olarak kayıtlara geçti. Moog, özellikle İsrailli pilotların eğitim süreçlerinde hayati öneme sahip olan M-346 tipi uçaklar için aktüatör üretimi yapmasıyla biliniyor. Bu durum, sevkiyatın sadece ‘yedek parça’ değil, İsrail’in askeri kabiliyetini doğrudan destekleyen stratejik bir hamle olduğunu ispatlıyor.
Neden Kaybediyoruz: 17 Sevkiyatlık Gizli Trafik
Eğer bugün bu operasyonu ‘başarı’ olarak nitelendiriyorsak, geçmişteki verileri de masaya yatırmamız gerekiyor. Yapılan geriye dönük incelemeler, aynı şirketin daha önce Belçika üzerinden benzer sevkiyatları defalarca gerçekleştirdiğini ortaya koydu. İngiltere’den İsrail’e gönderilmek üzere sadece Liege Havalimanı’nı transit merkez olarak kullanan en az 17 farklı sevkiyatın daha yapıldığı bildiriliyor. Bu rakam, sistemin ne kadar büyük bir boşluk barındırdığını ve denetimlerin neden daha sıkı olması gerektiğini yüzümüze vuruyor. Belçika Dışişleri Bakanlığı tarafından başlatılan adli soruşturma, muhtemelen bu lojistik ağın diğer karanlık noktalarını da aydınlatacaktır. Ancak şu bir gerçek ki; rakamlar yalan söylemez ve bu son el koyma kararı, Avrupa’daki silah ambargosu tartışmalarında yeni bir dönemin fitilini ateşledi.






