Barış Çağrılarının Gölgesinde Milyonluk Onay
Orta Doğu coğrafyası ateş çemberinden geçerken, uluslararası arenada ‘itidal’ ve ‘müzakere’ kelimelerini dilinden düşürmeyen Berlin yönetiminin, madalyonun öteki yüzünde bambaşka bir ajanda yürüttüğü ortaya çıktı. Alman hükümetinin, bölgedeki tansiyonun en yüksek olduğu dönemde İsrail’e yönelik silah ihracatına onay vermesi, diplomatik çevrelerde şok etkisi yarattı. Sol Parti Milletvekili Ulrich Thoden’in kararlı takibi sonucu Ekonomi Bakanlığı’ndan sızan veriler, barış söylemlerinin aslında ekonomik çıkarların gölgesinde kaldığını kanıtlıyor.
Kısa Süren Kısıtlama ve Büyük Sevkiyat
Asıl çarpıcı detay ise ihracat takviminde gizli. Gazze’deki sivil kayıplar ve uluslararası baskılar nedeniyle 2025 yılının Ağustos ayında ‘göstermelik’ bir kısıtlama kararı alan Almanya, bu ambargoyu sadece üç buçuk ay sürdürebildi. Kasım 2025 itibarıyla kısıtlamaları sessiz sedasız kaldıran Berlin, o günden bu yana İsrail’e toplamda 166,95 milyon euro değerinde silah ve askeri mühimmat satışına onay verdi. Sadece İran ile yaşanan sıcak çatışma sürecinde, yani 28 Şubat ile 27 Mart tarihleri arasındaki bir aylık dilimde bile 6,6 milyon euroluk onay çıkması, krizin nasıl bir fırsata dönüştürüldüğünü gösteriyor.
Siyasi Ahlak mı Yoksa Ekonomik Çıkar mı?
Milletvekili Ulrich Thoden’in sert eleştirileri, Alman siyasetindeki bu derin çatlağı daha da belirginleştiriyor. Thoden, askeri-sanayi kompleksinin kâr hırsının barışa değil, sadece daha fazla yıkıma hizmet ettiğini savunurken, Berlin’in bu hamlesinin bölgedeki ateşi körüklediğini vurguluyor. Almanya’da 2000 yılından bu yana yürürlükte olan ve kriz bölgelerine silah satışını yasaklayan yönergeler, ‘özel sorumluluk’ ve ‘stratejik ortaklık’ gibi kılıflarla deliniyor. Bu durum, sadece Orta Doğu’daki dengeleri değil, Almanya’nın kendi içindeki hukuksal normlarını da tartışmaya açıyor.
Vatandaşın Cebinden Savaşın Finansmanına
Haberin arka planındaki en can alıcı nokta ise bu ihracat onaylarının küresel ekonomik refaha olan etkisi. Savaş endüstrisine aktarılan her kaynak, aslında dünya genelindeki ekonomik istikrarın temeline dinamit koyuyor. Almanya’nın kendi prensiplerini askıya alarak imza attığı bu satışlar, Orta Doğu’da kalıcı barışın önündeki en büyük engellerden biri haline gelmiş durumda. ‘Barış havarisi’ rolüne bürünen hükümetin, arka kapı diplomasisiyle silah tüccarlarının önünü açması, önümüzdeki günlerde Federal Meclis’te çok daha sert tartışmaların yaşanacağının sinyalini veriyor.






