Lefkoşa’da 16 Yıl Sonra İlk Üst Düzey Ziyaret
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, bu yıl sonunda tamamlanacak olan görev süresi öncesinde Kıbrıs sorununa çözüm bulma çabalarını desteklemek üzere Ada’ya ulaştı. Suriye temaslarının ardından Lefkoşa’ya gelen Guterres, 16 yıllık bir aradan sonra Kıbrıs’ı ziyaret eden ilk BM Genel Sekreteri oldu. Rum kamuoyunda dile getirilen yeni bir plan sunulacağı iddialarının aksine, Genel Sekreter’in mevcut çözüm sürecine destek vermeyi hedeflediği açıklandı.
Guterres, Ada’daki iki günlük yoğun diplomasi trafiği kapsamında bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ve Kıbrıs Rum kesimi lideri Nikos Hristodulidis ile ayrı ayrı görüşmeler gerçekleştirecek. Yarın ise BM denetiminde bulunan ara bölgede iki liderle üçlü bir toplantıda bir araya gelecek. BM Genel Sekreteri ayrıca, bölgede yürütülen insani çalışmaları yerinde incelemek üzere Kayıp Şahıslar Komitesi’nin antropoloji laboratuvarına da ziyarette bulunacak.
Guterres Uçağa Binmeden Önce Hakan Fidan’ı Aradı
Kritik Kıbrıs yolculuğu öncesinde diplomatik temaslarını hızlandıran Guterres, uçağa binmeden önce Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Ziyaretin altyapısını hazırlayan BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Maria Angela Holguin ise cuma günü Ankara’da Bakan Fidan ile bir araya gelmesinin ardından dün Lefkoşa’ya geçerek Erhürman ve Hristodulidis ile ön görüşmeler yaptı.
Masadaki Çözüm Modelleri ve Beşli Zirve Hedefi
Özel Temsilci Holguin, Guterres’in taraflara yeni bir plan dayatmak için değil, müzakerelerin yeniden başlama zeminini yoklamak üzere Kıbrıs’a geldiğini vurguladı. Süreçte güven artırıcı adımların karşılık bulması durumunda; Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin de katılımıyla beşli bir gayriresmi zirve düzenlenmesi planlanıyor.
Kıbrıs’ta müzakereler, Rum kesiminin 2017 yılında İsviçre’de kesilen noktadan itibaren federasyon odaklı bir süreci devam ettirmek istemesi nedeniyle kilitlenmiş durumda. Buna karşılık Türkiye ve KKTC, kalıcı çözümün ancak Kıbrıs Türk tarafının eşit egemenlik hakkının tescil edilmesi ve iki devletli modelin esas alınması durumunda mümkün olabileceğini belirtiyor.
Kaynak: Hürriyet






