Karşılıklı Saldırılar Cephe Hattını Yeniden Hareketlendirdi
Yemen’de Birleşmiş Milletler (BM) arabuluculuğunda 2022 yılında sağlanan kırılgan ateşkes, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri ile İran destekli Husi isyancılar arasında son günlerde yaşanan karşılıklı askeri saldırılar nedeniyle ciddi bir risk altına girdi. Bölgede tırmanan askeri hareketlilik, küresel enerji piyasalarında yeni bir endişe dalgasına yol açıyor.
Gerilimdeki son tırmanış, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçlerinin Yemen’in batısında yer alan stratejik El Hudeyde kentindeki askeri hedeflere hava saldırıları düzenlemesiyle başladı. Koalisyon kaynakları, Suudi Kraliyet Hava Kuvvetleri’nin Husi milislerine ait mevzileri vurduğunu bildirdi. Bu operasyon, 2022 yılında başlayan ateşkes sürecinden bu yana koalisyonun Yemen topraklarına gerçekleştirdiği ilk büyük askeri hava harekatlarından biri oldu.
Husi milisleri ise bu saldırılara misilleme olarak Suudi Arabistan’ın enerji altyapısını hedef aldı. Grup, ülkenin batı kıyısında konumlanan, petrol ihracatı için büyük önem taşıyan Cizan ve Yenbu kentlerindeki devlete ait enerji şirketi Aramco tesislerine insansız hava araçları ve füzelerle saldırılar düzenlediğini duyurdu. Riyad yönetimi, saldırıların ardından tesislerde herhangi bir hasar meydana gelip gelmediğine yönelik resmi bir açıklama yapmadı.
Koalisyon Güçlerinden Yeni Operasyonlar
El Hudeyde’ye yönelik hava taarruzlarının ardından, Yemen’in Suudi Arabistan destekli hükümetine yakın medya organları, koalisyon güçlerinin bölgede Husilere ait füze rampaları ile silah depolarını hedef aldığını ilan etti. BM destekli ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana gerçekleştirilen en kapsamlı askeri hamleler arasında yer alan bu saldırılar, cephe hatlarındaki hassas dengeleri bozarak taraflar arasındaki karşılıklı tehditlerin dozunu artırdı.
Yeni Bir Savaş İhtimali Gündemde
Bölgedeki gelişmeleri yakından takip eden uzmanlar, krizin kontrol altında tutulmasının giderek zorlaştığına dikkat çekiyor. Birmingham Üniversitesi’nde Körfez jeopolitiği üzerine çalışmalar yürüten araştırmacı Umer Karim, Wall Street Journal’a yaptığı değerlendirmede, saldırıların ilk etapta karşılıklı misilleme olarak görülebileceğini ancak gidişatın daha büyük bir çatışmaya zemin hazırladığını belirtti. Karim, mevcut dinamiklerin kontrol altında tutulmasının pek mümkün görünmediğini vurguladı.
Uluslararası Kriz Grubu’nun Yemen uzmanı Ahmed Nagi ise bölgedeki güç dengelerinin değiştiğini ifade etti. İran’ın Husileri daha agresif hamleler yapmaya yönlendirdiğini savunan Nagi, Yemen krizinin artık bölgesel rekabetin doğrudan bir parçası haline geldiğini belirtti. Bölgedeki yeni gerilim sürecinde başlangıçta mesafeli duran Husilerin, temmuz ayının başından itibaren bu tutumlarını değiştirdikleri görülüyor.
Eski ABD Orta Doğu politikaları yetkilisi Allison Minor da tırmanan gerilimin tehlikeli boyutlarına değindi. İran’ın çatışmayı körüklediğini ancak Husilerin kendi çıkarları doğrultusunda hareket eden bağımsız bir aktör olduğunu belirten Minor, tarafların topyekun bir savaşa her zamankinden daha yakın olduğunu kaydetti.
İran ve Husiler Arasındaki İlişkinin Sınırları
İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) araştırmacısı Dr. Çağatay Balcı, İran ile Husiler arasındaki ilişkiyi değerlendirirken, bu bağın diğer vekil güçlerden farklı olduğunu belirtti. Husilerin kendi yerel ajandalarına göre hareket etmeye yatkın olduğunu ifade eden Balcı, buna karşın son süreçte İran etkisine daha fazla açık hale geldiklerini söyledi. Babülmendep Boğazı’nın kapatılmasının Tahran’ın stratejik bir hamlesi olduğunu belirten Balcı, Husilerin İran’ın desteğini kaybetmeme kaygısıyla bu adımı atmış olabileceğini dile getirdi.
Suudi Arabistan ve Husi Çatışmasının Tarihsel Arka Planı
Suudi Arabistan, Yemen’de Husilerin geniş bölgeleri kontrolü altına almasının ardından yaklaşık on yıl önce askeri müdahalede bulunmuştu. Yemen’in uluslararası alanda tanınan hükümetini destekleyen Riyad, Husilere karşı mücadele yürüten koalisyonun liderliğini üstlendi. Yıllar süren çatışmalar ülkede derin bir insani krize yol açarken, milyonlarca insanı yerinden etti ve temel gıda ile sağlık altyapısını felç etti. 2022’deki ateşkes ise ticari uçuşlar ve ithalat üzerindeki kısıtlamaları hafifleterek halka geçici bir nefes aldırmıştı.
Diplomasi Masası Neden Kalıcı Çözüm Üretemedi?
Suudi Arabistan ile İran arasında 2023 yılında başlayan diplomatik yakınlaşmanın neden sahaya yansımadığı sorusunu yanıtlayan Dr. Çağatay Balcı, iki ülke arasındaki normalleşmenin devletler düzeyinde kaldığını belirtti. Anlaşma metninde Yemen’e dair doğrudan bir hüküm yer almadığını hatırlatan Balcı, Husilerin artık kendi başına bağımsız stratejiler üreten ve krizleri meşruiyet devşirmek için kullanan bir aktöre dönüştüğünü vurguladı. Nisan 2022’de ilan edilen resmi ateşkesin aynı yılın ekim ayında bittiğini belirten Balcı, sahadaki sakinliğin kırılgan bir dengeden ibaret olduğunu ifade etti.
Kızıldeniz ve Küresel Petrol Piyasaları Tehdit Altında
Yemen’deki gerilim, küresel enerji güvenliğini ve petrol piyasalarını da doğrudan etkiliyor. Husilerin Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı üzerindeki eylemleri, dünya petrol taşımacılığını riske atıyor. Suudi Arabistan’ın Hürmüz Boğazı’ndaki risklere karşı petrol ihracatını kaydırdığı Yanbu güzergahı da Husi tehdidi altında bulunuyor. Son saldırıların ardından petrol fiyatlarının varil başına 100 dolar sınırını aşması, askeri gerilimin küresel ekonomideki yansımalarını açıkça gösteriyor.
Dr. Çağatay Balcı, ateşkesin tamamen çökmesinin piyasalarda hem Hürmüz hem de Babülmendep boğazlarının aynı anda tıkanması riskini fiyatlattığını belirtti. Bu durumun sigorta ve nakliye maliyetlerini ciddi şekilde artırdığını ifade eden Balcı, küresel talepteki öngörülen düşüşlerin dahi fiyatları dizginlemeye yetmeyebileceğini, çünkü meselenin arz-talep dengesinden ziyade jeopolitik bir caydırıcılık mücadelesine dönüştüğünü sözlerine ekledi.
Araştırmacı Farea el-Müslimi ise Husilerin geri adım atmasının kolay olmadığını savunuyor. Grubun dış düşman algısını iç siyasette meşruiyet devşirmek amacıyla kullandığını belirten el-Müslimi, mevcut atmosferin çatışmayı daha da büyütmeye elverişli olduğunu ifade etti.
Kaynak: Hürriyet






