Andaman Denizi’nden gelen son haberler, insanlık onurunun ve vicdanın bir kez daha sulara gömüldüğünü kanıtlıyor. Yaklaşık 250 Arakanlı Müslümanı taşıyan o derme çatma teknenin alabora olması, sadece sıradan bir ‘kaza’ olarak geçiştirilemez. Bu, devasa bir kayıt dışı ekonominin, merdiven altı insan kaçakçılığı şebekelerinin ve uluslararası toplumun seyirci kaldığı bir dramın en taze faturasıdır. Birleşmiş Milletler (BM) ve Uluslararası Göç Örgütü (IOM) verilerine göre teknedekilerden henüz haber yok; yani 250 can, o dev dalgaların arasında sessizce kaybolup gitti.
Umut Yolculuğu mu Yoksa Büyük Bir Soygun mu?
Mesele sadece bir teknenin batması değil, bu insanların o tekneye binene kadar geçtiği çarklardır. Sokaktaki vatandaş ‘Bize ne elin Arakanlısından?’ diyebilir ama bu madalyonun öteki yüzü hepimizi ilgilendiriyor. İnsan kaçakçılığı bugün dünyada milyarlarca dolarlık bir kara borsa oluşturmuş durumda. Myanmar’daki zulümden kaçan bu insanlar, ellerindeki son kuruşu, belki de yıllardır biriktirdikleri tüm varlıklarını bu ‘ölüm teknelerine’ binmek için o tacirlere kaptırıyorlar. Bu kirli para akışı, bölgedeki illegal yapıları besliyor, yolsuzlukları artırıyor ve nihayetinde küresel güvenlik harcamalarını tetikliyor. Sınır güvenliği için harcanan her bir kuruşun arkasında, aslında çözülemeyen bu insani krizlerin ekonomik ağırlığı yatıyor.
Myanmar’daki Ateş Hattı ve Ekonomik Göçün Anatomisi
Arakanlıların neden bu tehlikeli yolculuğa çıktığını anlamak için sadece haber başlıklarına bakmak yetmez. Ordu baskısı, milis grupların sistematik saldırıları ve devlet eliyle uygulanan dışlanma, bu insanları ekonomik olarak nefes alamaz hale getirdi. Mülklerine el konulan, çalışma hakları ellerinden alınan, eğitim ve sağlık gibi en temel hizmetlerden mahrum bırakılan bir halkın tek çaresi, Malezya veya Endonezya gibi ülkelere kapağı atmak oluyor. Ancak bu çaresizlik, bölgedeki ‘insan pazarlayan’ mafyatik yapıların iştahını kabartıyor. 2024 yılının başından bu yana yaklaşık 4 bin 500 kişinin benzer yollarla denize açılması, bu pazarın ne kadar devasa ve acımasız olduğunu gözler önüne seriyor.
Uluslararası Sistemin İflas Belgesi ve Gizli Maliyetler
BM Mülteciler Yüksek Komiserliği Sözcüsü Babar Baloch’un yaptığı açıklamalar, durumun vehametini ortaya koyuyor. ‘Teknenin akıbeti belirsiz’ ifadesi, aslında modern dünyanın çaresizliğinin bir diğer adıdır. Bengal Körfezi ve Andaman Denizi artık birer mavi mezarlığa dönüşmüş durumda. Göç yönetimini sadece sınırları kapatmak veya duvarlar örmek sanan bir zihniyet, bu trajedilerin faturasını eninde sonunda toplumsal huzursuzluk ve ekonomik istikrarsızlık olarak ödemeye mahkumdur. Mülteci krizlerinin yarattığı ekonomik yük, sadece sığınmacıları kabul eden komşu ülkelerin değil, tüm dünyanın ticaret yollarını ve sosyal dengesini tehdit ediyor. Bugün o denizde kaybolan 250 kişi, aslında küresel sistemin çarkları arasında ezilen binlerce insanın sadece küçük bir kısmını temsil ediyor.






