Vitrin Süslemeleri Bitti: Gerçek Politikaya Dönüş
Yıllardır ‘demokrasi ve özgürlük’ ambalajıyla servis edilen Amerikan dış politikası, görünen o ki artık kendi seçmeni tarafından bile inandırıcı bulunmuyor. Merkezi ABD’de bulunan saygın araştırma kuruluşu Pew Research’ün gerçekleştirdiği son anket, Washington’ın o meşhur ‘küresel liderlik’ masalındaki derin çatlakları gün yüzüne çıkardı. 3 bin 500’den fazla katılımcıyla yapılan çalışma, Amerikan halkının yarısından fazlasının artık devletlerinin dünyaya karşı takındığı tavrı ‘bencilce’ bulduğunu kanıtlıyor.
2023’ten 2026’ya: Güven Uçurumu Derinleşiyor
Anket sonuçlarındaki en çarpıcı nokta, son birkaç yılda yaşanan keskin değişim. 2021-2025 yılları arasındaki Joe Biden dönemi verilerine bakıldığında, ABD dış politikasının diğer ülkelerin çıkarlarını göz ardı ettiğini düşünenlerin oranı sadece yüzde 27 seviyesindeydi. Bugün ise bu rakam tam iki katına çıkarak yüzde 53’e ulaştı. Bu sadece bir istatistik değil, aynı zamanda Amerikan yumuşak gücünün (soft power) kendi evinde bile iflas ettiğinin açık bir beyanıdır. Halk, ‘dünya jandarmalığı’ rolünün altındaki pragmatik ve bazen acımasız stratejik hesapları artık çok daha net görebiliyor.
Müttefikler İçin Tehlike Çanları Çalıyor
Peki, ne oldu da Amerikan halkı kendi devletinin dış dünyayla olan ilişkisini bu kadar sert eleştirmeye başladı? Bu sorunun cevabı, küresel krizlerde Washington’ın takındığı ‘önce ben’ tavrında gizli. Ekonomik yaptırımlardan askeri müdahalelere kadar pek çok kararda müttefiklerin taleplerinin görmezden gelindiği algısı, artık bir komplo teorisi olmaktan çıkıp toplumsal bir konsensüse dönüştü. Katılımcılar, ABD’nin dış politika kararları alırken diğer ülkelerin çıkarlarını hiçe saydığı konusunda ilk kez bu kadar net bir çoğunluk oluşturdu.
Sistemin Geleceği ve Prestij Kaybı
ABD’nin uluslararası arenadaki prestiji, sadece askeri gücünden değil, aynı zamanda ‘ortak değerler’ etrafında kurduğu ittifaklardan besleniyordu. Ancak bu veriler gösteriyor ki, o değerler zinciri artık paslanmış durumda. Kendi vatandaşının ‘adaletsiz’ bulduğu bir dış politikanın, dünyanın geri kalanında meşruiyet devşirmesi imkansıza yakın görünüyor. Washington koridorlarında yankılanan ‘küresel müttefiklik’ nutukları, halkın yüzde 53’ünün gözünde artık içi boş birer retorikten ibaret. Bu durum, önümüzdeki yıllarda ABD’nin küresel ölçekte alacağı kararların hem iç hem de dış kamuoyunda çok daha sert bir dirençle karşılaşacağının habercisi niteliğinde.






