ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Suriye sahasında terör örgütü DAEŞ’e yönelik operasyonel baskısını artırıyor. Yapılan resmi açıklamaya göre, 3-12 Şubat tarihleri arasındaki dokuz günlük periyotta gerçekleştirilen 10 hava operasyonunda, örgüte ait 30 kritik nokta imha edildi. Bu hamle, bölgedeki ABD askeri varlığına yönelik saldırılara verilen kapsamlı yanıtın bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Operasyonun Teknik Ayrıntıları ve Stratejik Hedefler
Savaş uçakları, taarruz helikopterleri ve insansız hava araçlarının (İHA) koordineli şekilde kullanıldığı saldırılar, örgütün lojistik ağını felç etmeyi amaçlıyor. Vurulan 30 nokta arasında mühimmat depoları, sığınaklar ve operasyonel komuta merkezleri yer alıyor. Uzmanlar, bu tür nokta atışı operasyonların DAEŞ’in hareket kabiliyetini kısıtladığını ve örgütün yeniden gruplanma çabalarını sekteye uğrattığını belirtiyor. Özellikle Ocak ayının son haftasından itibaren yoğunlaşan saldırılar, ABD’nin bölgedeki istihbarat ağının aktif çalıştığını ve örgütün iletişim kanallarını deşifre ettiğini gösteriyor.
Açıklanan verilere göre, 27 Ocak ile 2 Şubat tarihleri arasında da DAEŞ’in iletişim merkezleri ve kritik silah depolama tesislerine yönelik 5 ayrı hava harekatı daha düzenlendi. Bu veriler, ABD’nin bölgedeki operasyonel temposunu düşürmediğini, aksine hedefleri daha geniş bir yelpazeye yaydığını kanıtlıyor.
Hawkeye Strike: Misilleme ve Süreklilik
Operasyonların arka planında, “Hawkeye Strike” (Şahin Gözü Saldırısı) olarak adlandırılan daha geniş kapsamlı bir askeri strateji yatıyor. Bu strateji, Aralık 2025’te Tedmur (Palmira) bölgesinde iki asker ve bir sivil olmak üzere toplam üç ABD vatandaşının hayatını kaybettiği saldırıya doğrudan bir yanıt niteliği taşıyor. İki aylık bir süreci kapsayan bu harekatlar silsilesinde, şimdiye kadar 50’den fazla DAEŞ mensubunun etkisiz hale getirildiği veya yakalandığı bildirildi. Ayrıca, 100’den fazla altyapı tesisinin hassas güdümlü mühimmatlarla yerle bir edilmesi, operasyonun yıkıcılığını ortaya koyuyor.
Suriye’nin kuzey ve doğusundaki istikrarsız ortam, terör örgütlerinin uyuyan hücrelerini canlandırması için hala elverişli bir zemin sunuyor. ABD’nin bu yoğun hava trafiği, sadece yerel bir güvenlik önlemi değil, aynı zamanda bölgesel müttefiklerin sınır güvenliği açısından da kritik bir tampon bölge oluşturma çabasıdır. Pentagon kaynakları, DAEŞ’in hala sınırlı da olsa finansal kaynaklara ve ideolojik bir tabana sahip olduğunu hatırlatarak, askeri baskının önümüzdeki dönemde de sistematik olarak süreceğinin sinyallerini veriyor. Bölgedeki yerel unsurlarla yürütülen koordinasyonun derinliği, hava saldırılarının sahadaki fiziksel hakimiyete dönüştürülmesinde kilit rol oynamaya devam ediyor.






