MENÜ
06 Haziran 2026 Cumartesi
DOLAR 46,1116 ▲ %0,02
EURO 53,1487 ▼ %0,94
ALTIN 6.409,16 ▼ %3,23

ABD’de Yeni Dönem: Paylaşımlarınız Yeşil Kartı Yakabilir!

Dosyalardaki Gizli Talimat: Sosyal Medya Takibi

Amerika Birleşik Devletleri’nde göçmenlik hayali kuran milyonlarca insan için kurallar artık sadece adli sicil kaydı veya finansal yeterlilikle sınırlı kalmıyor. Trump yönetiminin İç Güvenlik Bakanlığı aracılığıyla hazırladığı yeni eğitim materyalleri, göçmenlik memurlarının bir dedektif gibi başvuru sahiplerinin siyasi görüşlerini ve dijital ayak izlerini takip etmesini öngörüyor. New York Times tarafından sızdırılan belgelere göre, ABD Vatandaşlık ve Göçmenlik Hizmetleri (USCIS) çalışanlarına, adayların sosyal medya paylaşımlarını mercek altına almaları talimatı verildi. Bu durum, ‘Amerikan Rüyası’ kapısının artık bir düşünce filtresinden geçtiğinin en somut kanıtı olarak görülüyor.

Üniversite Eylemleri ve Filistin Paylaşımları Mercek Altında

Mart ayında dağıtılan eğitim materyalleri, özellikle 2024 yılında dünya genelinde ses getiren üniversite kampüslerindeki Filistin’e destek gösterilerini hedef alıyor. Eğer bir yeşil kart adayı, bu gösterilere katılmışsa veya sosyal medyasında İsrail’in politikalarını eleştiren sert ifadeler kullanmışsa, başvurusu ‘ağırlıklı olarak olumsuz’ bir değerlendirmeyle karşı karşıya kalacak. Belgelerde yer alan çarpıcı bir örneğe göre, üzerinde çarpı işareti bulunan bir İsrail bayrağı paylaşmak veya ‘Gazze’deki teröre son verin’ tarzındaki ifadeler, yeşil kart reddi için yeterli bir sebep sayılabilecek. Bu yaklaşım, sadece suç işleyenlerin değil, yönetimin ideolojik çizgisine uymayanların da sistem dışına itilmesi anlamına geliyor.

Anayasal Hak mı Yoksa Sınır Dışı Sebebi mi?

Meselenin hukuki boyutu ise tam bir kördüğüm. ABD Anayasası, bayrak yakmak gibi eylemleri ‘sembolik siyasi görüş ifade etme’ kapsamında koruma altına alırken, Trump yönetimi bu eylemi yeşil kart başvurusunda doğrudan bir engel olarak tanımlıyor. Beyaz Saray Sözcü Yardımcısı Abigail Jackson, bu politikaların ifade özgürlüğüyle bir ilgisi olmadığını, tamamen ulusal güvenlik ve Amerikan değerlerini koruma amacı taşıdığını savunuyor. Ancak eski Biden dönemi yetkilileri, bu uygulamanın ülkenin kuruluş değerleriyle çeliştiğini ve göçmenlik ofislerinin birer ‘fikir polisi’ teşkilatına dönüştürüldüğünü belirtiyor. Hukukçular, yasal olarak korunan bir eylemin, göçmenlik statüsü söz konusu olduğunda nasıl aleyhte bir delil olarak kullanılabileceğini sorguluyor.

Vatandaşları Neler Bekliyor? İdeolojik Vize Dönemi

Peki, bu süreç neden bu kadar sertleşti? Trump yönetiminin ‘ABD’den nefret ediyorsanız burada yaşayamazsınız’ mottosuyla hareket ettiği açıkça görülüyor. USCIS yetkilisi Zach Kahler’in açıklamaları, yeni dönemde göçmenlerden sadece yasalar önünde temiz olmalarının değil, aynı zamanda Amerikan dış politikasıyla uyumlu bir profil çizmelerinin beklendiğini kanıtlıyor. Bu durum, gelecekte yeşil kart başvurusu yapacak olan binlerce Türk vatandaşını ve diğer ülke göçmenlerini de doğrudan etkiliyor. Artık atılan her tweet, beğenilen her fotoğraf veya katılım sağlanan her protesto, yıllarca süren başvuru sürecinin bir saniyede çökmesine neden olabilir. Modern dünyada dijital geçmişin bir gölge gibi insanı takip ettiği düşünülürse, yeşil kart artık sadece bir çalışma izni değil, aynı zamanda bir ‘sadakat belgesi’ haline dönüşüyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir