Washington’da Sarsılmaz Görülen İttifak Çatlıyor
Yıllardır Amerikan dış politikasının ‘dokunulamaz’ kalesi olarak görülen İsrail-ABD ilişkileri, tarihin en büyük kırılmalarından birini yaşıyor. İsrail merkezli Walla News tarafından paylaşılan veriler, Tel Aviv yönetimi için adeta bir soğuk duş etkisi yarattı. Gazze’de yaşananların ardından Washington koridorlarında esen rüzgarlar artık eskisi gibi değil. Bir zamanlar İsrail’i eleştirmek siyasi kariyerin sonu demekken, bugün bu durum Amerikan ana akım siyasetinin bir parçası haline geldi. ABD kamuoyu, yıllardır süregelen statükoyu sorgulamaya başladı.
Z Kuşağı Tercihini Yaptı: %75 Filistin Diyor
Araştırmanın en çarpıcı kısmı kuşkusuz 18-29 yaş arası gençlerin bakış açısı. Geleneksel medyanın filtrelerinden uzak, sosyal medya aracılığıyla doğrudan bölgedeki görüntüleri izleyen Amerikan gençliğinin %75’i, artık Filistin davasına daha fazla sempati duyuyor. Toplam nüfusta ise İsrail’e olumsuz bakanların oranı %60’a dayanmış durumda. Bu rakamlar, sadece geçici bir tepkiyi değil, Amerikan toplumunun DNA’sında yaşanan derin bir sosyo-kültürel dönüşümü simgeliyor. Gençler, artık hükümeklerin anlattığı hikayeleri değil, ekranlarına düşen gerçekleri takip ediyor.
Senatoda ‘Kırmızı Çizgi’ Aşıldı
Şu anki siyasi arenadaki değişim, kendini en net şekilde ABD Senatosu’nda gösterdi. İsrail ile yapılan devasa silah anlaşmalarına karşı çıkan sesler artık azınlıkta değil. 47 Demokrat senatörden 40’ının bu anlaşmaların aleyhinde pozisyon alması, Beyaz Saray için alarm zillerinin çaldığı anlamına geliyor. Yahudi kökenli Senatör Bernie Sanders, bu durumu ‘Amerikan halkının gerçek sesi’ olarak nitelendirerek, İsrail’e verilen açık çekin süresinin dolduğunu açıkça dile getirdi. Geçmişte birkaç kişiyle sınırlı olan bu itiraz dalgası, şimdi dev bir siyasi bloğa dönüşmüş durumda.
3.8 Milyar Dolarlık Yardım Tartışmaya Açıldı
Eski Chicago Belediye Başkanı Rahm Emanuel gibi etkili figürlerin, İsrail’e her yıl sağlanan 3,8 milyar dolarlık güvenlik yardımının kesilmesini veya ihlaller durumunda askıya alınmasını öneriyor oluşu, yakın tarihte hayal bile edilemezdi. Bugün ise bu konular, Demokrat Parti’nin ana akım tartışmaları arasında yer alıyor. 2028 başkanlık yarışı için hazırlanan adaylar, artık İsrail’e koşulsuz destek vermenin kendilerine oy kaybettirebileceğinin farkında. Yardımların denetlenmesi ve insan hakları şartına bağlanması, Washington sokaklarında artık yüksek sesle konuşulan bir talep.
Anlatı Değişti: Mağduriyetten Sorgulanan Güce
1967 ve 1973 savaşlarının ‘mağdur İsrail’ imajıyla büyüyen kuşağın yerini, Gazze’deki yıkımı canlı yayınlarda izleyen bir nesil aldı. İran ile yaşanan gerilimler ve Netanyahu hükümekinin agresif politikaları, ABD kamuoyunda ‘bölgesel istikrarı bozan taraf’ algısını güçlendirdi. Donald Trump gibi İsrail’e en yakın figürlerin temsil ettiği eski dünya düzeni, yeni kuşağın vicdanına takılmış durumda. Amerikan-İsrail ittifakı tamamen kopmasa da, artık o eski ‘sorgusuz sualsiz’ destek dönemi resmen tarih oldu. Gelecekte Beyaz Saray’da kim oturursa otursun, artık çok daha temkinli ve kamuoyu baskısının yoğun olduğu bir ilişki yürütmek zorunda kalacak.






