MENÜ
05 Haziran 2026 Cuma
DOLAR 46,0868 ▲ %0,12
EURO 53,6325 ▲ %0,08
ALTIN 6.606,94 ▼ %0,25

ABD Ordusundan İran’a Yönelik Kapsamlı Operasyon Hazırlığı

ABD yönetimi ve Pentagon, Orta Doğu’daki gerilimi yeni bir boyuta taşıyabilecek kapsamlı bir askeri strateji üzerinde çalışıyor. Beyaz Saray kaynaklarından sızan bilgilere göre, Başkan Donald Trump’ın talimat vermesi durumunda ABD ordusu, İran’a yönelik haftalarca sürebilecek bir operasyon dizisine başlamaya hazır. Bu yeni hazırlık, geçmişteki tek seferlik hava saldırılarından farklı olarak, İran’ın hem askeri hem de devlet altyapısını hedef alan daha derinlikli bir harekat planını kapsıyor. Washington’daki askeri planlamacılar, bu süreci sadece bir misilleme değil, Tahran’ın stratejik kapasitesini zayıflatacak uzun vadeli bir kampanya olarak değerlendiriyor.

Stratejik Hedefler ve Askeri Yığınak

Pentagon’un bölgeye yönelik sevkiyatları, Washington’un bu kez çok daha kararlı bir tutum sergilediğini gösteriyor. Mevcut askeri unsurlara ek olarak bölgeye gönderilen ikinci bir uçak gemisi filosu; binlerce asker, güdümlü füze destroyerleri ve gelişmiş savaş uçakları ile destekleniyor. Uzmanlar, bu çapta bir yığınağın sadece bir savunma önlemi değil, aynı zamanda olası bir yıpratma savaşına hazırlık olduğunu belirtiyor. Geçtiğimiz Haziran ayında gerçekleştirilen ve ‘Midnight Hammer’ (Gece Yarısı Çekici) olarak adlandırılan operasyonun aksine, yeni planın ucu açık bir çatışma riskini barındırdığı ifade ediliyor. Gece Yarısı Çekici operasyonu tek seferlik bir vuruş iken, üzerinde çalışılan yeni doktrin ‘sürdürülebilir hava ve deniz hakimiyeti’ üzerine odaklanıyor.

Donald Trump, askeri hazırlıkların diplomatik bir araç olarak da kullanılabileceği sinyalini veriyor. Trump’ın ‘Bazen korku gerekir, durumu çözecek tek şey budur’ şeklindeki açıklamaları, Washington’un ‘maksimum baskı’ stratejisinin askeri ayağını oluşturuyor. Ancak bu strateji, sadece nükleer tesislerle sınırlı kalmayıp, İran devletinin güvenlik kurumlarını da kapsayabilecek geniş bir hedef listesini masaya getiriyor. Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly’nin ‘tüm seçenekler masada’ vurgusu, diplomasi yollarının tükendiği noktada askeri gücün ana unsur haline geleceğini tescilliyor.

Bölgesel Riskler ve Misilleme Senaryoları

Olası bir harekatın en kritik boyutu, İran’ın vereceği karşılık ve bu karşılığın tetikleyebileceği bölgesel savaş riski olarak görülüyor. Tahran yönetimi, kendi topraklarına yapılacak herhangi bir saldırıda bölgedeki tüm ABD üslerini hedef alacağını açıkça beyan etmiş durumda. İran’ın geniş füze envanteri ve bölgedeki vekil güçleri, haftalar sürecek bir çatışmanın sadece iki ülke arasında kalmayıp Lübnan, Irak ve Yemen gibi cephelere de sıçramasına neden olabilir. Bu durum, küresel enerji piyasalarını ve Orta Doğu’daki hassas dengeleri kökten sarsma potansiyeli taşıyor. Analistler, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki petrol akışını hedef alabileceği ihtimalinin, operasyonun maliyetini sadece askeri değil, ekonomik bir krize de dönüştürebileceğini hatırlatıyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Washington ziyareti de bu planlamaların diplomatik zeminini güçlendiriyor. Netanyahu’nun, İran ile yapılacak herhangi bir anlaşmanın İsrail’in varoluşsal güvenlik ihtiyaçlarını karşılaması gerektiği yönündeki ısrarı, askeri seçeneğin her zaman masada kalmasını sağlıyor. Washington ve Tahran arasında Umman üzerinden yürütülen diplomatik temaslar devam etse de sahadaki askeri hareketlilik, diplomasinin dar bir koridora sıkıştığını gösteriyor. ABD ordusunun hazırlıkları, olası bir diplomatik başarısızlık durumunda sahadaki güç dengesini tamamen değiştirmeyi hedefliyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir