Sofradaki Yangının Görünmeyen Yüzü: Gıda Egemenliği
Türkiye’nin bereketli toprakları üzerinde sessiz bir fırtına kopuyor. Bir yanda market raflarındaki durdurulamayan etiket artışları, diğer yanda ise toprağına küsen, geleceğini şehirlerin betonları arasında arayan genç bir nesil var. Aksaray’da çiftçilerle ve sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya gelen CHP Tarım ve Orman Politikaları Kurul Başkanı Sencer Solakoğlu, Türkiye’nin en temel direği olan gıda egemenliğinin sarsıldığını çarpıcı bir dille gözler önüne serdi. Artık mesele sadece bir fiyat artışı değil; bu bir ülkenin kendi kendini doyurma yeteneğini kaybetmesi hikayesidir.
Üretimden Kuryeliğe: Gençliğin Kaybolan Umutları
Bir zamanlar babasının tarlasında bereket kovalayan gençler, bugün köylerini terk ederek şehirlerde kuryelik yapmayı bir kurtuluş olarak görüyor. Solakoğlu’nun ziyaretinde altını çizdiği bu toplumsal dönüşüm, aslında bir eğitim ve iş dünyası krizidir. Gençler, üretim toplumunun parçası olmak yerine, tüketim çarkının en savunmasız dişlilerinden biri haline getiriliyor. Kuryelik gibi geçici ve güvencesiz işler, bir ülkenin tarımsal geleceğinin yerini alıyorsa, orada büyük bir vizyon eksikliği var demektir. Köylerde yaşamanın ve üretmenin bir prestij değil, bir yük olarak görüldüğü bu sistem, ailelerin çocukları için duyduğu gelecek kaygısını her geçen gün derinleştiriyor.
Liyakatsizlik ve Tarımda ‘Yazı Tura’ Dönemi
Bugün bir kasaba girdiğinizde karşılaştığınız yüksek fiyatlar, sadece döviz kuruyla açıklanamaz. Solakoğlu, bakanlık düzeyindeki bilgisizliğin ve liyakatsizliğin tarımı nasıl uçuruma sürüklediğini şu sözlerle hatırlatıyor: “Kepek fiyatı arttığında ‘kepek ekin’ diyen bir zihniyetle karşı karşıyayız.” Çiftçi, her mevsim başında adeta yazı tura atarak ne ekeceğine karar vermeye çalışıyor. Planlama yok, öngörülebilirlik yok. Süt hayvancılığından kazandığını tarlaya, tarladan kazandığını hayvana yatıran üretici, sonunda elde var sıfır noktasında kalıyor. Bu plansızlık, tabağımıza gelen her lokmanın daha pahalı ve daha dışa bağımlı hale gelmesine neden oluyor.
Çözüm Yolu: Sadaka Değil Gerçek Destek
Mevcut sistemin çiftçiye sunduğu desteklerin bir ‘sadaka’ kültürüne dönüştüğünü vurgulayan Solakoğlu, Van’daki üretici ile Bursa’daki üreticinin aynı kefeye konulmasının adaletsizliğine değiniyor. Her bölgenin ihtiyacı farklıyken, tek tip ve yetersiz desteklemeler çiftçiyi vergiler altında eziyor. 2027 yılına işaret eden Solakoğlu, tarımda liyakatin ve gerçek saha bilgisinin egemen olacağı bir dönemin müjdesini veriyor. Kravatlı bürokratların salon toplantıları yerine, ayağı toprağa basanların kararlarıyla Türkiye’nin yeniden gıda egemenliğini kazanması hedefleniyor. Bu değişim, sadece çiftçinin değil, evladına sağlıklı ve uygun fiyatlı gıda yedirmek isteyen her ailenin ortak mücadelesidir.






