MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9711 ▲ %0,00
EURO 53,6073 ▲ %0,47
ALTIN 6.630,24 ▲ %1,16

Ette Tehlikeli Düşüş: Sofradaki Etin Geleceği Ne Olacak?

Üretimde Görülmemiş Gerileme: Sayılar Ne Anlatıyor?

Tarım ve hayvancılığın kalbi Aksaray’dan gelen son veriler, sadece bir şehri değil tüm Türkiye’yi yakından ilgilendiren sessiz bir krizin habercisi. Nüfusunun büyük çoğunluğunun geçimini topraktan ve hayvancılıktan sağladığı bu bölgede, TÜİK tarafından açıklanan 2025 yılı verileri kırmızı et üretimindeki sert düşüşü gözler önüne seriyor. Ülke genelinde kırmızı et üretimi bir önceki yıla göre yüzde 10,5 oranında azalırken, en büyük darbeyi yüzde 11,5’lik kayıpla sığır eti üretimi aldı. Peki, meralarıyla ünlü bir ülkede sofralarımıza gelen et miktarı neden bu denli hızla azalıyor? Perdenin arkasında sadece iklim koşulları mı var, yoksa daha derin bir piyasa dönüşümü mü yaşanıyor?

İthalat Kıskacı ve Üreticinin Sessiz Çığlığı

Sektörün içindeki isimlere göre bu gerileme tesadüf değil. Üreticiler, yıllardır feryat ettikleri maliyet artışlarının artık sürdürülebilir noktayı geçtiğini vurguluyor. Masadaki asıl sorun, yem ve saman fiyatlarının kontrolsüzce yükselirken, çiğ et fiyatlarındaki en ufak bir kıpırdanmada ‘ithalat kartının’ masaya sürülmesi. Bu durum, yerli üreticinin maliyet altında ezilmesine ve rekabet gücünü tamamen kaybetmesine neden oluyor. Saman fiyatlarının kuraklık bahanesiyle tırmandığı, yem sanayisinin ise küresel piyasalara endekslendiği bir ortamda, üretici kendi hayvanını doyuramaz hale gelmiş durumda. Bu tablo, akıllara şu soruyu getiriyor: Yerli üretim sistemli bir şekilde mi zayıflatılıyor?

Küçük Üretici Tasfiye mi Ediliyor: Pazar Kimin Elinde?

Aksaraylı yetiştiricilerin en büyük endişesi, hayvancılığın yavaş yavaş belli grupların elinde toplanması. Mera sorunu çözülmedikçe ve hayvanlar mandıralarda hazır yeme mahkum bırakıldıkça, küçük ölçekli işletmelerin ayakta kalma şansı kalmıyor. Büyük endüstriyel tesisler bir şekilde çarkı döndürse de, Anadolu’nun köylerindeki küçük besiciler tek tek sahadan çekiliyor. Bu durum, piyasanın tamamen ithalata ve dev besicilere kalması anlamına geliyor. Eğer bu eğilim devam ederse, gelecekte sadece fiyatları değil, etin kalitesini ve ulaşılabilirliğini de bu daralan piyasa belirleyecek. Sahadaki üretici, ‘En küçük artışta ithalat silahı çekiliyor ama yem maliyetinde neden kimse yanımızda değil?’ diyerek tepkisini dile getiriyor.

Gıda Güvenliği ve Sofraya Yansıyacak Tehlikeler

Mesele sadece ekonomik bir tablo değil, aynı zamanda bir gıda güvenliği sorunu. Kırmızı et üretimindeki her yüzde 1’lik kayıp, yarın market raflarına ve kasap tezgahlarına daha yüksek fiyat ve daha fazla dışa bağımlılık olarak yansıyacak. Üretimin azalması, kırsaldan kente göçü tetiklerken hayvancılık kültürünün de yok olmasına zemin hazırlıyor. Sektör temsilcileri, acil olarak yem fiyatlarına müdahale edilmesi ve ithalat odaklı politikalar yerine yerli üreticinin maliyet yükünü hafifletecek somut adımlar atılması gerektiğini söylüyor. Aksi takdirde, önümüzdeki dönemde açıklanacak verilerin çok daha karamsar olacağı ve tabağımızdaki etin lüks olmaktan çıkıp tamamen ulaşılmaz hale geleceği aşikâr.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir