Şov Bitmeli, Gerçek Orman Başlamalı
Aksaray, göz göre göre bir beton çölüne dönüştürülürken, her yıl düzenlenen ‘yeşil seferberlik’ şovları fiyaskodan öteye geçemiyor. On binlerce fidan, hiçbir koruma ve sulama planı olmadan kupkuru topraklara terk edilerek aslında ölüme mahkûm ediliyor. Bu bir doğa sevgisi değil, tamamen kaynak ve zaman israfıdır. Şehir her geçen gün griye mahkûm edilirken, yetkililerin sadece fidan dikim törenlerinde boy göstermesi artık vatandaşın sabrını taşırıyor.
Mesele Dikmek Değil, Yaşatmak
Aksaray halkı artık sadece fotoğraf karelerinde kalan o içi boş fidan dikme törenlerinden bıktı. Ortada tokat gibi çarpan bir gerçek var: Fidanı toprağa koymak işin sadece yüzde biri. Asıl mesele, o fidanın bakımını yapmak ve hayatta kalmasını sağlamaktır. Şehirdeki inşaat rantı öyle bir boyuta ulaştı ki, tepelerdeki o zavallı fidanlar dışında gözün göreceği tek bir yeşil alan kalmadı. Geçmiş yıllarda kurulan yağmurlama sistemleri bile sorumsuzluk ve denetimsizlik yüzünden atıl hale gelmiş durumda. Sonuç? Yine aynı hüsran, yine aynı kupkuru manzara ve boşa giden paralar.
Su Fakiri Şehirde Yanlış Tür Seçimi
Aksaray’ın en büyük sorunu su sıkıntısıyken, sanki bol yağışlı bir bölgedeymişiz gibi suya muhtaç ağaç türlerini dikmek tam anlamıyla bir akıl tutulmasıdır. Bölgenin iklim koşulları belli; kuraklık kapıda değil, bizzat şehrin kalbinde. Uzmanlar yıllardır bas bas bağırırken, suya ihtiyaç duymayan, yerel iklime adapte olmuş türler yerine inatla tutması en zor fidanları seçmek, o fidanların kurumasını izlemekten başka bir şeye yaramıyor. Strateji kökten değişmedikçe, bu şehirde dikilen her ağaç sadece vicdan rahatlatma aracı olarak kalacak ve asla ormana dönüşmeyecek.
Beton Lobisi ve İmar Kuralları
Şehrin merkezine baktığınızda ise durum tepelerden çok daha vahim. Yeni yapılan binaların her biri birer beton kütlesi olarak yükseliyor. İmar yönetmeliklerinde yer alan ‘yeşil alan zorunluluğu’ sadece kağıt üzerinde kalan bir formaliteden ibaret. Müteahhitler ruhsatı alana kadar ağaç sözü veriyor, inşaat bittiğinde ise o alanlar sökülüp otoparka veya ek kullanım alanlarına dönüştürülüyor. Belediye denetimlerinin bu kadar gevşek olması, Aksaraylıyı gri bir hapishaneye mahkûm ediyor. Eğer bir projede gerçek manada sürdürülebilir bir yeşil alan yoksa, o binaya oturma izni verilmemesi gereken bir noktadayız.
Vatandaşın Sabrı Artık Taşıyor
Aksaraylılar artık ‘dikme sorunumuz yok, koruma ve vizyon sorunumuz var’ diyerek yetkililere sert bir uyarıda bulunuyor. Senelerdir aynı yerlere aynı hataları yaparak farklı sonuç beklemek, şehircilik adına yapılan en büyük hatadır. Eğer bu gidişat durdurulmaz ve tepelerdeki ağaçlandırma çalışmaları bilimsel bir temele oturtulmazsa, Aksaray’ın tepeleri sadece rüzgarın toz kaldırdığı ıssız tepeler olarak kalmaya devam edecek. Gelecek nesillere bir orman değil, sadece boş vaatler ve beton yığınları bırakıyoruz.






