Ramazan ayının manevi iklimi yaklaşırken, Türkiye genelinde hissedilen ekonomik daralma Aksaray’da mutfak masraflarını adeta bir beka sorununa dönüştürdü. Gıda enflasyonunun kronikleştiği bu dönemde, özellikle dar gelirli vatandaşların ‘Ramazan hazırlığı’ yapma hayali, market raflarındaki fahiş fiyat artışları ve etiketi her gün değişen ürünler karşısında büyük bir hayal kırıklığına dönüştü. Aksaraylılar, son haftalarda çarşı pazar gezmekten çok, etiketlerdeki ‘fırsatçılık’ izlerini sürmeye başladı. Ekonomik verilerin ötesinde, bu durumun toplumsal bir huzursuzluğa evrilmesi ise meselenin vahametini gözler önüne seriyor.
Ramazan Bereketine Fırsatçı Gölgesi: 200 Liralık Yumurta Şoku
Vatandaşların en çok dile getirdiği şikâyetlerin başında, temel protein kaynağı olan yumurta ve beyaz et fiyatları geliyor. Bazı yerel ve zincir marketlerde bir koli yumurtanın 200 TL barajını aşması, ‘erişilebilir gıda’ kavramını bir lükse dönüştürdü. Tavuk eti ithalatının durdurulmasına yönelik hamlelerin piyasaya olumlu yansıması beklenirken, Aksaray’daki raflarda fiyatların hala yukarı yönlü seyretmesi, ekonomi teorileriyle değil, ‘fırsatçı piyasa koşullarıyla’ açıklanıyor. Vatandaşlar, her yıl Ramazan ayı öncesinde sistematik olarak yapılan bu zamların bir gelenek haline gelmesinden duydukları derin rahatsızlığı dile getiriyor. Üstelik sadece fiyat artışları değil, ‘gizli zam’ olarak nitelendirilen gramaj düşürme (shrinkflation) oyunları da tüketicinin dikkatinden kaçmıyor. Birçok üründe ambalaj aynı kalsa da içindeki miktarın azalması, halkın cebinden sessiz sedasız daha fazla para çıkmasına neden oluyor.
Denetim Zafiyeti mi, Sistem Sorunu mu?
Sokaktaki vatandaşın asıl öfkesi ise fiyatlardan ziyade, bu süreci kontrol etmekle yükümlü olan mekanizmaların sessizliği. Aksaray sokaklarında yükselen sesler, denetimlerin sadece ‘şov’ amaçlı fotoğraflardan ibaret kaldığını savunuyor. Piyasadaki fahiş fiyat uygulamalarına göz yuman yetkililerin, halkın sofrasındaki eksilmeye seyirci kaldığı vurgulanıyor. Uzmanlar, sadece ceza kesmenin yeterli olmadığını, üretimden rafa kadar olan tedarik zincirindeki tüm halkaların şeffaf bir şekilde denetlenmesi gerektiğini belirtiyor. Aksi takdirde, fırsatçıların ‘yaptığı yanına kâr kalıyor’ algısı toplumdaki adalet duygusunu zedeliyor. Aksaraylı tüketiciler, helallik vermeyecekleri bu tablonun bir an önce değişmesini ve denetimlerin kağıt üzerinde değil, mutfaklardaki yangını söndürecek şekilde gerçekçi bir zeminde yapılmasını bekliyor.






