Aksaray, konut piyasasında adeta kendi hikayesini yazıyor. Türkiye genelinde gayrimenkul sektöründe daralma rüzgarları eserken, İç Anadolu’nun bu dinamik kenti rakamlara meydan okumaya devam ediyor. Son bir ay içerisinde 269’u sıfır daire olmak üzere toplamda 711 konutun el değiştirmesi, ilk bakışta bir başarı öyküsü gibi görünse de madalyonun öteki yüzü oldukça farklı ve düşündürücü renkler barındırıyor.
Şehirdeki bu hareketlilik sadece konutlarla sınırlı değil; ticari alanlarda da dikkat çekici bir devir hızı yaşanıyor. 9’u sıfır dükkan olmak üzere 57 iş yerinin yeni sahiplerine kavuşması, ekonomik döngünün bir şekilde devam ettiğinin kanıtı olarak sunuluyor. Ancak Aksaray sokaklarında yankılanan sesler, bu istatistiklerin bir refah göstergesi olmaktan çok, piyasanın kendi içinde bir **’kısır döngüye’** girdiğini iddia ediyor.
1+1 Çöplüğü ve Ailelerin Barınma Çıkmazı
Vatandaşların en büyük sitemi, konut üretimindeki stratejik hatalardan kaynaklanıyor. Özellikle yeni hastane bölgesinin adeta bir ‘1+1 çöplüğüne’ dönüştürülmesi, kentin sosyal dokusuna ciddi bir darbe vurmuş durumda. Müteahhitlerin daha fazla kâr amacıyla bir parsele maksimum sayıda küçük daire sığdırma hırsı, geniş ailelerin yaşayabileceği ‘aile apartmanı’ konseptini neredeyse yok etti. Az sayıda üretilen geniş dairelere istenen astronomik rakamlar ise orta gelirli ailelerin ev sahibi olma hayallerini suya düşürüyor.
Yaşanan bu süreçte en büyük sorumluluk payı müteahhitlere kesiliyor. Güven ortamının kaybolması, projelerin aile odaklı olmaktan çıkıp tamamen yatırım ve rant odaklı hale gelmesi, konut krizini içerisinden çıkılamaz bir kaosa sürüklüyor. İnsanlar, barınma ihtiyacını karşılamak yerine, ellerindeki sermayeyi korumak için çırpınırken piyasada ciddi bir nitelikli konut kıtlığı baş gösteriyor.
Verilerin Arkasındaki Gerçek: Yatırım mı Yoksa Devir mi?
Aksaray piyasasının en ilginç özelliği ise fiyatlama mekanizmasındaki belirsizlik. Şehirde konut fiyatları adeta bir bukalemun gibi davranıyor; döviz yükseldiğinde döviz endeksli, altın fırladığında altına paralel zamlar peşi sıra geliyor. Bu spekülatif fiyat artışları nedeniyle orta gelir grubu artık yatırımlarından vazgeçip paralarını daha güvenli limanlara, yani doğrudan altın ve dövize yöneltmeye başladı.
Peki, TÜİK verilerindeki bu yüksek satış rakamları nereden geliyor? Sektör temsilcileri ve vatandaşlar, bu işlemlerin çoğunun ‘gerçek bir satış’ olmadığını savunuyor. Müteahhitlerin kat karşılığı aldıkları projelerde arsa sahiplerine yaptıkları devirler veya ticari borçlar karşılığında gerçekleşen el değiştirmeler, kağıt üzerinde satış rakamlarını yukarı taşıyor. Oysa gerçek nakit akışı ve piyasa canlılığı, dükkan satışları gibi daha yüksek bedelli kalemlerde kendini daha net belli ediyor. Eğer ailelerin ihtiyaçlarına yönelik projeler hız kazanmazsa, Aksaray’ın bu ‘rekor’ rakamları bir süre sonra büyük bir sessizliğe bürünebilir.






