Siyasi Transferlerin Görünmeyen Maliyeti
Afyonkarahisar siyasetinde sular durulmuyor, ama bu sefer mevzu sadece koltuk kavgası değil; vatandaşın cebine yansıyan o ağır ekonomik fatura. İYİ Parti Afyonkarahisar İl Başkanı Muhammet Mısırlıoğlu, haftalık basın toplantısında gündemi öyle bir sarstı ki, söyledikleri sadece yerel yönetimi değil, doğrudan Ankara’nın ekonomi koridorlarını hedef alıyor. Mısırlıoğlu’nun ‘AKmatik’ olarak nitelendirdiği siyasi transfer mekanizması, aslında liyakatin nasıl devre dışı bırakıldığının ve siyasi sadakatin kamu bütçesi üzerindeki gizli yükünün bir özeti gibi. Vatandaşın iradesi hiçe sayılarak yapılan bu hamleler, sadece siyaseti değil, güven endeksini de yerle bir ediyor.
Çiftçinin Çığlığı: Mazot ve Gübre Kıskacı
Bakın beyler, mesele sadece bir kutlama mesajı yayınlamak değil. Bugün Dünya Çiftçiler Günü ama tarlada traktörün kontağı dönmüyor. Mazotun litresi, gübrenin tonu, ilacın fiyatı derken çiftçinin beli bükülmüş durumda. Mısırlıoğlu’nun da altını çizdiği gibi; toprağı eken kazanamazsa, şehirdeki esnafın kepengi iner, tenceredeki yemeğin maliyeti ikiye katlanır. Çiftçi bugün üretim yapmak için değil, sadece banka borçlarını çevirmek için ter döküyor. Bu sürdürülebilir bir ekonomi değil, bildiğin iflasın ayak sesleridir. Üretici kazanamazsa ülke kazanamaz, bu kadar net.
Gençlik Bombası: 6.5 Milyon Kayıp Hayat
Ekonominin asıl rakamları enflasyon verilerinde değil, sokaktaki gençlerin gözlerinde saklı. Türkiye’de 24 milyon gencin 6,5 milyonu ne okulda ne de iş yerinde. Bu rakam korkunç bir israftır. Pırıl pırıl beyinleri umutsuzluğa mahkûm etmek, ülkenin geleceğini ipotek altına almaktır. Torpil ve kayırmacılığın tavan yaptığı bir sistemde, gençlerin ‘yurt dışı’ hayali kurması tesadüf mü? Mısırlıoğlu, iktidarın 25 yıllık karnesini işte bu rakamla yüzlerine vurdu. İşsizlik, liyakatsizlik ve gelecek kaygısı birleşince, ortaya çıkan toplumsal maliyetin geri dönüşü maalesef yok.
Sağlık Sistemi ve Eczacıların İsyanı
Sağlıkta devrim yaptık diyenlerin, eczaneleri devletin tahsilat şubesi haline getirdiğini görüyoruz. Vatandaş hastaneye gidemiyor, randevu bulamıyor; giden ise eczanede ‘muayene ücreti’ şokuyla karşılaşıyor. Eczacı artık şifa dağıtan bir sağlık personeli değil, iktidarın vatandaşın cebinden alacağı parayı toplayan bir memur gibi konumlandırıldı. İlaç yokluğu ise başlı başına bir skandal. Antibiyotik gibi en temel ilaçları bulmak için il il gezen vatandaşın sabrı, bedava olduğu iddia edilen sistemin altında eziliyor.
Afyon’un Yerel Çilesi: Trafik ve Engeller
Şehrin göbeğinde bir ambulans ilerleyemiyorsa, engelli bir vatandaşımız kaldırımdan bankamatiğe ulaşamıyorsa, orada belediyecilikten bahsetmek mümkün değildir. Mısırlıoğlu’nun dikkat çektiği kentsel dönüşüm uyarısı da tam olarak burada devreye giriyor: Rant odaklı değil, insan odaklı projeler şart. Şehrin toplanma alanları tabeladan ibaret, trafik ise öğle saatlerinde tam bir kördüğüm. Siyasi transferlerle vakit kaybeden yerel yönetimin, Afyon halkının gerçek sorunlarına ayıracak ne vakti ne de enerjisi kalmış gibi görünüyor. O sandık elbet gelecek ve millet, kendi iradesini hiçe sayanlara en ağır faturayı sandıkta kesecektir.






