Ankara Kulisi Çalkalanıyor: Bu Bir Tasfiye mi?
CHP yönetimi dün akşam saatlerinde siyaset gündemine bomba gibi düşen bir hamle yaptı. Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal hakkında, henüz AK Parti’ye geçeceğine dair resmi bir beyanı bile yokken ihraç süreci başlatıldı. Ankara’nın tozlu koridorlarını yakından takip edenler için bu sürpriz değil; aslında aylardır geliyorum diyen bir kopuşun ilanıdır bu. Yerel seçimlerde birinci parti çıkmasına rağmen, ana muhalefetin kendi içindeki bu erimeyi durduramaması, siyaset sosyolojisi açısından ibretlik bir vaka olarak tarihe geçiyor.
Sadece Burcu Köksal meselesi de değil; Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun gidişiyle başlayan o büyük çatlak, şimdi önüne geçilemez bir yarığa dönüşmüş durumda. Bugüne kadar 20’ye yakın belediye başkanının istifa etmesi ve bunların 16’sının doğrudan iktidar saflarına katılması, CHP’nin içindeki ‘ulusalcı’ ve ‘yerli’ kanadın nasıl bir dışlanmışlık hissettiğinin en net kanıtıdır.
Rant Kavgaları ve Siyasi Savrulmanın Perde Arkası
Peki, bu insanlar neden gidiyor? Sadece koltuk sevdası mı? Kulislerde konuşulanlar çok daha derin bir krize işaret ediyor. CHP içindeki değişim sancıları, ne yazık ki ilkesel bir yenilenmeden ziyade devasa bir rant kavgasının gölgesinde kalmış durumda. Aydın’da Kuşadası merkezli o meşhur 6 milyarlık rant dosyasını hatırlayın. Özgür Özel’in önüne kadar giden ama bir türlü çözüme kavuşturulmayan, aksine halı altına süpürülen o iddialar, aslında bugünkü kopuşların fitilini ateşledi.
Uşak’tan Antalya’ya, oradan İstanbul Büyükşehir eksenli tartışmalara kadar uzanan bir yolsuzluk ve rüşvet sarmalı iddiası partiyi esir almış durumda. CHP yönetimi ve onlara akıl hocalığı yapan ‘steril’ akademisyenler grubu, sokaktaki insanın bu kirli ilişkiler ağından ne kadar tiksindiğini göremiyor. Kendi içinde temizliği yapamayan bir yapının, ülkeyi yönetme iddiası her geçen gün biraz daha inandırıcılığını yitiriyor.
Güneş Motel’den Bugüne CHP’nin Bagajı
Bugün Burcu Köksal’ı ‘ihanetle’ suçlayanların siyasi hafızası ne yazık ki çok zayıf. Türk siyaset tarihine kara bir leke olarak geçen ‘Güneş Motel’ operasyonunun mimarı CHP değil miydi? Adalet Partisi’nden 12 ismi bakanlık vaadiyle transfer edip hükümet kuran anlayış, bugün ‘ilkesellikten’ bahsedemez. 90’ların ‘Fırıldak Kubi’ lakaplı figürlerini bile aratan bu savrulma, CHP’nin kendi tarihindeki o meşhur Güneş Motel ruhunun güncellenmiş versiyonudur.
Bakınız, dün Kamer Genç’ten Ertuğrul Günay’a, bugün ise İlhan Kesici’den Abdüllatif Şener’e kadar çok sayıda isim bu geçişleri yaptı. Ancak bugünkü durum farklı. Şu an yaşananlar kişisel tercihlerden öte, siyasetteki derin fay hattının bir sonucudur. Bir tarafta Erdoğan liderliğindeki ‘yerli ve milli’ eksen güç kazanırken, diğer tarafta yolsuzluk ve rüşvet iddialarıyla boğuşan, kendi içinde bir ‘suç örgütü’ tartışması başlatan CHP gerçeği duruyor. Önümüzdeki günlerde daha pek çok ismin bu dalgaya kapılacağını söylemek için kahin olmaya gerek yok; CHP için asıl fırtına yeni başlıyor.