Müzik endüstrisi, dışarıdan ne kadar özgürlükçü görünürse görünsün, sahne arkasında ve enstrüman seçimlerinde keskin sınırlarla örülü eril bir baraj barındırıyor. Özellikle davul gibi fiziksel güç ve ‘baskınlık’ atfedilen enstrümanlar, uzun yıllar boyunca erkek tekelinde birer kale gibi korundu. Davulcu ve besteci Leyan Senay liderliğindeki ‘She Rocks!’ oluşumu, bu kaleyi sadece sarsmakla kalmıyor, temellerinden söküp atıyor. Amerika merkezli ‘Hit Like A Girl’ yarışmasının Türkiye ayağını organize ederek işe başlayan Senay, bugün 500’ü aşkın kadını aynı ritimde buluşturarak endüstrinin yerleşik kalıplarına karşı ses yükseltiyor.
Toplumsal Kodların Bagetle Kırılışı
Sektörde kadın müzisyen olmanın faturası genellikle ‘bir kadına göre oldukça başarılı’ şeklindeki gizli küçümsemelerle kesiliyor. ‘Kız gibi vurmak’ tabiri, toplumun kadınlara dayattığı o kırılgan ve sınırlandırılmış rollerin bir özeti niteliğinde. Yapılan araştırmalar, henüz toplumsal cinsiyet rolleriyle zehirlenmemiş 6-7 yaşındaki kız çocuklarının ‘kız gibi vur’ dendiğinde tüm güçleriyle yumruk indirdiğini, yetişkin kadınların ise kendilerini sınırlayarak kibar ve çekingen hareket ettiğini gösteriyor. She Rocks! tam olarak bu noktada devreye girerek, o çocuksu ve filtresiz gücü sahneye taşımayı hedefliyor. Özlem Tekin’in ‘Dağları Deldim’ şarkısıyla destek verdiği oluşum, kadınların müzikal yetkinliklerini kanıtlama zorunluluğu hissetmediği, sadece kendi ritimlerini özgürce vurdukları bir alan yaratıyor.
Sahnelerden Sürdürülebilir Sanata Uzanan Yol
Leyan Senay’ın müzikal yolculuğu sadece toplumsal bir başkaldırıdan ibaret değil; aynı zamanda yüksek disiplinli bir akademik ve pratik altyapıya dayanıyor. Adıgüzel Güzel Sanatlar Lisesi ve Doğuş Üniversitesi mezunu olan sanatçı, İskender Paydaş’tan Borusan Filarmoni Orkestrası’na, Murat Boz kliplerinden senfonik projelere kadar geniş bir yelpazede performans sergiledi. Şimdilerde ise endüstrinin bir diğer büyük sorunu olan aşırı tüketime dikkat çeken çevreci projelere imza atıyor. Fungistanbul grubuyla hayata geçirilen son çalışmada, tamamen atık malzemelerden üretilen enstrümanlar kullanıldı ve klipteki kostümler dahi geri dönüştürülmüş materyallerden tasarlandı. Bu yaklaşım, müzikal üretimin sadece popüler kültürün tüketim çarklarına hizmet etmek zorunda olmadığını, toplumsal ve çevresel farkındalıkla harmanlanabileceğini gösteriyor.






