Direksiyon Başında Geçen Bir Ömrün Hikayesi
Bu memleketin yollarını karış karış bilenler, uykusuz gecelerde egzoz dumanını ciğerine çekenler ve direksiyon sallarken ailesinin geleceğini inşa edenler için müzik sadece eğlence değildir. Müzik, o bitmek bilmeyen şeritlerin arasındaki tek yoldaştır. Ünlü sanatçı Ceylan Ertem, yeni projesi ‘Babamın İstek Şarkıları’ ile işte tam da bu noktaya, asfaltta geçen bir ömre selam duruyor. Kamyon şoförü bir babanın kızı olarak, yolların yorgunluğunu ve o yorgunluğun içinden süzülen yanık türküleri, arabesk ezgileri kendi süzgecinden geçirerek dinleyiciye sunuyor.
Arabesk, Kamyon Arkası Yazıları ve Babalık
Sanatçının babası Talat Ertem, yıllarca Sakarya, İstanbul ve Çorum hattında direksiyon sallamış, emekçi bir baba figürü. Ertem’in albümünde yer alan ‘Bir Gülü Sevdim’, ‘Ayaz Geceler’ ve ‘Dokunmayın Bana’ gibi eserler, sadece birer şarkı değil; sabahın kör karanlığında bir kamyon kabininde yankılanan, sabırla ve fedakarlıkla yoğrulmuş hayatların sessiz çığlığı niteliğinde. Sanatçı, albümün girişinde babasının ‘Ağaran saçlarımı yıllara değil, yollara sor’ diyen sesine yer vererek, kentin ve yolların tozunu yutan o emekçi sınıfın hissiyatını en derinden hissettiriyor. Bu sadece bir kız çocuğunun babasına olan minneti değil, aynı zamanda bu ülkenin yükünü çeken gizli kahramanlara bir saygı duruşu.
Yolların Yorgunluğu ve Şifayı İyilikte Bulmak
Ceylan Ertem, sadece müzikal bir başarıdan bahsetmiyor; o aynı zamanda kentin keşmekeşinden ve şov dünyasının sahteliğinden sıyrılıp Urla’da doğayla iç içe bir yaşam kuran bir aktivist. Sahne korkularını, panik ataklarını ve hayatın getirdiği ağır travmaları hayvanlara ve çocuklara yardım ederek aştığını açık yüreklilikle dile getiriyor. ‘Beni köpekler kurtardı’ diyen Ertem, toplumsal duyarlılığın bir sanatçı için sadece bir ‘etiket’ değil, yaşama tutunma biçimi olduğunu kanıtlıyor. Kırmızı Çocuklar Derneği için düzenlenen dayanışma konserleri ve sahipsiz hayvanlar için verdiği mücadele, onun sanatını besleyen asıl damarın ‘vicdan’ olduğunu gösteriyor.
Zor Yolların Ardındaki Büyük Miras
Kent editörü olarak şunu söyleyebilirim ki; asfaltın, trafiğin ve bitmek bilmeyen yolların çilesini çekmeyen bu albümün ruhunu tam olarak kavrayamaz. Ertem, babasının hala çalışmaktan vazgeçmeyen, emekli olunca boşluğa düşmekten korkan o ‘işçi’ ruhunu sahipleniyor. Albümde seçilen her parça, bir kamyonun radyosunda cızırtılı bir frekansta aranırken bulunan o huzurlu anı temsil ediyor. Sanatçı, babalık kavramını sadece biyolojik bir bağın ötesine taşıyarak; emek veren, yol gösteren ve bu topraklara kök salan her değere bir atıfta bulunuyor. Bu albüm, asfaltın sıcağında eriyen hayallere ve o hayalleri ayakta tutan babalara yazılmış en samimi mektuplardan biridir.






