Kelimelerin Efendisi ve Yeni Bir Safha
Zaman, ruhun üzerine kat kat binen bir toz bulutu gibidir; ancak gerçek sanatçılar o tozu silkeleyip altındaki saf cevheri bulmayı bilenlerdir. Türk müziğinin ve edebiyat dünyasının nevi şahsına münhasır isimlerinden Can Bonomo, dördüncü şiir kitabı ‘Mümkansız Şeyler’ ile okurlarını selamlıyor. Sosyal medya biyografisinde kendini müzisyen, şair ve baba olarak tanımlayan Bonomo, bu kez kelimelerin gücünü oğlu Roman’ın hayal dünyasından ödünç aldığı bir kavramla taçlandırıyor. Roman’ın literatüründe ‘imkânsızın bir büyüğü’ anlamına gelen bu başlık, aslında yetişkinlerin unuttuğu o çocuksu yaratıcılığın ve saf motivasyonun bir tezahürü olarak karşımıza çıkıyor.
Dünden Bugüne Bir Ruhun Tekamülü
Can Bonomo’nun şiir yolculuğu, tıpkı antik çağ ozanlarının geçtiği sarp yollar gibi duraklarla doludur. ‘Delirmek Belirmektir’ ile başlayan o hırçın yirmili yaşlar, yerini zamanla daha derin hesaplaşmalara bıraktı. İkinci kitabında annesini, doğduğu şehri ve çocukluğunu bir çırpıda kaybetmenin verdiği o ağır melankoliyi işleyen şair, bugün ‘Mümkansız Şeyler’ ile çok daha dingin ama bir o kadar da anlam yüklü bir limana demir atmış durumda. Geçmişin karanlık düşünceleriyle bugünün umut dolu dizelerinin aynı potada eridiği bu eser, Bonomo’nun kendi sesini bulma yolculuğunda ulaştığı olgunluk mertebesini simgeliyor. Mutluluğu ya da mutsuzluğu bir uç olarak görmeyen, hayatı tüm renkleriyle kabul eden bir bilgelik bu.
Yazma Disiplini ve Ustaya Vefa
Eski bilgeler, ilhamın gökten zembille inen bir mucize değil, her gün masanın başında bekleyen bir disiplin olduğunu söylerdi. Bonomo da bu kadim geleneği sürdürüyor. Şarkı sözü yazmakla şiir yazmanın farklı disiplinler olduğunu vurgulayan sanatçı, her gün yazarak bileğini hızlandırdığını belirtiyor. Yazmayı bir regülasyon aracı olarak görüyor; rüyalarını, günlüklerini ve sızılarını kağıda dökerek ruhunu hafifletiyor. Bu süreçte ustalara vefayı da ihmal etmiyor. ‘Ustam’ dediği merhum şair küçük İskender’in yaşadığı külliyat dağınıklığını kendine ders edinen Bonomo, tüm eserlerini tek bir çatı altında toplayarak edebiyat tarihindeki yerini sağlama alıyor.
Sanatın Geleceği ve Yapay Zeka Paradoksu
Teknolojinin ruhu hapsetmeye çalıştığı günümüzde, yapay zekanın sanat üretimindeki yeri büyük bir tartışma konusu. Ancak Bonomo, bir bilgenin serinkanlılığıyla yaklaşıyor bu duruma. Yapay zekayı bir ‘doktor görüşü’ gibi yapısal analizlerde kullanmayı önerirken, onun asla insan zekasının muhteşem taklidinden öteye gidemeyeceğini savunuyor. Sanatın özündeki taklit duygusu, makineleştiğinde ruhunu kaybediyor. Bonomo’ya göre asıl olan, samimiyetin ve derdin olduğu yerde beliren o ‘üstbenlik’ parıltısıdır. Babalıkla birlikte canının kıymetini daha çok anlayan şair, şimdi hem bir baba, hem bir yazar, hem de bir müzisyen olarak hayatın o ‘mümkansız’ güzelliklerini kovalıyor.






