İnsan Olmanın Fiziksel ve Ruhsal Sınırları
Hangi anlarda kendimizi sadece etten ve kemikten ibaret hissederiz? Ya da bizi biz yapan şey aslında geride bıraktığımız o derin boşluk mu? Performans, heykel, fotoğraf ve video gibi farklı disiplinlerdeki üretimleriyle uluslararası sanat dünyasında adından söz ettiren Mehtap Baydu, Türkiye’deki ilk kurumsal solo sergisi olan ‘Seni Sevmek Çok Zor!’ ile bu can alıcı soruları Arter’in koridorlarına taşıyor. Sergiye adım attığınız an, Nobel ödüllü yazar Han Kang’ın zihinlere kazınan ‘Sevgilinin Soğuk Elleri’ romanındaki o meşhur sorgulama yankılanıyor: Bedenimiz mi öncelikli, yoksa varlığımızın bıraktığı iz mi?
Dört Metrelik Bir Omurga ve Kolektif Beden
Sanatçı Mehtap Baydu, kendi bedenini adeta bir deney ve oyun sahasına dönüştürerek izleyiciyi şaşırtıyor. Serginin en dikkat çekici parçalarından biri olan ‘Wirbelsäule’ (Omurga Sütunu), sanatçının kendi vücudundan aldığı kalıpların birbirine eklemlenmesiyle oluşuyor. Tam 4 metre yüksekliğindeki bu devasa sütun, hem bir araya gelmenin gücünü hem de parçalanmanın kırılganlığını aynı anda hissettiriyor. Bu eser, bireysel bir bedenin nasıl olup da kolektif bir yapıya, sarsılmaz bir sütuna dönüşebileceğinin fiziksel bir kanıtı gibi karşımızda duruyor.
Kimlikler Arası Geçiş ve Nefes Performansı
Sergide yer alan ‘Ben ve Her Şey Arasındaki Mesafe’ isimli çalışma, doğadaki canlıların büyüme evrelerinde geride bıraktıkları dış zarları andıran yapısıyla dikkat çekiyor. Baydu’nun tüm bedeninden alınan kalıplar, sergi alanında süzülen gizemli bir silüet olarak izleyiciyi karşılıyor. Bu eser, insanın hayattaki dönüşümünü ve her değişimde geride bıraktığı ‘eski kendisini’ temsil ediyor. Sanatseverler, sadece durağan eserleri değil, aynı zamanda sanatçının fiziksel sınırlarını zorladığı anları da görme şansı buluyor. ‘Otoportre: Birdirbir’ serisindeki videolarda, sanatçının yerçekimine meydan okuyan hareketleri, kimlikler arasındaki geçişin ne denli sancılı ve ritmik olabileceğini gözler önüne seriyor.
Mayıs Ortasına Kadar Devam Eden Özel Performans
Serginin belki de en etkileyici ve ‘canlı’ bölümü ise ‘Nefes’ (Atem) performansı. Daha önce Berlin’de kamusal alanda sergilenen bu performans, bu kez Arter’in kurumsal atmosferinde hayat buluyor. Baydu, içinde bulunduğu alanın hacmiyle aynı büyüklükte bir balona üfleyerek, soyut bir kavram olan nefesi somut ve devasa bir varlığa dönüştürüyor. Balon şiştikçe sanatçının hareket alanı daralıyor; bu durum, modern insanın kendi yarattığı dünyada sıkışmasını hatırlatan güçlü bir metafor sunuyor. Bu özel performans Mayıs ayı ortasına kadar belirli periyotlarla tekrarlanacak. Mehtap Baydu’nun bu büyüleyici ve düşündürücü dünyasını keşfetmek isteyenler için sergi 15 Kasım’a kadar Arter’de ziyarete açık kalacak.






