74 Milyon Sinyal Arasından Gerçek Ortaya Çıktı
Güneş Sistemi’nin sınırlarını aşarak iç kısımlara kadar sokulan üçüncü yıldızlararası ziyaretçi 3I/ATLAS, bilim dünyasında büyük bir hareketlilik yarattı. Başka bir yıldız sisteminden koparak gelen bu gizemli gökcismi, yapay bir teknoloji ürünü mü sorusunu akıllara getirmişti. Dünya dışı akıllı yaşam arayışını sürdüren SETI Enstitüsü araştırmacıları, merakla beklenen tarama sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı.
Araştırmacılar, Kuzey California’da bulunan Hat Creek Radyo Gözlemevi’ndeki Allen Telescope Array teleskoplarını kullanarak 3I/ATLAS’ı yedi saatten uzun bir süre boyunca mercek altına aldı. Yapılan hassas gözlemlerde, doğal süreçlerle üretilmesi mümkün olmayan dar bantlı radyo dalgaları arandı. İlk taramalarda tam 74 milyon potansiyel sinyal adayı tespit edildi. Bu devasa veri yığını, bilim insanlarını heyecanlandırsa da gerçek kısa sürede anlaşıldı.
Yapay zeka algoritmaları ve filtreleme yöntemleriyle insan kaynaklı parazitler elendiğinde, şüpheli sinyal sayısı 200’e kadar düştü. Son aşamada yapılan detaylı incelemeler, bu sinyallerin tamamının aslında Dünya’daki yerel kaynaklardan ve yörüngede dolanan yapay uydulardan yayıldığını gösterdi. Böylece 3I/ATLAS’ın üzerinde aktif bir radyo vericisi taşımadığı kesinleşti.
‘Oumuamua ve Borisov’dan Sonra Üçüncü Gizem
Bilim insanları, yıldızlararası ortamdan sistemimize giren cisimleri yakından takip ediyor. İlk kez 2017 yılında tespit edilen sıra dışı yapısıyla dikkat çeken 1I/’Oumuamua, ardından 2019’daki 2I/Borisov ve son olarak Şili’de keşfedilen 3I/ATLAS bu sınıfa giriyor. Bu cisimler, başka sistemlerin oluşum süreçlerine dair benzersiz kimyasal ve fiziksel veriler barındırıyor.
Araştırma ekibi, 3I/ATLAS üzerinde yaptıkları gözlemlerle olası bir vericinin gücüne de teknik sınırlar getirdi. Elde edilen verilere göre, cisim üzerinde 10 ila 110 watt arasında güç üreten ev tipi bir elektronik cihaz seviyesinde bile bir verici bulunmuyor. Bu durum, cismin tamamen doğal bir kuyruklu yıldız olduğu tezini neredeyse kesin olarak doğruluyor.
Gelecekteki Keşifler İçin Önemli Bir Eşik
Her ne kadar bu taramadan uzaylı teknolojisi bulgusu çıkmamış olsa da, çalışma astrofizik dünyasında büyük bir referans noktası oluşturuyor. İnsanlığın uzaya gönderdiği Voyager araçları da milyonlarca yıl sonra başka sistemler için benzer birer yabancı teknoloji nesnesi haline gelecek. Bu yüzden, doğal yıldızlararası cisimlerin radyo spektrumundaki davranışlarını anlamak, gelecekte karşılaşılabilecek gerçekten sıra dışı yapıları ayırt etmede kritik rol oynayacak.
Kaynak: Hürriyet






