Sahanın Değil Kasanın Yangını: Kartların Bedeli Ağır
Bakın beyler, hanımlar; biz sahada top oynanıyor sanıyoruz ama aslında milyarlık kulüplerin kasasından servet buharlaşıyor. Fenerbahçe ve Galatasaray arasındaki son 20 randevunun bilançosu çıktı. Öyle böyle değil, hakemler adeta ‘kart dağıtma memuru’ gibi çalışmış. Tam 15 kırmızı, 142 sarı kart! Şimdi ‘Ee ne var bunda, derbi dediğin sert olur’ diyenler çıkacaktır. Kazın ayağı öyle değil. Bu kartlar sadece oyun dışı kalmak değil, kulüplerin TFF’ye ödediği milyonluk cezalar ve o yüksek maaşlı topçuların tribünde otururken aldığı paraların boşa gitmesi demek.
Kırmızı Alarm: 15 Oyuncu Takımını Yaktı
Rakamlara biraz daha derinden bakalım. Son 20 maçta Fenerbahçe tarafında tam 10 oyuncu ‘erken duş’ almış. Roberto Soldado’dan Jailson’a, İrfan Can Kahveci’den Fred’e kadar listenin ucu bucağı yok. Galatasaray cephesinde ise 5 kırmızı kart var; Belhanda’dan Barış Alper Yılmaz’a kadar… Şimdi bu adamlar oynamadığında ne oluyor? Takım eksik kalıyor, puan kayıpları başlıyor, ardından da lig sıralamasındaki primler çatır çatır kesiliyor. Yani o kontrolsüz sinir, aslında başkanların ve kulüp yöneticilerinin en büyük korkulu rüyası haline gelmiş durumda. Bir oyuncunun tek bir anlık öfkesi, kulübün şampiyonluk yolundaki milyon dolarlık ayak bastı parasını tehlikeye atıyor.
Sarı Kartların Gizli Maliyeti
Peki ya o 142 sarı karta ne demeli? Disiplin yönetmeliklerine göre her kartın bir maddi cezası var. Kulüpler bir sezonda sadece kart cezaları yüzünden orta ölçekli bir fabrikanın cirosu kadar parayı federasyona hibe ediyor. İşin ekonomik boyutu sadece para cezasıyla da bitmiyor. Kart sınırına dayanan oyuncu risk alınca bir sonraki maçı kaçırıyor. Bu da teknik direktörün planını, dolayısıyla takımın sahadaki performansını ve doğal olarak yayın gelirlerini etkiliyor. Marka değeri düşen bir ligde, kimse kavga gürültüden başka bir şey vaat etmeyen bir derbiye dünya kadar yayın parası ödemek istemez. Futbolun kalitesi düştükçe, o devasa sponsorluk anlaşmaları da teker teker masadan kalkıyor.
Yatırımın Karşılığı Bu Mu?
Kulüpler transfer döneminde milyonlarca euro harcayıp ‘yıldız’ getiriyor. Ancak bu yıldızlar sahada sakin kalmak yerine agresiflik dozunu kaçırınca, o milyon euroluk yatırımlar tribünde çekirdek çitlerken izleniyor. Mesela Fred ya da Kerem Demirbay gibi oyunun kaderini değiştirecek isimlerin cezalı duruma düşmesi, kulübün o hafta için yaptığı tüm yatırımı çöpe atmasıdır. Vatandaşın cebinden çıkan stadyum bileti ve dijital yayın paraları da cabası. Taraftar sahada futbol görmek istiyor, hakemin elindeki kartı değil. Bu kaos futbolun değil, ekonominin de en büyük düşmanı. Eğer bu kart trafiği böyle devam ederse, kulüplerin borç batağından çıkması hayalden öteye geçemez.






