Futbol dünyasının ‘Special One’ı Jose Mourinho, Lizbon’un büyüleyici atmosferinde bir kez daha tarih yazarken, sadece bir galibiyetin değil, aynı zamanda köklü bir aidiyetin de hikâyesini anlatıyor. Şampiyonlar Ligi’nin kaotik ama bir o kadar da estetik doğasında, Benfica’nın Real Madrid karşısında imza attığı 4-2’lik zafer, futbol literatürüne ’90+8 mucizesi’ olarak geçti. Ancak bu başarının ardında, Mourinho’nun stratejik dehası kadar, Madrid yönetimiyle olan sarsılmaz bağı ve Arda Güler’in yükselen ancak gergin enerjisi yatıyor.
Florentino Perez ile Bitmeyen Dostluk ve Madrid Ruhu
Mourinho’nun maç öncesi ve sonrası yaptığı açıklamalar, onun sadece bir teknik direktör değil, aynı zamanda bir kriz ve itibar yönetimi ustası olduğunu kanıtlar nitelikteydi. Portekizli çalıştırıcının, ‘Real Madrid’den kovulmadan ayrılan az sayıdaki isimden biriyim’ vurgusu, Santiago Bernabeu koridorlarında bıraktığı izzetin bir nişanesi olarak okunmalı. Florentino Perez gibi zor beğenen bir başkanla hâlâ mesajlaşıyor olması, Mourinho’nun futbolun en üst seviyesindeki diplomatik gücünü gösteriyor. Perez’in Benfica imzası sonrası gönderdiği tebrik mesajı, aslında Mourinho’ya duyulan saygının bir yansıması. Mourinho, ‘Sonsuza dek Madrid taraftarı kalacağım’ diyerek profesyonellikle duygusallığı aynı potada eritiyor, ancak sahaya çıktığında eski aşkına acımayacağını da 90+8’de kalecisini rakip ceza sahasına göndererek ispatlıyor.
90+8’de Gelen Mucize: Trubin’in Golüyle Tarihi Başarı
Estadio da Luz’da yaşananlar, bir taktik tahtasından çok daha fazlasına işaret ediyordu. Benfica’nın gruptan çıkması için gereken o tek golün, 90+8’de kaleci Anatolii Trubin’in kafasından gelmesi, futbolun tanrılarının Mourinho’ya bir hediyesi gibiydi. Maçın son anlarında risk almaktan çekinmeyen usta teknik adam, ‘Beni ancak yenildiğimde öldürürsünüz, şimdi saygı zamanı’ diyerek eleştiri oklarını bir kez daha kalkanıyla göğüsledi. Maçın diğer tarafında ise bir ‘Arda Güler draması’ yaşanıyordu. Genç yıldızın Mbappe’ye yaptığı şık asist, klasını konuşturmaya yetti ancak oyundan alınırken Alvaro Arbeloa’ya gösterdiği ‘Hep ben’ tepkisi, Madrid içindeki hiyerarşik sancıların ve genç yeteneğin oynama arzusunun bir dışavurumu olarak kayıtlara geçti. Bu maç, Real Madrid’in ilk 8 dışına itilmesiyle sonuçlanırken, Mourinho’nun Benfica’sı küllerinden doğarak son 24 takım arasına adını altın harflerle yazdırdı.






