Zaferin Perde Arkasındaki Gerçek Fatura
Dün gece, ay-yıldızlılarımız sahadan zaferle ayrıldı; hepimiz coşkuyla izledik, gurur duyduk. Bu güzel tablonun hemen ardından, 27 Mart 2026 Cuma günü itibarıyla, Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ve Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Ethem Hacıosmanoğlu’nun soyunma odasına kadar inerek tebrikleri yağdırması da, sporun birleştirici gücünün somut bir göstergesiydi. Maçın ardından teknik direktör Vincenzo Montella ve milli futbolcular tek tek kutlandı, Dünya Kupası yolundaki kritik Kosova maçı için başarı dilekleri iletildi. Peki, bu coşkunun, bu takdirin ve bu ziyaretlerin vatandaşın cebine yansıyan ‘görünmeyen ekonomik faturası’ ne kadar oldu dersiniz? İşte o rakamları konuşmanın, o sessiz sedasız kabaran maliyetleri masaya yatırmanın zamanı geldi.
Kimler İçin Bu Harcamalar?
Bir milli maç galibiyetinin ardından yapılan bu üst düzey ziyaretler, elbette sadece bir ‘tebrik’ten ibaret değil. Cumhurbaşkanlığı makamının bir futbol maçına intikal etmesi, beraberinde ciddi bir operasyonel yük getirir. Cumhurbaşkanlığı uçağının seyahat maliyeti, güvenlik ekiplerinin deplasmanı, eşlik eden bürokratların harcırahları, konaklama giderleri… Bunların her biri, bizim vergilerimizle dönen kamu bütçesinden karşılanır. Federasyon Başkanı ve Bakan’ın da benzer şekilde, yanlarında getirdikleri heyetlerle birlikte yaptıkları seyahatler, otel masrafları, ikramlar gibi kalemler eklenince, sadece bir ‘kutu’lama için ortaya çıkan maliyet, öyle yabana atılacak cinsten olmaz. Ayrıca, milli takımın kendisinin deplasman masrafları, oyuncu ve teknik heyet primleri gibi kalemler de göz ardı edilmemeli. TFF’nin bütçesinin önemli bir kısmının devlet destekleri ve kamu iştiraki sponsorluklardan geldiğini düşünürsek, dolaylı yoldan yine sizin cebinizden çıkan paralarla bu çark dönüyor.
Peki Vatandaşın Cebine Nasıl Yansıyor?
Siz çarşıda, pazarda domatesin, etin fiyatına bakarken, benzine gelen zamları, kira artışlarını düşünürken, ekmeğin hesabını yaparken; bu ‘görünmeyen’ harcamalar sessiz sedasız artıyor, kamu kaynakları belli kalemlere doğru akıyor. Bu paralar, belki de sizin beklediğiniz bir hastanenin inşaatına, okulların onarımına, depremzedeler için yapılan konutlara, altyapı projelerine ya da tarıma destek olmak için kullanılabilecekken, spor diplomasisinin ve morale yönelik harcamaların içerisinde eriyip gidiyor. Elbette sporun ve başarının toplumsal motivasyona katkısı yadsınamaz. Ancak, bu katkının ekonomik bedelinin şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşılması ve bu harcamaların önceliklendirilmesi, ekonomik sıkıntılarla boğuşan bir ülkede temel bir beklentidir. Bu tarz harcamaların büyüklüğü, enflasyonist baskıyı da artırarak, orta ve uzun vadede yine vatandaşın alım gücünü etkileyen bir faktör haline gelebiliyor.
Gelecek Maç ve Devam Eden Fatura
Şimdi önümüzde, Dünya Kupası’na katılmak adına 31 Mart 2026 Salı günü oynayacağımız kritik Kosova deplasmanı var. Bu, sadece sportif bir mücadele değil, aynı zamanda yeni bir seyahat, yeni bir kafile ve yeni maliyetler demek. Milli takımımızın başarılı olması hepimizin ortak dileği. Ancak bu büyük hayalin ekonomik bedelini ve bu bedelin kimler tarafından ödendiğini sorgulamak, bir ekonomi şefi olarak benim görevim. Dünya Kupası hayali güzel, evet; ama bu hayalin ekonomik faturası, her geçen gün büyüyen bir kalem olarak karşımızda duruyor. Önemli olan, bu faturaların şeffaf bir şekilde ortaya konulması ve her bir kuruşun nereye harcandığının vatandaş tarafından sorgulanabilmesidir. Aksi takdirde, sahadaki zaferlerin coşkusu, cebimizdeki erimeyi gizleyen bir perde olmaktan öteye gidemez.






