Türkiye’nin bereketli toprakları alarm veriyor. Tarım sektöründe çalışanların yaş ortalamasının her geçen gün yükselmesi, sadece ekonomik bir veri değil, ülkenin gıda güvenliği için de ciddi bir tehdit unsuru haline gelmiş durumda. CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, bu kronikleşmiş soruna ‘dur’ diyecek radikal bir kanun teklifini Meclis gündemine taşıdı. Gürer’in hazırladığı teklif, tarımı bir ‘geçim kapısı’ olmaktan çıkarıp, gençler için cazip ve sürdürülebilir bir ‘gelecek vizyonu’ haline getirmeyi amaçlıyor.
Hazine Arazileri Gençlere Emanet: Bedelsiz Tahsis ve Finansman
Gürer’in kanun teklifi, genç çiftçilerin en büyük bariyeri olan ‘araziye erişim’ ve ‘finansman’ sorunlarını temelinden sarsıyor. Teklif yasalaşırsa, mülkiyeti kamuya ait olan ancak atıl durumda bekleyen tarıma elverişli araziler, 18-30 yaş arasındaki gençlere bedelsiz olarak tahsis edilecek. Ancak burada ‘üretim’ kırmızı çizgi olarak belirlenmiş durumda. Arazinin amacı dışında kullanılması veya üretimin durması halinde, tahsis derhal iptal edilecek. Bu stratejiyle, kamu kaynaklarının rant kapısına dönüşmesinin önüne geçilirken, toprağın gerçek sahibiyle buluşturulması hedefleniyor.
Finansal çıkmazda olan genç girişimciler için ise kamu bankaları aracılığıyla faizsiz kredi imkânı getirilmesi öngörülüyor. Uzmanlar, bu adımın özellikle seracılık, hayvancılık ve su ürünleri gibi yüksek başlangıç maliyeti gerektiren alanlarda devrim niteliğinde bir etki yaratacağını belirtiyor. Gürer’in teklifi, tarımı sosyal yardım mantığından çıkarıp, üretimi önceleyen profesyonel bir iktisadi faaliyet alanına dönüştürmeyi vaat ediyor.
Gıda Güvenliği ve Tersine Göçün Stratejik Şifreleri
Anadolu’nun boşalan köyleri ve büyükşehirlerin çeperlerine yığılan işsiz genç nüfus, Türkiye’nin sosyolojik bir gerçeği. Gürer, bu tabloyu tersine çevirmek için sosyal güvenlik ve sigorta prim yükünün devlet tarafından üstlenilmesini öneriyor. Genç çiftçilerin üretimde kaldıkları süre boyunca Bağ-Kur ve tarım sigortası primlerinin devlet tarafından karşılanması, üretim maliyetlerini minimize ederek gençlerin toprağına daha sıkı tutunmasını sağlayacak.
Ekonomi çevreleri, bu teklifin yasalaşmasının uzun vadede enflasyonla mücadelede de kritik rol oynayacağı görüşünde. Kırsalda genç iş gücünün kalıcı hale gelmesi, gıda arz güvenliğini sağlarken, lojistik maliyetlerin düşmesine ve raflardaki ürünlerin ucuzlamasına doğrudan katkı sunacaktır. Gürer’in vurguladığı gibi, ‘Üretmeyene değil, üretene destek’ anlayışı, Türkiye’nin tarımsal bağımsızlığı için artık bir tercih değil, bir zorunluluk olarak karşımızda duruyor.






