Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi’nden yükselen ses, sadece akademik bir buluşmanın ötesinde, Türkiye’nin ve dünyanın gözlerini “Kayıp Coğrafyalar” olarak tanımlanan Kudüs ve Doğu Türkistan’a çevirdi. Akademik Düşünce Eğitim ve Medeniyet Topluluğu ile Akademik Gelişim ve Düşünce Kulübü’nün öncülüğünde, çeşitli sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği içinde düzenlenen bu çarpıcı konferans, genç zihinlerde derin bir farkındalık tohumu ekti. Kongre merkezini dolduran öğrenciler ve akademisyenler, kadim medeniyetlerin beşiği olan bu toprakların güncel sorunlarına dair kritik bilgiler edinme fırsatı buldu. Bu etkinlik, yerel bir üniversitenin küresel meselelere nasıl ışık tuttuğunun somut bir kanıtı niteliğindeydi.
Doğu Türkistan’ın Perdesi Aralanıyor: Görülmeyeni Görmek
Konferansın ana konuşmacılarından yazar Taha Kılınç, 2025’te Doğu Türkistan’a gerçekleştirdiği sekiz günlük ziyaretin sarsıcı izlenimlerini katılımcılarla paylaştı. Kılınç, medya üzerinden gelen çoğu bilginin süzgeçten geçirilmiş veya eksik kalabildiğine dikkat çekerek, bu bölgelerde yaşanan gerçekleri anlamanın tek yolunun, oradaki insanlarla yüz yüze gelmek, onların kültürel ve dini pratiklerine yakından tanık olmak olduğunu vurguladı. “Sadece haberler yetmez, oradaki ruhu hissetmek gerekir,” sözleriyle, coğrafyanın sadece fiziksel değil, aynı zamanda manevi boyutuna da işaret etti. Bu çağrı, gençlerin küresel olaylara daha eleştirel ve empatiyle yaklaşması adına son derece değerliydi.
Mahzun Camiler ve Sessiz İbadetler: Gözden Kaçan İnsanlık Dramı
Kılınç’ın ziyareti sırasında çektiği ve konferansta izleyicilerle paylaştığı fotoğraflar, Doğu Türkistan’ın içler acısı durumunu tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. Özellikle ibadethanelerin, yani camilerin mahzun hali ve dini vecibelerin yerine getirilmesinde yaşanan ciddi engellemeler, katılımcıların yüreğini burktu. Bu görseller, sadece binaların değil, aynı zamanda bir halkın inanç özgürlüğünün ve kültürel kimliğinin nasıl baskı altına alındığını çarpıcı bir şekilde gösterdi. Bir medeniyetin temel taşlarından olan inanç ritüellerinin dahi kısıtlanması, uluslararası toplumun dikkatini çekmesi gereken büyük bir insanlık dramına işaret ediyor. Niğde’den yükselen bu ses, küresel vicdanın uyanışı için bir çağrı niteliğindeydi.
Tarihi Miras ve Gelecek Vizyonu: Kayıp Coğrafyaların Türkiye İçin Anlamı
Kudüs ve Doğu Türkistan, Türkiye için sadece uzak coğrafyalar değil, aynı zamanda ortak kültürel ve tarihi bağların, kadim medeniyet mirasımızın ayrılmaz bir parçasıdır. Bu konferans, genç nesillerin bu kadim bağları daha iyi anlamasına, tarihsel sorumluluklarının farkına varmasına olanak tanıdı. Üniversite bünyesinde bu tür etkinliklerin düzenlenmesi, sadece akademik bilgi aktarımının ötesinde, gençlerin küresel meselelere karşı duyarlılığını artırarak, onlara daha geniş bir dünya görüşü kazandırıyor. Bu, Türkiye’nin uluslararası alandaki etkinliğini ve insani duruşunu güçlendiren önemli adımlardan biridir. Kongre sonrası düzenlenen imza gününde Taha Kılınç’ın gençlerle uzun sohbetleri ve eserini imzalaması, bu bilgi alışverişinin ne denli derinlemesine olduğunu gösterdi. Niğde’den yayılan bu bilgi ve farkındalık ışığı, ulusal çapta bir domino etkisi yaratma potansiyeli taşımaktadır.
Yerelden Küresele Uzanan Bir Köprü: Farkındalığın Gücü
Bu tür organizasyonlar, yerel bir üniversite çatısı altında başlasa da, ele aldığı konuların evrensel ağırlığı sayesinde ulusal ve hatta uluslararası düzeyde yankı uyandırabilir. Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi’nin ev sahipliği yaptığı bu konferans, sadece Doğu Türkistan ve Kudüs’ün kayıp coğrafyalar olarak neden ele alındığını açıklamakla kalmadı, aynı zamanda bu bölgelerin stratejik, kültürel ve insani önemini de bir kez daha hatırlattı. Genç Memur-Sen Niğde İl Başkanı Emrah Karcıağa ve İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Efkan Uzun’un yazar Taha Kılınç’a teşekkür ve hediye takdimiyle sona eren resmi program, aslında yeni bir düşünsel sürecin başlangıcı oldu. Üniversite yetkililerinin de belirttiği gibi, bu programlar, gençlerin akademik ve kültürel ufuklarını genişletirken, aynı zamanda onlara küresel vatandaşlık bilinci aşılamaktadır. Niğde’de atılan bu adım, Türkiye’nin medeniyet coğrafyasındaki sorumluluğunun bir göstergesi olarak tarihe geçti.






