MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9808 ▲ %0,02
EURO 53,5307 ▲ %0,29
ALTIN 6.597,72 ▲ %0,66

Anadolu Tarımında Büyük Çöküş: Çiftçinin Feryadı Meclis Gündeminde

Türkiye’nin gıda güvenliğinin temel taşı olan Anadolu çiftçisi ve besicisi, tarihin en derin krizlerinden birini yaşıyor. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, üreticiden gelen mektupları paylaşarak tarım ve hayvancılıkta gelinen vahim noktayı gözler önüne serdi. Gürer’in okuduğu mektuplarda dile getirilen ‘intihar eşiğindeki üretici’ tablosu, tarım politikalarının sosyo-ekonomik bir yıkıma dönüştüğünün en somut göstergesi olarak kayıtlara geçti.

Girdi Maliyetleri ve İthalat Kıskacında Kaybolan Köyler

Üreticinin mektuplarına yansıyan temel sorun, kontrol edilemeyen girdi maliyetleri ile baskılanan ürün fiyatları arasındaki uçurum. Niğde ve çevre illerden gelen feryatlarda, domates üreticilerinin üç yıldır artan maliyetlere karşı ürünlerini sadece işçilik bedeline satabildiği, 30 yıllık aile miraslarının borç batağında yok olduğu vurgulanıyor. Özellikle karşılıksız çekler nedeniyle hapis cezası tehlikesiyle karşı karşıya kalan çiftçiler için 12. Yargı Paketi’nde bir düzenleme talep edilmesi, ekonomik krizin hukuki bir krize evrildiğini kanıtlıyor. Gürer, hayvancılık tarafında ise yem fiyatlarının bir yılda yüzde 100 artmasına rağmen kesim fiyatlarının yerinde saymasını ‘planlı bir bitiriş’ olarak nitelendiriyor.

Küçük aile işletmelerinin en büyük şikayetlerinden biri de Et ve Süt Kurumu’nun çifte standartlı uygulamaları. 200 başın altında hayvanı olan küçük besiciye getirilen kesim zorunluluğu, dev ithalatçı firmalara tanınmayan bir yük olarak üreticinin sırtına biniyor. Bu durum, kırsalda ahırların boşalmasına, okulların kapanmasına ve genç nüfusun toprağını terk etmesine neden oluyor. Uzmanlar, yerli üreticinin bu denli dışlandığı bir ekosistemde, gıda enflasyonunun düşürülmesinin matematiksel olarak imkansız olduğunu belirtiyor.

İhracat Yasakları ve Yanlış Planlamanın Bedeli

Ticaret Bakanlığı’nın kanatlı et ihracatını durdurma kararını da sert bir dille eleştiren Gürer, bu tür ani ve öngörüsüz müdahalelerin iç piyasada fiyatları düşürmediği gibi Türkiye’nin küresel pazardaki payını rakiplerine kaptırmasına yol açtığını ifade etti. Geçmişte zeytinyağı ve salça örneklerinde görülen başarısız tablonun beyaz ette de tekrarlanması, tarımda ‘günlük kurtarma’ politikalarının iflas ettiğini gösteriyor. Türkiye, soya ve mısır gibi temel yem maddelerinde yüzde 90’lara varan dışa bağımlılığını kırmadığı sürece, ihracat yasakları sadece dış ticaret dengesini bozmakla kalıyor.

Sonuç olarak; sulama birliklerinin özelleştirilmesi, Akkaya Barajı gibi ekolojik felaketler ve plansız ithalat hamleleri, Türkiye tarımını sürdürülemez bir noktaya taşımıştır. Çözüm; geçici sübvansiyonlarda değil, girdi maliyetlerini düşürecek yapısal reformlarda, üreticiyi koruyan kamucu bir planlamada ve her şeyden önemlisi çiftçinin onurunu ve emeğini koruyan adil bir piyasa düzenindedir. Aksi takdirde, bugün tarlada silinen ayak izleri, yarın sofralarımızdaki boş tabaklar olarak geri dönecektir.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir