Bürokrasiden Sanat Atölyesine: Bir Sosyal Girişimcilik Hikayesi
Devletin zirve kademelerinde, Nevşehir dahil birçok şehirde uzun yıllar vali yardımcılığı ve kaymakamlık yapmış bir ismin emeklilik hayatı nasıl bir katma değere dönüşebilir? Nevzat Sinan, bu sorunun yanıtını ezber bozan bir formülle veriyor. Bürokrasinin soğuk yüzünden sıyrılıp ahşap yakma sanatıyla (pirografi) uğraşan Sinan, ürettiği her tablodan elde ettiği geliri doğrudan gençlerin eğitimine aktarıyor. Yani burada sadece hobi amaçlı bir zaman geçirme süreci yok; tıkır tıkır işleyen ve öğrencilere can suyu olan bireysel bir fon yönetim modeli var.
“Bu İşten Şehrin Kazancı Ne?” Diyenlere Net Cevap: Beşeri Sermaye
Bir Kayserili gözüyle her projeye, her faaliyete şu soruyla yaklaşırız: “Bu işten şehrin, esnafın, vatandaşın kazancı ne?” Nevzat Sinan’ın başlattığı bu süreç, tam bir sosyal girişimcilik örneği. Emekli bir mülki idare amiri olarak devletin kendisine sağladığı emekli maaşıyla yetinebilecekken, o eline yakma makinesini alıp dumanın ve ısının karşısına geçiyor. Günde saatlerce süren bu zahmetli emeğin sonunda ortaya çıkan eserler, piyasada hak ettiği değeri bulup nakde dönüştüğünde ise bu para lüks tüketime değil, doğrudan doğruya yarının profesörlerine, doktorlarına ve subaylarına burs olarak gidiyor. Şehrin en büyük kazancı, hiçbir devlet bütçesine yük olmadan finanse edilen bu nitelikli beşeri sermayedir.
Amasya’dan Nevşehir’e Uzanan Birikimin Tablolara Yansıması
Nevzat Sinan’ın sanat geçmişi aslında öğrencilik yıllarına dayanıyor. Ankara’da üniversite okurken okul harçlığını çıkarmak için başladığı bu iş, yıllar sonra mülki idarecilik yaptığı şehirlerin hafızasını koruyan bir araca dönüşmüş. Nevşehir’in tarihi dokusunu, Amasya’nın estetiğini ahşap plakalara nakşeden Sinan, sanatının üç temel unsurunu sabır, sebat ve emek olarak tanımlıyor. Bazen tek bir Atatürk tablosunun yapımı iki yılını alıyor. Çıkan duman gözleri yaşartsa da, ortaya çıkan eserin satılıp bir öğrencinin daha yurt masrafını veya kitap ihtiyacını karşılayacağını bilmek bu zahmeti bir yatırıma dönüştürüyor.
Eğitim Fonlayan Bir Sanat Atölyesi
Bugün yüzlerce öğrencinin mezuniyetine vesile olan, onları meslek sahibi yapan bu sistem sadece tablolarla da sınırlı kalmıyor. Kaleme aldığı kitapların gelirlerini de aynı havuza aktaran emekli bürokrat, bireysel olarak bir şehrin yapabileceği en akıllıca yatırımı yapıyor: İnsana yatırım. Kültürel mirası ahşap üzerinde ölümsüzleştirirken, diğer taraftan o mirası geleceğe taşıyacak gençlerin ceplerine harçlık koyuyor. Bu ticari zeka ve toplumsal fayda dengesi, her yöneticinin emeklilik planına örnek teşkil edecek türden ciddi bir başarı hikayesidir.
Kaynak: Nevsehirkent Haber






