Anadolu’nun Kayıp Genleri Gün Yüzüne Çıkıyor
Türkiye’nin biyolojik çeşitlilik haritasında henüz keşfedilmemiş noktalar, bilim insanlarının titiz çalışmalarıyla bir bir aydınlanıyor. Selçuk Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Kuddisi Ertuğrul ve ekibi, Orta Toroslar’ın sarp kayalıklarında yürüttükleri saha çalışmalarında, dünya literatüründe daha önce hiç kaydı bulunmayan dört yeni bitki türünü keşfetmeyi başardı. Bu keşif, Türkiye’nin sadece bir tarım veya sanayi ülkesi değil, aynı zamanda dünyanın en önemli genetik rezervlerinden biri olduğunu bir kez daha kanıtladı.
Konya, Karaman ve Antalya Hattında Büyük Keşif
Uzun soluklu bir araştırmanın meyvesi olan bu keşif, öyle tesadüfen gerçekleşmiş bir olay değil. Ekip, Türkiye genelinde tam 45 ilde ayak basmadık yer bırakmadı. Toplanan bin 500’e yakın canlı örneği, dünya genelindeki 25 farklı herbaryumdan alınan verilerle kıyaslandı. Sonuç ise tek kelimeyle çarpıcı: Konya, Karaman ve Antalya illerini kapsayan Toros Dağları silsilesinde, ‘kayagülü’ (Aethionema) cinsine ait dört yeni tür belirlendi. Bilim dünyasına ‘Beyşehir kayagülü’, ‘Sultan kayagülü’, ‘Akseki kayagülü’ ve ‘Göktepe kayagülü’ isimleriyle takdim edilen bu bitkiler, uluslararası saygınlığı olan Plants dergisinde yayımlanarak tescillendi.
Türkiye Dünyanın Kayagülü Merkezi Oldu
Proje yürütücüsü Prof. Dr. Kuddisi Ertuğrul’un paylaştığı veriler, ülkemizin bu alandaki hakimiyetini gözler önüne seriyor. Dünya üzerinde yaklaşık 70 türü bulunan kayagülü bitkisinin tam 51 türü Türkiye topraklarında yetişiyor. Daha da önemlisi, bu 51 türün 37’si endemik, yani dünyanın başka hiçbir yerinde doğal olarak bulunmuyor. Toroslar’ın bin 100 ile 2 bin metre arasındaki kireçtaşı ve serpantin kayalıklarında hayata tutunan bu yeni türler, Anadolu’nun zorlu coğrafyasının nasıl bir mucizeye ev sahipliği yaptığını gösteriyor.
Sadece Bir Çiçek Değil, Bir Miras
Bu yeni keşfedilen türler, Selçuk Üniversitesi Fen Fakültesi bünyesinde yer alan ve yaklaşık 30 bin örneklik devasa bir koleksiyona sahip olan KNYA Herbaryumu’na dahil edildi. Bilimsel analizler; morfolojik, moleküler ve kromozom düzeyinde yapılan detaylı incelemelerle desteklendi. Şu an için halk arasında yaygın bir kullanım alanı bilinmese de, bu türlerin genetik şifreleri gelecekte tıp veya farmakoloji alanında devrim yaratabilecek potansiyele sahip olabilir. Ayrıca, hazırlıkları devam eden 70 ciltlik ‘Resimli Türkiye Florası’ projesiyle bu zenginlik, gelecek nesillere görsel bir miras olarak aktarılacak. Türkiye’nin bu biyolojik atağı, uluslararası botanik dünyasında da ses getirmeye devam ediyor.






